Geçtiğimiz Pazar, baykuş plajı yollarına “dalgalarının tadına bakmaya geliyoruz” diyerek düştük. İstanbul’da kafa dinleyeceğiniz, denizle özlem giderebileceğiniz harika bir plaj burası.
Kilyos tabelalarını takip ederek Kısırkaya üzerinden ulaşabileceğiniz Baykuş plajı, bu sıcak havalarda nefes alabileceğiniz yerlerden biri. Ulaşımı başta gözümüzü büyütse bile, yol boyunca ağaçlarla bezeli mis havasını içinize çekip, dalga seslerini duyduğumuzda endişemizden eser kalmadı.
Toplu taşıma ile de buraya ulaşmak için, Metro ile Hacıosman durağından inip, 152 Sarıyer – Kısırkaya Belediye otobüsünü kullanabilirsiniz. Polis Okulu durağının hemen yanında plajın giriş kapısı bulunuyor.
Burası, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin Kilyos Kısırkaya’da bulunan Araştırma ve Uygulama Merkezinin sahil kısmında yer alıyor. Ziyaretçilerin çoğunu öğrenciler oluşturuyor. Kedisini, köpeğini de getirenleri görmek mümkün. Hayvan dostu bir plaj olması yüzleri de gülümsetiyor.
Yol boyunca en büyük sıkıntı, arada duran trafik. İlerledikçe görüyorsunuz ki, yoldan alışveriş yapmak için duraklayan araçlar trafiği rezil ediyor. Bu yüzden özellikle hafta sonları yola biraz erken çıkmanız iyi olur. Biz, Kısırkaya tabelasını geç keşfettiğimiz için buraya 11 sularında ulaşabildik. Kilyos yolu üzerinde bulunan dörtyol tabelasını kaçırmamanızda fayda var, tabelayı görünce dümdüz devam edin, kısa süre sonunda plaj karşınızda beliriyor.
Baykuş plajında otopark var. Hafta içi 10 TL, hafta sonu ise 20 TL ödeyerek; otopark, şezlong, şemsiye ve duş hizmeti alabiliyorsunuz. Malum Karadeniz dalgalı olur, erken saatlerde en azından birkaç kulaç atabiliyor iken, sonrasında dalgaların arasında yürümek bile zorlaşıyor. Saat 15:00 gibi ise artık girilebilir kıvamdan iyice uzaklaşıyor… ama bu sıcaklarda hayat kurtarıcı bir serinliği olduğunu söylemem lazım. Denizi sığ, yüzme bilseniz bile dikkatli olmanızda fayda var, belinize gelen bir suda bile ayağınızın altındaki kum çekiliyor. Saat 12:00 den sonra gelen cankurtaran ise sürekli konu ile ilgili uyarılar yapmaktan geri kalmıyor.
Temizlik konusunda sıkıntıları var. Şezlongumuzu temizleyip, yerde gördüğümüz çöpleri kendi imkanlarımızla toplayarak alanımızı oluşturduk. Buraya gelirken aracınız varsa şezlong için mutlaka mat getirin. Kum o kadar ince ki, havlunuzu – yattığınız yeri temiz tutmanız mümkün değil. Temizlik konusunu geçersek, dalga seslerinin olduğu, sadece mayo ve bikini giyen insanların bulunduğu, yediğinize – içtiğinize karışılmayan püfür püfür esen nefis bir plaj.
Yanınızda yedek mayo, bikini getirmenizde de fayda var. Dalgaların içerisinde hem çatalınızı hem de bikini üstünüzü kontrol edebilmeniz zor. Dalgalarla boğuştuktan sonra ayağa dikildiğinizde bir bakıyorsunuz üzerinizde eksik olan bir şeyler var 😉
Burası topunuzla, uçurtmanızla, kitabınızla gelebileceğiniz rahat bir mekan. Herkes için alan var, kimse kimseyi rahatsız etmiyor.
Yiyecek konusunda mıymıy diye tabir edilen, kusur bulmakta zorlanmayan biriyim ama sigara böreği – karpuz benim için idealdi ve tahmin etmediğim kadar lezzetliydi. Fiyatlar konusunda içiniz rahat etsin, makul ve cep yakmayan bir politikaları var. Hamburger, dürüm, kızartma tabağı gibi yiyecek seçenekleri de menüde bulunuyor. İçecekler de hesaplı, kabul edilebilir bir soğuklukta Bomonti biraya 8 TL ödedim. Aç kalmadan, alkol de dahil iki kişiye 40 TL., rahat rahat yeterli gelecektir.
Burada çadırlı konaklamak da mümkün. Biz bir sonraki ziyaretimiz için plan bile yaptık. Gece dalga sesleriyle yatıp güne uyanmak sizler için de keyifli olabilir. İstanbul’a yakın kaçış noktaları listenize mutlaka Baykuş Plajı’nı da ekleyin, pişman olmazsınız 🙂
Davet için Decatlon Buzz ve Baykuş Plajı’na sonsuz teşekkürler 🙂 tekrar görüşmek üzere…












