Gelin Sizi Kitap Kulübü ile Tanıştırayım.

Gelin sizi, Abonelik modeline sahip kitap odaklı e-ticaret girişimi Kitap Kulübü ile tanıştırayım.

Üyelerinin düzenli kitap okumasını sağlamak üzerine kurulan platformla ilgili merak edilenleri okumaya lütfen devam edin.

Hatırlayacağınız üzere girişimlerin kendilerini ücretsiz tanıtma olanağı buldukları Çay Kahve İnsan platformundan daha önce de sizlere bahsetmiştim. YouTube üzerinden yayınlanan videolar ile insanlara değer üreten ve faydalı içerikler oluşturan Çay Kahve İnsan’ın İş ortakları arasına katıldım. Bu yazı dizisini hazırlarken amacım hem girişimleri size tanıtmak hem de bulundukları alanla ilgili detaylı bilgi verebilmek.

 

 

Kitap Kulübü Nedir?

Kitap Kulübü, sistemine dahil olan herkesin düzenli kitap okumasını sağlamak, abone olanların kitaplara erişimini kolaylaştırmak, takipçilerin ise gündelik hayatlarına renk ve aynı anda bilgi katmak için kurulmuş.

Kitap kulübü, kişilerin ayda 49.90 kuruş vererek abone olduğu ve ayda 4 tane kitabı e-ticaret yöntemi ile satın aldığı “kargosunun da bu fiyatın içine dahil olduğu” bir kitap satış platformu.

.

Kitap Kulübü Abonelik

Kitap Kulübünün iki tür abonelik sistemi var. Edebiyat Kulübü ve Profesyonel Gelişim Kulübü. Sisteme üye olanlar tüm yıl aboneliklerine devam ettikleri taktirde yıl boyunca 52 kitap satın almış oluyorlar.

 

 

Kitap Kulübü ile yakınlaşmak için sosyal hesaplarını takip edebilirsiniz.

Kitap Kulübü web sitesi

Kitap Kulübü Facebook

Kitap Kulübü Instagram

Kitap Kulübü Twitter

.
Kitap kulübünün kurucusu sevgili Fatih Güner, kendisi eski tanışlarımdan biridir ancak çok uzun zamandır görüşmüyoruz. Fatih’e hedefleri doğrultusunda ilerleyeceği bu yolda başarılar diliyorum.

 

 

.

.
Aşağıda Çay Kahve İnsan ekibinin Fatih Güner ile yaptığı röportajın tam metnini bulabilirsiniz.

Kitap Kulübü kitap okumayı seven insanların aylık belirli bir ücret ödeyerek abone oldukları ve kitapları %50’den fazla indirimlerle ücretsiz kargo ile onlara her ay gönderdiğimiz ve sosyal medya kanallarımız vasıtasıyla onlara her hafta bir kitap okumaya dair motive ettiğimiz bir kitap platformudur.
Ben okumayı 3,5 yaşımda öğrendim ve 7 yaşımdan beride yatmadan öncede her gece mümkünse yarım saat ve bir saat kitap okuyorum. Bu aralıkta kitap okuyorum. Ama son üç dört senede özellikle sosyal medyayı çok daha aktif kullanıyorum. Ve internette okuduğum makalelerin kitap okumakla eş değer olduğu gibi bir illüzyona kapıldım artık. Bunun bir illüzyon olduğunu fark ettiğimde dedim ki benim daha fazla kitap okumam lazım ve kitap satın alıyorum ama hep rafta kalıyor ve hatta bu hastalığın adı bile var literatürde tıp literatüründe ama hep rafta kalıyor kitaplar sadece kitap satın almayı seviyorum okumayı sanki sevmiyorum. Dolayısıyla da bundan üç ay önce dedim ki ben böyle bir komünite kurmak istiyorum bir kitap kulübü olsun insanlar beni motive etsin ben insanları motive edeyim ve her hafta benim seçtiğim bir kitabı çünkü zevkli kitap seçtiğime inanıyorum. Kitabı hep birlikte okuyalım dedim ve insanlar üç hafta sonra dediler ki Fatih çok güzel gaza geliyoruz ama her hafta bir kitap edinmek çok zor oluyor. Acaba bunu aylık aylık bize söylesen ne olur dedi. Bende içimden dedim ki ya bunları aslında aylık aylık satsam ne olur dedim. Ve ortaya beş günde ortaya çıkarttığım bir internet sitesi koydum beyazyakakitapkulubu.com diye ve sonra bir baktım 8 günde 160 tane abone aldık. Dedim ki ne oluyoruz burada gerçekten demek ki insanlar da benim gibi kitap okumak istiyorlarmış ve hemen kitapkulubu.com.tr satın aldık bütün siteyi oraya taşıdık. Ve edebiyat kategorisi ekledik. Dolayısıyla sadece beyaz yakalıları değil edebiyat severlere de hitap etsin.
Edebiyat sever edebiyata abone olsun beyaz yaka seven beyaz yakaya abone olsun dedim ve şu an 380 abonesi olan bir kitap kulübü oldu. Şu an hedefleri olan 3 senelik stratejisi olan bir iş modeline döndü. Dünyada bir örneği de yok ve bu sayede şu anda haftada 2-3 kitap okuyorum çünkü bundan altı ay önce bodruma taşındım ailecek. İstanbul keşmekeşinden bıktım. Trafikte geçirdiğim vakti artık kitap okumaya harcıyorum. Benim bu heyecanım gördüğüm kadarıyla insanlara da hissettirebilmişim. Ve insanlarda abone oldular ve geçen ay gönderdiğimiz kitaplar her ne kadar 100 TL etiket fiyatı gibi fiyatı olsa da biz 49.90’a 4 tane kitap gönderdik insanlara ve şu an okuyorlar. Teşekkür mailleri alıyoruz Fatih sayende kitap okumayı geri kazandık falan diye. Çok mutlu oluyorum. Dediğim gibi bir iş modeline döndü böyle.

 

Kitap kulübü abonenin ayda 49.90 kuruş vererek abone olduğu ayda 4 tane kitabı e-ticaret yöntemi ile satın aldığı kargosunun da bu fiyatın içine dahil olduğu bir kitap satış platformu. Ancak sıradan bir kitap satış platformu gibi kitapları sıradan bir satış platformu gibi kitapları gönder işimiz bitti gibi bir dünyamız yok. Neden? Çünkü verdiğimiz kitaplar her ay seçilen kitaplar değil günde 25 dakika 45 dakika arasında okunarak haftada bitirilebilecek kitaplar dolayısıyla ayda 4 kitap olmasının sebebi var. Haftada 1 tane kitap okutuyoruz insanlara. Mart ayının kitapların etiket fiyatı 112 TL kitapları internetteki her hangi bir platformdan %30 indirimle aldığımızda 85 TL tutuyor oysa bizim kitap kulübümüzde hala 49.90 TL nasıl oluyor bu? Yayınevlerine diyoruz biz sizden kesin satın alma yapıyoruz. Abone sayımız ne kadarsa o kadar satın alıyoruz. zaten gönderim bedeli belli fatura kesim bedeli belli bunun gideri belli buradan büyütmeye çalışıyoruz işi. Bu sayede kitapları uygun fiyata verebiliyoruz. Ayrıca insanların şuan yaşadığı en büyük sıkıntı şu kitap seçimi gittiğiniz herhangi bir kitapçıda rahatlıkla kitap bulmakta zorlanıyor insanlar, sizde zorlanıyorsunuz bende zorlanıyorum. Neden? Çünkü rafta aradığım kitap olmayabiliyor. Aradığım yazarın o kitabı olmaya biliyor. internetten satın almaya kalktığımda işte kargo ücreti bedavaya gelsin diye 3 tane kitap daha ekstra ekliyorum bir bakmışım gelen kitaplar aslında tamda istediğim gibi eğlenceli kolay okunabilir rahat akıcı kitaplar değil sıkıcı kitaplar bazen var sıkıcı kitaplar var dolayısıyla kitap kulübünde alametifarika olarak küratör var. Mesela beyaz kulübünün küratörü benim. Edebiyat kulübünün küratörü başka birisi ama bu konuda uzman bir kişi yani edebiyat kitabı seçme konusunda uzman bir kişi. Kitapları o seçiyor.

.
Amacım şu; doğru kitaplar seçilirse o kulübün aboneleri küratörle duygusal bir bağ kuruyor. Bu bağda bir sonraki ay gelecek olan kitapların kesin kaliteli olduğu gibi bir insanları güvene sevk ediyor bu güven ilişkisi eğer küratörle okuyucu arasında kurulursa inanılmaz bir fiyat avantajı da olduğu için abone sayımızı artırabileceğimizi düşündüğümüz bir kitap kulübü biz insanların her hafta bir kitap okumaya motive ediyoruz. Ve okuyabilecekleri kadar kaliteli ve kolay okunabilir rahat üstelik bilgi dolu bir kitabı onlara sunuyoruz. Kitap kulübü aslında benim toplumsal duyarlılığımdan bir yandan da ortaya çıktı çünkü neden Türkiye’de eğitimle ilgili bazı sorunlar olduğu aşikâr.

.
Kitap okumakla ilgili bazı sorunların olduğu aşikâr. Dolayısıyla insanlar daha fazla en azından haftada bir bırak ayda bir kitap okutabilmeyi başarmak bambaşka bir şey illa bizim kulübümüze abone olmak zorunda değil kulübe katılmak için. Seçtiğimiz kitabı gidip kendisi satın alabilir. Satılmak istemediği bir kitabı almasın 4 kitaptan 2 tanesini alsın yeter ki okusun dedim ancak için içerisine girdikçe bazı verilerle karşılaştım. Çok şaşırtan veriler mesela Türkiye’de 2015 yılında 600 milyon tane kitap satılmış inanılmaz rakam ama 600 milyon kitabın 450 milyon tanesi ders kitabı. İstatistiklere bu giriyor geri kalan 150 milyon kitabın 50-60 milyon civarı dini kitap geri kalanı 90 milyon kitap içerisinde kurgu, profesyonel gelişim , kişisel gelişim, psikoloji, sosyoloji…

.
Ne kitaplar var ve dünyanın en büyük 17.pazarıyız kitap satış anlamında 600 milyon kitap rakamı ile inanılmaz bir rakam . İkincisi Türkiye’de 2015 yılında 52 bin farklı başlıkta kitabın yazıldığı, basıldığı bir Pazar dünyanın en büyük 5. pazarı. Bu anlamda bu verileri işin içine girdikten sonra aslında o kadarda kötü durumda değiliz . Baya umutluyum umutlandım bu sayede rakamlara bakınca bu rakamlar sayesinde de dedim ki ama bu rakamların yanında tabi kötü rakamlarda var. Şöyle; kötü derken nispeten daha az iyi rakamlar şöyle mesela 52 bin farklı kitabın %96’sı 2. baskıyı yapamıyor. Bir baskı 1500-3000 kitap arasında değişiyor bir yayınevi için dolayısı ile ikinci baskıyı yapmadığı zaman ne oluyor daha fazla insan tarafından okunamıyor. Ama bunun ayrı sebepleri var kitap dağıtım ile sorunlar var Türkiye’de kitap dağıtımı maalesef biraz tekelleşmiş durumda tekelleştiği içinde insanlar kitapçıya gittiğinde kitapçıda zaten o kitabı görememe ihtimalleri çok yüksek olduğu için o kitapla buluşamıyorlar o kitaba erişemiyorlar. Şimdi yayınevi işletmekte çok zor. Türkiye’de yayın evi piyasası bizim piyasalarımız gibi 30 gün vadeyle çalışalım peşin paralar hesabımıza yatsın öyle bir dünya yok. 6-7 aylık vadeden dönen bir piyasadan bahsediyoruz. Dolayısıyla kitabı satıyor sattığını düşünüyor ya da . 1.500 tane basmış bir (Tıtle’dan) bir başlıktan 1.500 tane basmış kitabı sattığını düşünüyor. 500 tanesini bir dağıtımcıya veriyor iki ay geçiyor dağıtımcı 450 tanesini iade ediyor. Sattığı 50 tanesinin parasını da 6 ay sonra ödüyor. 6 ay sonra o kitaptan bir seri daha isteyebiliyor ama yine 20 tane satıyor neden çünkü rafa çıkmıyor kitap belli algoritmalarla şubelere dağıtılan ve şubelerde dolayısıyla kitap arayan insanların bulamadığı internete dadanmak zorunda kaldıkları interneti de inanılmaz kötü bir kategorizasyon sayesinde kitabı göremeyen kitaba ulaşamayan insanlar var. Türkiye’de dolayısıyla kitaplar ikinci baskıyı yapmıyor. İkinci baskıyı yapsa başaracak ama olmuyor. İkinci baskıyı yapan kitaplar zaten çok bariz kitaplar okuyorlar mı okumuyorlar mı insanlar bilmiyoruz ama 300 bin satıyor falan..

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir