Uçmak için güzel bir günde buluşalım…

DORİTOS HAYDARİ  2.RED BULL FLUGTAG 2010’da en keyifli ekip EHLİ KEYİF’in sponsor.   Takım pilotu Orhan ÖZÇALIK yönetiminde; Ufuk ÖZGÖZ, Atilla KARAALP, Tuğçe KILTAŞ,  “Var mısın Haydariye! Hadi gari, HAZAR’ı destekle… “ diyecek!

Eğlenceyi kaçırmayın! 23 Mayıs 2010 Pazar günü saat 12:00’de Redbull Flugtag’ın özel gnçtrkcll teknesinde olacağım… Hepinizi Caddebostan sahile bekliyoruz.

http://www.redbullflugtag.com.tr/

19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı’nın 91. Yıldönümünü coşkuyla kutluyoruz.

19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı’nın 91. Yıldönümünü coşkuyla kutluyoruz.

Yarınlarımızın güvencesi Türk gençliğini, Atamızın ideallerini gerçekleştirebilecek çağdaş eğitim ve donanımla yetiştiriyoruz. Atamızın gençlerimize armağanı olan bu şanlı ve milli bayram hepimize kutlu olsun.

Semtinizde düzenlenen fener alayına katılıp, o coşkuyu yaşamayı lütfen ihmal etmeyin!

Kaçan şampiyonluğun ardından…

Oysa her şey coşkulu başlamıştı, hava güneşli ve güzel cadde sokakları marşlar ve mutlu yüzler ile doluydu. Fenerbahçeliler günün erken saatlerinden itibaren formalarıyla tüm çevremizi sarı lacivert’e boyamıştı.

Maç biletleri çok önceden tükendiği ve karaborsada 350 TL ile 1000 $ arasında alıcı bulduğu için, maçı evde değil bildik güzel bir mekanda izlemeye karar verdik.

Okumaya devam…

Dany Brillant konserindeydik.

Pazartesi akşamı Dany Brillant konserindeydik. Konser, Haliç Kongre Merkezi’nde idi. Ulaşımı kolay, enfes manzarası olan bir kongre merkezi burası… Kıyısında saltanat kayıkları var ancak oturacak bank bulamıyorsunuz! Bir sürü şeyi akıl ederken, ek bir kaç bankı nasıl düşünmezler anlamadım. Çimler çamur içinde ve seyrek olduğu için ya ayakta dikilmek ya da merdiven basamaklarına oturmak zorundasınız.

Çocuk istismarı hem vicdanen, hem de hukuken ağır bir suçtur.

Çocuk istismarı hem vicdanen hem de hukuken ağır bir suçtur.

Çocuk istismarının acı tablosu yüreğimizi sızlatıyor… En rezil, en aşağılık örneklerin görüp – okuduğumuz şu günlerde destek gruplarının oluşması sevindirici.

Bireysel ve toplumsal olarak görevlerimiz var. Hepimiz çocuk olduk, o dönemi yaşadık. Biliyoruz ki çocuklar kendilerini koruyamaz, lütfen ailelerinden veya kendilerinden izin almadan onlara dokunmayın ki, onlarda (izinsiz dokunulmanın doğal olmadığını) algılayıp, izinsiz kendisine dokunulmaması gerektiğini bilsinler. Bazen internette bir fotoğrafa tıklamanın, görmenin bile vicdanımızı nasıl huzursuz ettiğini – içimizi yaktığını biliyoruz. Oysa o fotoğrafları ve yazılanları yaşadılar. Günümüzde tecavüzcü “Hiçbirimiz mükemmel bir ülke, mükemmel bir toplum ve mükemmel bir ailede yetişmedik” diyerek kendini savunmaya çalışıyor…

Pedofili ya da sübyancılık yetişkin bir kimsenin ergenlik öncesi çocukları cinsel açıdan çekici bulması ve onlara cinsel eğilim duymasına neden olan psikoseksüel rahatsızlıktır ve tedavi edilemez. Sübyancının cinsel dürtüsü kesilmezse istediğiniz kadar hapis cezası verin, istediğiniz kadar ruhsal terapiye alın, sonuç değişmez. Ceza evinden çıktıktan sonra yine sakat bırakacakları/öldürüp bir köşeye fırlatacakları çocuklar arayıp, bulurlar. Şu anda bütün çocuklar risk altında. Çocuklarımızı nasıl koruyacağız? Eve kapatarak mı, dışarıya çıktıklarında ellerinden sıkı sıkı tutup kimseyle göz teması kurdurmayarak mı? Ne kadar korursak koruyalım bu toplumla bir gün yüzleşecekler… Peki ya koruyamadığımız, ellerinden tutamadığımız o çocuklara ne olacak, şu an neler yaşanıyor başka evlerde!

Bir süre önce cinsel istismara uğrayan çocukların soruşturma ve yargılamada karşılaştıkları güçlükleri rapor haline getirildi.

Raporda şu konular var:
Okumaya devam…

Gennaration gülümsetir :)

Ali Rıza ESİN sayesinde elime Gennaration gazetesi ulaşıyor. Poşetinden çıkardığımda  yüzümde kocaman bir gülümseme oluyor. Sayfalarını karıştırmak görsel açıdan da büyük bir keyif.  Her satırını gazetenin içine gömülerek okuyorum.

Tanıdığım insanların, dolu dolu fikirlerini okumak gurur veriyor. İçimizden birilerinin kendi gündemimize yer verip, alternatif içerik sunması okuduklarımı daha da değerli kılıyor.

Bu ay; Uğur ÖZMEN’in “Müşteriyi dinleyin derlerse… Makalesinden ajandama geçen Henri FORD’un sözünü: “İnsanlara ne istediklerini sorsaydım, daha hızlı giden at üretirdim.” Sizinle paylaşmak istedim.

Reklama, reklamcılığa, pazarlamaya, teknolojiye, markadan sektöre… Zengin bir içerik sunan Gennaration ekibine uzun soluklu bir yayın hayatı diliyorum. Emeği geçenlerin ellerine sağlık, umarım her yeni sayı elime ulaşır ve gülümsemem devam eder.

Teşekkürler…

Gazeteyi http://www.gennaration.com.tr adresinden PDF formatında bilgisayarınıza indirebirsiniz.