Şarap içtiğimiz her an özeldir

1998 Yılında ilk içtiğim şarap Buzbağ idi. İlk yudumundan aldığım tat hala damağımda… Pek çokları gibi ben de Buzbağ’ın en kötü tarafının fiyatı olduğunu düşünmüşümdür. Buzbağ’ı içtiğiniz zaman, erişilmesi zor o pahalı şaraplara layık raflara koyarsınız gönlünüzde… Aşk; hep uzun geceler, mum ışığı ve şarapla anılır hatıralarda. Bu sebeple aşka dair ne varsa birazda şarabı hatırlatır bana. Bu duygularla Köşebaşı Restoranında özel bir şarap tadım gecesine katıldım. Daha önceleri de geldiğim Köşebaşı, 1995 yılından beri Adana ve Tarsus yöresi et yemeklerinin geleneksel tariflerden kaynaklanan lezzetleri modern bir mekanda sunuyor. Bahçe içerisinde açık bir havada sohbet etmeye başlıyoruz. Anadolu’da M.Ö. 2000 yılında yapımına başlanan şarabın, Cumhuriyet Şarabı olarak adlandırılan Buzbağ haline dönüşümünü hep birlikte konuşuyoruz.
Masa oldukça kalabalık, açılışı Buzbağ Beyaz ile yapıyoruz. Aslında beyaz şarabı soda ile hafifleterek içmeye alışkınım. Haydari ve Abaganus ile beyaz şarap damağımdan yağ gibi kayıyor. Elim Buzbağ Klasik kadehine gidiyor. Vişne rengi, ortası kan kırmızı bu şaraba gönülden bağlıyım. Bana; tutkulu ve yakıcı, onsuz yapamayacağımı her yudumunda anladığım tatlı bir aşk gibi geliyor. İçindeki meyve özleri iştah açıyor. Gavurdağı ve Toros ile şarabın birleşimi harika. Baharatlarla karılan tatlar damağım için tam bir şölen. Çiğ köfte genellikle tercih etmediğim bir meze olmasına rağmen bu defa hoşuma gitti.

Kadehin içine baktığımızda gördüğümüz ışıkla renk değiştiren şarabın hangi tür ait olduğunu tahmin edebiliriz. Pembe renkler şarabın gençliğini gösterirken, dinlendirilerek üretilen şaraplar; puslu, kenarlarda kahverengi tonlar içeren koyu yakut rengini alır. Sıra geldi üzümün yetiştiği bölgenin şarabıyla, yöresel yemeklerin tadımına… Buzbağ Öküzgözü ’nün rengi daha pembemsi ve açık renk. Tatlı ve hafif içimli, meyve tadı baskın bir şarap. Bende uyandırdığı duygu pembe hayallerle ve çekingen bakışlarla taze ve tatlı bir aşk gibi. Şarapla tanışmak isteyenler için mükemmel bir çöpçatan olabilir. Fındık lahmacun ve minik peynirli pideler ile çok yakışıyor. Makarna ve peynir çeşitleri ile, tatlı-tuzlu dengesinin tam uyumlu olacağını düşünüyorum. İçli köfte ve patlıcanlı söğürme ile denediğimde yiyeceğin tadı ağır geliyor. İçtiğimiz şaraplar bakışlarımızı ve sohbetimizi yumuşattığını görüyorum. Bir arkadaşım, “Bizim ailede şarap özel günlerde içilir” sözüne “Şarap içtiğimiz her an özeldir” diyorum, hep birlikte gülümsüyoruz. Sanırım masanın en şarap severi benim.

Yıllar önce film festivalinde izlediğim Mondovino aklıma geliyor. Doğasını algıladığımız şarabın zor ve maceralı yolculuğunu anımsıyorum. Film arasında ikram edilen Kayra Cumartesi şarabının yarattığı anlamlı sürprizi ve ürün tanıtımı açısından önemini anlatıyorum.

Şimdi önümde daha koyu kırmızı renkte bir şarap var. Meyve kokuları yerini daha baskın olan baharat ve odunsu kokulara bırakmış. Benliğinizden kopup, kendinizi koyuverdiğiniz – derin olacağı belli, çekici ve iddialı bir aşk bu. Damakta diri ve güçlü bir tadı var. Diyarbakır yöresine ait Tarsusi kebap ve pideli şaşlığı önce koklayıp sonra Buzbağ Boğazkere şarabımla tadıyorum. Baharatlı kebaplar ile şarabım uyumu mükemmel. Şarap kebabın acısını ve baharatını hafifletip farklı bir tat sunuyor. Şefimize etlerin özelliklerini soruyorum. Pideli şaşlığın soya soslu dana etinden, Tarsusi kebabın ise hayvanın sırt kısmından yapılan Diyarbakır yöresine ait özel kebaplar olduğunu öğreniyorum. Etleri hazırlayan ekibin uzun süredir burada çalıştığını ve alanlarında uzman kişiler olduğunu söylüyor. Geçtiğimiz hafta izlediğim bir programda sunucu, şarap üreticisine tadı eşsiz bulunan şaraplarının sırrını sordu. Şarap üreticisi; “Kayalık ve kurak bir arazide bulunan üzüm salkımlarını göstererek, bu bölge kayalık ve çok kurak, bitkinin yeşermesi ve yetişmesi çok zor. Üzüm yaşayan bir canlıdır, eğer güçlüyse bu arazide kök salar. Yaşam koşulları zorludur, su bulabilmek için köklerini yer altındaki kaynaklara dek uzatmak zorundadır. Eşsiz kaynaklardan beslenen üzümler, sevgi ve saygı ile işlenir, tadı eşsiz şarabımın gizli sırrı budur” dedi. Gerçektende Diyarbakır’ın kurak topraklarında azimle tutunan üzüm salkımlarından yapılan Boğazkere çok özel bir şarap.

Finali bordoya yakın bir tonda baharatlı ve odunsu Buzbağ Rezerv ile yapıyoruz. Boğazkere’deki sertlik bunda yok, tarçın ve vanilya kokularını içime çekiyorum. Boğazkere ve Öküzgözü üzümleri ile işlenip 24 Ay meşe fıçılarda dinlendirilmiş özel bir şarap olduğunu öğreniyorum. Şarapla birlikte sunulan Terbiyeli şiş ve Pirzola Kaburga çok başarılı. Hafif ve damakta hemen dağılıyor. Buzbağ Rezerv olgun ve tamamlanmış, köklü bir aşk gibi. Kokusu çok çekici, bu tadı alabilmemiz için meşe fıçılarda tatlı tatlı dinlenmiş.

Şarabın cinsi, rengi, tadı değişse bile, hep aşkla kalkar havaya kadehler. Sağlığa, mutluluğa, hayata… Bizde son yudumlarımızı şerefe diyerek içiyoruz. Gecenin sonunda şarap çekmecemde kuzu kuzu yatan şaraplarıma yenilerini ekleyeceğim için mutlu oluyorum. Rezerv ve Boğazkere daimi misafirlerim – şarap içtiğim her an özel ise kalacak.

Şarap içtiğimiz her an özeldir 7 Yorum

  1. Sağlığa, mutluluğa, hayata… :)

    FriendFeed

  2. Şarabın cinsi, rengi, tadı değişse bile, hep aşkla kalkar havaya kadehler :)

    FriendFeed

  3. şarap elit bir içkidir

    FriendFeed

  4. saçma.. deli olana hergün bayram gibi bir genelleme yapmışsınız.

    FriendFeed

  5. şarap ve aşk hep yanyanadır

    FriendFeed

  6. ozi

    yaziniz insanda sarap icme istegi yaratiyor, tebrikler

Sizde Yorum Yazın!

(Gerekli)

Sosyal Medya Yorumları BackType