”Past Present Future”(Geçmiş Şimdi Gelecek) Sergisi

Last updated on Temmuz 18th, 2015 at 09:10 am

Yapı Kredi Kültür Merkezi, ”PastPresentFuture”(Geçmiş Şimdi Gelecek) gezici sergisine ev sahipliği yapıyor. UniCredit Group’un (İtalyan UniCredit ile Alman HypoVereinsbank ve Viyana merkezli Bank Austria) sahip olduğu bu koleksiyon Türkiye’de ilk kez sergileniyor. Aslında koleksiyon tamamı antik Yunan ve klasik Roma’dan günümüze kadar sanat tarihini yansıtan 60 bin eserden oluşuyormuş.

Sergiye konsepti gereği, geçmişi bugünün gözünden görme ve geleceğe bugünden bakmak için gittim.

Okumaya devam…

Farah Yurdözü ve Ufolar

Last updated on Temmuz 18th, 2015 at 09:10 am

Farah Yurdözü, ünü ülke sınırlarını aşmış oldukça önemli bir UFO araştırmacısı. Bu konuda beş kitabı bulunan yazarın eserlerinden ikisi sadece yurtdışında yayınlandı. Türkiye’de yayınlanan ve UFO meraklıları için birer başucu eseri niteliğimdeki kitaplarına birlikte gözatalım dilerseniz.

Okumaya devam…

Alternatif program önerisi “Anthony Bourdain & No Reservations”

Last updated on Aralık 2nd, 2010 at 07:41 pm

Bir süredir kendisine hastayım. Anthony Bourdain’in No Reservations programı Digiturk Show Plus kanalında Çarşamba günleri saat 22:00 de yayınlanıyor. Hemen her bölümünü kaçırmadan izliyorum.
Anthony Bourdain, küçük yaşta yemek yemek ve pişirmeye ilgi duymuş, ilk gençlik yıllarında başka bir alanda okurken para kazanmak için bir restorana girerek, bu dünyada aşçılıktan başka bir şey yapamayacağına karar vermiş, şu anda çok ünlü olmuş Amerikalı bir şef.
Anthony her bölümde bir şehre gidiyor ve orada yenmeyecek ne kadar yiyecek varsa hepsini iştahla tüketiyor. Asla yemeyeceğiniz şeyleri birinin yemesi ve lezzetli bulması garip bir şekilde çekici geliyor. Üstelik gezdiği şehri ve o ülkenin kültürünü o kadar başarılı bir şekilde yansıtıyor ki, neredeyse gitmiş kadar oluyor – o bölgenin gizemini çözdüğünüzü düşünüyorsunuz.  Görüntülerin üzerine konan iç ses programa ayrı bir keyif katıyor. Televizyonun abuk diziler ve garip yarışmalardan geçilmediği son zamanlarda, imkanınız var ise kendisini izlemenizi tavsiye ederim. Özellikle Suudi Arabistan, Barcelona ve İstanbul ile ilgili bölümü mutlaka göz atın 🙂

Skyline “Yukarıdaki Tehlike” Dikkat spoiler içerir ama filmle ilgili yararlı bilgi içermez…

Last updated on Temmuz 18th, 2015 at 09:11 am

Yılın filmi Skyline, güzel yurdumda Amerika ile birlikte aynı anda vizyona girdi. Belli ki yapımcılar bilim kurgudan anladığımızı ve gerekli değeri vereceğimizi sezmiş. Gelelim bu sanat eserinin genel değerlendirmesine. Film kısaca çok yeni bir konuyu ele alıyor. Uzaylılar geliyor, korku ve ölüm saçıyorlar ama destansı bir şekilde.
Kafama takılanlar;
  • Erkekler merakla ışığa ilk bakan oluyor, kadınlar çok mu korkak – çok mu ilgisiz!
  • Gemilerinin arkasındaki uçuşan krapon kağıtları ne işe yarıyor?
  • Uzay gemileri elektrikli süpürge gibi ama neden sizi içine çekerken romantik bir öpüşme yaşayabileceğiniz kadar yavaş bir çekim gücüne sahip?
  • Hamilelerin ilk tepkisi sigara dumanına tepki göstermek midir?
  • İnsan beynini löp diye omurilikle birlikte sökmek mümkün müdür?
  • Hamile olmak uzaylılar gözünde saygınlık kazandırır mı?
  • Gazı açıp uzaylı öldürecekseniz ağzınızda mutlaka bir sigara izmariti olmalı mıdır?
  • Evcil köpeğimiz (her filmde klişe olduğu üzere) neden havlayarak ölümümüze sebep olur?

Okumaya devam…

P*ç Güveysinden Hallice

Last updated on Temmuz 18th, 2015 at 09:09 am

Küfürü bile sevdiren, hemcinslerimin börek tepsili beyaz prensi Sami Hazinses’in atar döktürdüğü ilk kitabı “Piç Güveysinden Hallice”yi yüzümde buruk bir gülümseme ile az önce bitirdim. Kapağını açtıktan 24 Saat sonra okumayı tamamladığım kitabı; ilk satırından son satırına kadar, bana kendisi başından geçenleri kafası güzelken anlatıyormuş gibi bir hisse kapılarak okudum.

Tanıyanlar bilir, Sami’nin sohbetine doyum olmaz. Gözünüzü başka masalara kaydırmadan onu saatlerce dinleyebilirsiniz. Yurdum insanına özgü el kol hareketlerini kullanırken, gözlüklerini burnuna indirerek, sık sık bıyığını burup – ayakkabılarının en uç kısmına dalarak, derin derin anlatmasını büyük bir ilgiyle takip edersiniz. Akıcı ve kendine has üslubunu, içinde iyice harmanlayıp bir çırpıda okunan bir kitap haline getirmiş. Ben kitabı okurken, her satırı Sami bir tiyatro oyunu sergiliyormuş gibi gözümde canlandırdım. Belki ileride bu kitabı çağdaş bir tiyatro oyunu olarak sahnede izleyebiliriz.

İki dil bilen, belgesel uzmanı babasıyla atışmalarını, patron rolü oynadığı satırları, en büyük korkusu duş başlığının yarattığı endişeyi,  kadına dair yazdığı methiyeleri, gözünüzde canlandıracaksınız. Ancak bir benzerinin can evinden vurabileceğini, bile bile av olmasını, hüzünle karışık ve her satırda onun yanında olup – avutmaya çalışacağınız bir ruh haliyle okuyacaksınız.

120 Harfi bir araya getirip onlarca sayfa düşündüren Sami, atarlarını ince ince yerleştirdiği satır aralarında, edebi doluluğunun sinyallerini de veriyor. İçimizden çıkan, biz gibi kitapların bu ikincisini; kitap evlerinin yazar kasa önlerinde, çok satan bölümlerinde bulabilirsiniz. Seninle gurur duyuyorum Sami.