Ölümcül Makineler Filmi

Ölümcül Makineler Filmi 7 Aralık’ta vizyonda 🎬

Basın gösterimi ile izlediğim ve medeniyetin bir felaketle yok olmasından yüzyıllar sonrasını anlatan film hakkında merak edilenleri ve yorumumu yazımda bulabilirsiniz.

 

Ölümcül Makineler Filmi

Ölümcül Makineler Filmi, yazar ve illüstratör Philip Reeve’in 2001 yılında Scholastic tarafından yayınlanan ilk gençlik romanı Mortal Engines’den uyarlanmış. 128 dakika süreli filmin senaryosunda Fran Walsh, Philippa Boyens ve Peter Jackson’ın imzası var. King Kong ve Yüzüklerin Efendisi – Hobbit serisi gibi yapımların sanat departmanında görev alan Christian Rivers’ın yönetmen koltuğunda olduğu filmin konusuna gelince.

 

Ölümcül Makineler Filmi Konusu

Ölümcül Makineler bundan 1700 yıl sonrasını yansıtıyor ve bizi medeniyetin bir felaketle yok olmasından yüzyıllar sonrasına götürüyor.

1700 yıl önce dünyanın kabuğu binlerce parçaya bölünmüştür. Bunun sebebi ise Medusa adı verilen kuantum enerji silahının kullanılmış olmasıdır. Bu yaşananlar sonrasında teknolojiyi ve silahları etkisiz hale getiren bir anti teknoloji geliştirilmiş ve bu hayata adım atılmıştır. İnsanlığın adeta yok olmaya yüz tuttuğu, 600 yıl süren karışıklıkla geçen karanlık yüzyıllardan sonra kurtulanlar ise göçebe – motorize hayata adım atmıştır.

Yürürcülük Çağı’nı yükselişi ile birlikte tüm şehirler hareket eden dev motorolize yapılara dönüşmüştür.

 

 

Güçlünün daha da güçlendiği, güçsüzün tüketildiği bu zamanlarda yiyecek ve yakıt sıkıntısı çekilmektedir. Bu uğurda tüm motorolize yapılar yollara düşmüştür.

Yürür kentlerin en büyüğü ve en güçlülerinden olan Londra, küçük bir maden kasabasının peşine düşer ve avlar. Küçük kasabanın tüm varlıklarına el konur, yaşayanları tutsak edilir. Bu kişilerden biri Hester Shaw (Hera Hilmar) dur. Kentin baş arkeoloğu olan Thaddeus Valentine (Hugo Weaving), ele geçirdikleri küçük şehirden arta kalanları incelemek üzere alana iner. Kızı Katherine (Leila George) ve arkadaşı Tom Natsworthy (Robert Sheehan) ise merak içerisinde aynı bölgede incelemelerine başlarlar.

Tam bu sırada Hester koşarak Thaddeus’a saldırır ve onu bıçaklar. Onun bir katil olduğunu ve annesinin intikamını aldığını söyleyerek kaçar. Tom ise Hester’ın peşine düşer ancak elinden kaçırır. Onlara yetişen Thaddeus ise Hester’ın atladığı gediğe Tom’u da iter. Hayranı olduğu adam tarafından öldürülmek istenen Tom, yürür kentten zemine sürüklenir, olaylar gelişir.

 

Ölümcül Makineler Filmi Oyuncuları

Fantastik aksiyon türündeki filmin ana karakterlerinden çoğu 20’li yaşlarının başlarında olan oyuncular tarafından canlandırılıyor. Bir suikastçının birini öldürmeye kalkışması ve saf, genç bir erkeğin suikastçıyı durdurmaya çalışmasıyla başlayan öykü aynı zamanda bir aşk hikayesini anlatıyor.

Teknolojinin yok edildiği, analog iletişim ve ulaşım sistemlerinin kullanıldığı bu geleceğin açılış sahnelerinde steampunk etkilerini yoğun bir şekilde görüyoruz ve detaylar keyifli geliyor. Karakter anlatımları ile ilerleyen film, bir parça durağanlaşıyor. Karakterlerle bağ kuramıyor oluşumuz başlı başına bir sorun, öte yandan son perdede canlanıyoruz. Bunun en büyük sebebi ise Anti Yürür Aktivist, kadın pilot Anna Fang. Yavan ana karakterler sonrası Jihae tarafından canlandırılan Fang sayesinde tekrar perdeye kitleniyoruz. Bu açıdan filmin son perdesinden keyif aldığımı belirtmek isterim.

 

Maskeli suikastçi Hester Shaw

Totaline baktığınızda ise içimize sinen bir sinematik evren izlemiyoruz. Gidişat tahmin edilebilir ve heyecanlandırmıyor. Karakter derinliği fena işlenmemesine rağmen çok ortalama kalan oyuncular sıkıyor. Örneğin çocukken annesinin hayatını alan bir kavgada yaralanan ve yüzünde bu acımasız suçu sürekli hatırlatacak olan bir yara izi kalan ve yüzünü bir bandana ile kapatan Hester rolüyle Hera Hilmar’ı izliyoruz. Bu suikastçi karakter örtüyü indirdiğinde tüm etkisini kaybediyor.

Kendisine eşlik eden Tom Natsworthy’i ise Robert Sheehan canlandırıyor. Ebeveynleri bir kazada öldükten sonra öksüz ve yetim kalan, gelecek vaadeden bir tarihçi olan Tom karakteri için Robert Sheehan çok yanlış bir seçim olmuş. Abartılı heyecanı beni rahatsız etti.

Filmimizin kötü karakteri Thaddeus Valentine’ı Hugo Weaving canlandırıyor. Thaddeus Valentine, kentin baş arkeoloğu ve cesur seferleri ve önemli keşifleri nedeniyle hem Tom hem de Londralılar kendisine hayranlık besliyor. Ancak Weaving bu karakterde çok silik. Terminator filminden çıkmış gibi görünen Shrike’ı ise Stephen Lang canlandırıyor. Yarı insan yarı robot Shrike. yeryüzündeki bilinen son “İz Sürücü”. Teknoloji sayesinde yeniden diriltilmiş bu robotik karakterde anlatıma bir coşku katmıyor.

 

Beni tek heyecanlandıran ise başta kadın mı erkek mi olduğunu anlayamadığım Jihae tarafından canlandırılan Anna Fang karakteri oldu. Başarılı bir rock müzisyeni olan, Güney Kore doğumlu Jihae filme aksiyon ve renk kattı. Onun bulunduğu sahneleri izlemesi çok keyifliydi. Anti-Yürür Birliği ve Çin seddini andıran doğu şehri de keza çok iyiydi. Londra Kütüphanesi’nde sergilenen Amerikan kahramanları ise bol göndermeli ve komikti.

Ölümcül Makineler tümüyle Yeni Zelanda’da çekilmiş. Film için toplamda 70 set yapılmış. Bazıları tamamen işlevsel iken diğerleri daha küçük ve yeşil ekranla desteklenen kesitlerden oluşturulmuş.  Yani izlediğimiz hiçbir şey tümüyle dijital değildi. Bu açıdan ilginçti ancak geneli bir parça yavan kaldı ve hayal kırıklığı da yarattı. Bu sebeple büyük beklenti içinde izlememenizi öneririm. Gençlerin karakterlerle bağ kurabileceğini ve sevebileceğini de düşünüyorum.

 

Ölümcül Makineler Filmi Fragmanı

 

Şimdiden hepinize iyi seyirler dilerim.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir