Yazan: Fundalina | Kategori: Görselim | Tarih: 18-10-2009



Ruhunun haritasını çıkaracağından korkan tablodaki kız.
“Terebentin”


Cep telefonu ile 3 dakikayı geçen konuşmalar yapılmasına sinir oluyorum. Baktım konuşmanın süresi uzuyor, gerildikçe geriliyorum telefonu çat diye kapatıp çığlık atmak istiyorum.
Bazen ayıp olacak diye kapatamıyordum da… süre uzadıkça; önce ses tonum değişiyor, sonra soğuk terler dökmeye başlıyorum. Tıp dünyası buna acil çözüm bulsun, tüm doktorları göreve çağırıyorum.
Telefonlarımızda 3 dakikayı geçtiğinde otomatik ses kaydı devreye girse… Hani insanların kontörü bitince uyarı geliyor ya işte öyle… Mesela; “Dikkat, bu konuşma gittikçe gergin bir hal almaktadır, telefonda aradığınız kişi her an öfke nöbeti geçirebilir, sözlerini toparlayınız ve 10 saniye içinde bu görüşmeyi sonlandırınız” şeklinde.
Bütün insanlar yaşamlarının en az bir döneminde kendilerini yapayalnız kalmış kişi gibi duyumsarlar. Ve de gerçekten yalnızdırlar. Yaşamak, gizemli bir gelecekte varacağımız yere gitmek için geçmişte bulunduğumuz yerden yola koyulmak demektir. Yalnızlık, insan duygusunun en derindeki gerçeğidir. Yalnız olduğunu bilen ve bir başkasını anlayan tek varlık insandır… “Yalnızlığın Diyalektiği – Octavio Paz”
http://happygrasshopper.blogspot.com/2009/09/its-end-of-world.html




Kadınlar hayatı, erkekler dünyayı tanır…

Geçmişte yapmış olduğum bazı hatalardan dolayı vicdan azabı çektiğim için (özellikle yalnız kaldığım zamanlarda) kendime sinir oluyorum.
Yaptığım bir hatadan dolayı kendime sinir olduğumda, karanlık – hiç ışık girmeyen bir odaya kapanıyorum. On dakika sonra korkup, kendimi affediyorum.

Saçı uzayan kadının saç uçlarına aklı da dolanır. Dolanan akıl takılır bir yerlere, uyuyan yılanı deliğinden çıkarır. Savuralım saçlarımızı da, pırıltılarımızı saçalım orta yerlere… Ne aklımız kısadır, ne de zekamızın gidemediği o en uzak nokta diye bir yer var. Kadınlar geliyor açılın, bak saçlarını da savuruyor ışığıyla aydınlanın.

Birine karşı onun haberi olmadığı halde haksızlık yaptınız mı; bu yüzden kendinizden mi yoksa ondan mı nefret ediyorsunuz?
Ölmüş biri aklınıza geldiğinde: Onun sizinle konuşmasını mı yeğlersiniz, müteveffaya son bir şey söylemeyi mi?
Hangi sorunlar iyi bir evlilikle çözülür?
Ona dokunduğunuz için bir kadının ellerinde, gözlerinde, dudaklarında heyecan, arzu vs belirtileri gördüğünüzde bunu kişisel olarak mı alırsınız?