Sosyal Medyada Yapılan Müthiş İşler & Vasat İşler!

Sosyal Medya konusunda herkes bir şeyler söylüyor. Çoğumuzun kişisel hesabı var, paylaşıp duruyoruz. Aklımıza gelen her şeyi artık parmaklarımız dile getiriyor. Bir süredir MediaCat yayınlarından çıkan UnMarketing’in yazarı Scott Stratten’in Sosyal Medyada Yapılan Müthiş İşler & Sosyal Medyada Yapılan Vasat İşler isimli kitabını okuyorum. Üstelik altlarını çizip, not alarak… Çünkü önemli konular, basit ve örneklerle ifade edilmiş.

İster şirketinizin – markanızın sosyal hesabı olsun, isterseniz bireysel sosyal hesabınız olsun bu kitaptan öğrenilecek çok şey var.

Kitabın yazarı Scott Stratten; Viral, sosyal ve otantik pazarlama kurallarını kullanan unmarketing.com adlı sitenin yöneticisi. Bu siteden önce çok uluslu şirketlerde yöneticilik yapmış ve çalışmaları süresince sosyal medya gurusu olarak adlandırılmış. Bizlere “ister bir pizza satıcısı olun, ister dünya çapında bir rock yıldızı ya da uluslar arası bir şirketin CEO’su, önemli olan açık bir pencerenin olmasıdır. Çünkü dışarıya yalnızca o pencerelerle açılabilir ve gerçeği görebilirsiniz.”

Bence temel olarak Sosyal medyanın tanımını yapmış. İster kişi olun isterse bir kuruluş temsilcisi, sosyal medya dışarıya açılan penceremiz. Nasıl göründüğümüzü gösterebilmemiz için perdeleri aralayıp – içeriye temiz havanın girebilmesi için pencereleri açmak.

Gelelim kitaptaki detaylara ki, ben bu ters yüz edilerek ikiye bölünmüş bu kitabın Vasat işlerden okumaya başladım. Bu bölüm 34 alt başlıktan oluşuyor.

Kitabın açılışı “Yaptığımız söylediğimizden daha önemlidir.” Diyor ve markaların yaptığı hatalara geçiyor. Sosyal medya kullanıcıları olarak bizler de markalaştığımıza göre 😉 yapılan hataları kendi üzerimize almamız mümkün. Misyon bildirimi çokları tarafından önemsenmez oysa bu bölümde; misyon bildiriminin bir eylem olduğu ve markayla karşılaşan her müşterinin farklı bir deneyim yaşayarak misyon bildirimini baştan yazdığını belirtiyor. Sosyal medyada yapılan işlerin, marka algısını bir broşürün asla yapamayacağı kadar etkileyeceğini söyleniyor ve ekleniyor; eğer bir twitter hesabınız varsa orası sizin şirketinizdir, facebook duvarınız şirketinizdir. Sosyal medyanın kapılarını açarsanız insanların içeri doluşmasına ve sizin istediğiniz şeyleri değil, akıllarına gelen şeyleri söylemelerine hazır olun.

Bir markanın sosyal hesaplarını yönetenler için ise; müşterilerinin markalarına ait uzantıları değil – bizzat markayı temsil eden kişiler oldukları belirtilmiş. Başarılı olabilmeleri için şirket içindeki cevaplara ve kaynaklara erişimi olmaları gerektiği ve temel sorunlarla başa çıkabilmek için bir oyun planına daima ihtiyaç duyulacağı da eklenmiş.

Bir müşteri olarak niçin satın alıyoruz, neyi cazip buluyoruz sorusuna ise Groupon gibi fırsat sitelerinin sosyal ticaret psikolojisi üzerine etkileri örnek gösterilerek yanıtlanmış.

Sosyal ölçekler ve sayısı onları geçen sosyal hesaplar üzerine yapılan şu yorumu da yazmadan geçemeyeceğim. “Sosyal medyanın ne kadar fazla yerde olduğunuzla ilgili olmadığını ne kadar söylersem az; sosyal medya olduğunuz yerde muhteşem olmakla ilgilidir.”

Sosyal medyanın bir dinleme aracı olarak gücünün şiddeti de diğer bir konu. İnternet’teki sessiz konuşmaları dinleyerek, büyük kitlelerin pasif konuşmalarına kulak vererek, zamanla markanın nasıl şekillendiğini de görmek mümkün.

Spam, bülten gönderimi, yanıtlanmayan sorular, anında alevlenip büyüyen öfke, paylaşımlardaki samimiyet çizgisi… gibi konular, sosyal medyanın büyütecine takılan ve örneklerle açıklanan diğer konular.

Şu söz çoğumuz için geçerli sanırım. “Öfke hafta sonu tatili yapmaz, çevirim içi dünyada birkaç saat ayrılmak, gerçek dünyayı iki hafta terk etmek gibidir.” Takipçiler dökülmeye başlar, ıssız kalan hesabınız kontrolden yavaş yavaş çıkar.

Küçük şirketler için ise, rakibinizin berbat Facebook sayfalarının olması sizin için müthiş bir fırsattır ve tüm takipçilerinizle bilfiil ilişki kurmak ve onları dinlediğinizi göstermek şirketinizi bambaşka bir platforma taşır yorumu yapılıyor.

İtibar kazanmak için 1.000 tweet gerekir, kaybetmek için ise 1 tweet yeter. Biraz abartılı görünmesine rağmen çok ta haksız olmayan bir tespit 🙂 Tüm şirketler için son öneri ise kitabın son bölüm -Vasat Bir Son- ‘dan; “Eğer daha iyi olmak istiyorsanız daha iyi insanlar işe alın.” Bunu ve diğer yazdıklarını bir uyarı olarak göremeyenler için ise yazar; yeni bir kitaba başladığını ve uyarılarını dikkate almayanların bu kitaba konu olacağını şakacı bir dille ifade etmiş.

Sıkıldınız mı?

Sırada kitabı ters yüz ederek okumaya devam ettiğim “Sosyal Medyada Yapılan Müthiş İşler” var. 41 alt başlıktan oluşan bu bölüm 169 sayfa ve okuduğumuz, duyduğumuz, imrendiğimiz başarılı işlerin neden tepe noktada oldukları konusunda değerlendirmelere yer veriyor. Açıkçası vasat işleri okurken çok fazla şey öğrenmiştim. Kötüyü okumak daha kolay ve her zaman pay çıkarılabilecek bir şeyler bulmuştum. Müthiş işleri okumak ise sosyal medyada var olmak ve daha da sağlam durmak için, öneriler ve örneklerle dolu. Samimi, yaratıcı ve yenilikçi olmak bu harika işler yapabilmenin kilit noktaları. Bu bölümde ayrıca, sosyal kilo kaybetmek ve konuşmacılar için 30 ipucu çok sevdiğim makaleler oldu.

Müthiş bir sonla tamamlanan kitapta, fırsatçı olmamız ve vasat olanı kabul etmememiz öğütleniyor 🙂 Benim gibi önce vasat işlerle eğlenip, müthiş işlere geldiğinde kıskançlıkla okuyup bitiren pesimistlere de laf çakıyor yazar. Kendisi bir dedikoducu olduğu için bu söylemini çok ciddiye almadım, çünkü diğer bölümden okumaya başladığım için kitabın diğer tarafında bana methiyeler düzmüş ve zekamın ışıltısından ve başarılı olmak için doğduğumdan bahsetmişti 😉

Sonuç olarak roman ve bilimsel kitapların arasına yerleştirerek okuduğum bu kitap bana çok iyi geldi. Eğlenerek ve içselleştirerek tükettim… Madem sosyal medyada varız, mutlaka okumalıyız 😉

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir