Geçtiğimiz hafta sonu Beyazperde.com un davetiyle İstanbul Film Akademisi’nin “Filmlerle Psikoloji Sinematerapi Atölyesi”ndeydim.
Yaklaşık 20 kişinin katılımıyla oluşan atölye, bana çok iyi geldi. Bildiğiniz üzere izlediğim filmleri kendimce yorumluyorum. Psikoloji’ye hem mesleki hem de kişisel ilgim ise malum…
Bu ikisi birleşince İstanbul Film Akademisi’nde tadına doyum olmayan saatler geçirdim.

İstanbul Film Akademisi, alanında en iyi olan eğitmenlerden; Senaryo, Oyunculuk, Diksiyon, Yönetmenlik, Fotoğrafçılık alanında eğitim alabileceğiniz bir hazine. Burada; Senaryo Atölyesi, Kamera Önü Oyunculuk Atölyesi, Filmlerle Psikoloji Atölyesi, Film Okuma Atölyesi ve Yaratıcı Psikoloji Atölyesi’ne kayıt olarak gruplara dahil oluyor ve öğrenerek, sorular sorarak, deneyimleyerek ve tartışarak bilgi dağarcığınıza yenilerini ekliyorsunuz.
Benim de katıldığım, Psikoterapist yazar Şule Öncü‘nün yönetiminde gerçekleşen Filmlerle Psikoloji Sinematerapi Atölyesi, 8 hafta süreyle izlenen filmler üzerinde “ilişkiler ve hayatın anlamı” nı sorgulayan, sorgulatan harika bir deneyim olanağı sunuyor.

Atölyenin ilk hafta konusu “Bağlanma” üzerine idi.
Nasıl ve neden bağlandığımız, bu bağlanmaların hayatımıza neler getirdiği ve götürdüğü, bağlanma sorunlarının nasıl çözüleceği, otorite ile kurduğumuz ilişkiler ve arkadaşlık ilişkilerini bolca konuştuk. Şule Hanım’ın konu ile ilgili seçtiği filmler; Gerçek Sevgili (Lars and the Real Girl), Prozac Nation, Anneler ve Kızları (Mother and Child) oldu.

Atölyemizin ilk filmi Anneler ve Kızları (Mother and Child) idi. Burada 14 yaşında anne olup, çocuğunu evlatlık vermek zorunda kalan Karen’in hayatından kesitler izledik ve kendisine yakınlaşmak isteyenleri nasıl uzaklaştırdığına ve neden uzaklaştırdığına dair filmden görüntüler eşliğinde tartıştık. İnsanın bağlanma ihtiyacı ilk önce anne ve bebek arasında oluşuyor. Ayrışma ilk 3 yıl içerisinde oluyor ve sonraki 3 yıl da ayrışmanın çeşitlilikleri oluşuyor.
İkinci filmimiz Prozac Nation oldu. Elizabeth Wurtzel’in aynı adlı romanından uyarlanan film, Prozac Toplumu’nda, Wurtzel’in çocukluğundan üniversite yıllarına, depresyonla yaşadığı birlikteliği ve annesiyle ilişkilerine odaklanıyor. Atölyemizde, güvenli – güvensiz bağlanmanın bir örneği olarak yer alan film, “kendi ihtiyaçlarına göre davran anne ve hiçbir zaman rahat olamayan çocuk” konusunu ele alıyordu.
Son filmimiz Gerçek Sevgili (Lars and the Real Girl) ise, bağlanmak – bağımlılık konusunun eşsiz örneğiydi. Bu filmde Lars’ın sorunlu çocukluk dönemine ve çevresindekilerle iletişim kurabilmek için kullandığı cansız mankeni ilgiyle izledik. “Sizi hasta eden iyileşitebilir de” vurgusunun yapıldığı film, üzerimizde büyük bir etki bıraktı.
Atlöyemizin diğer konu filmleri; Submarino, Angela`nın Külleri (Angela’s Ashes), Sırlar ve Yalanlar (Secrets and Lies) ve Plüton’da Kahvaltı (Breakfast on Pluto) idi.
Ben Filmlerle Psikoloji Sinematerapi Atölyesi’nden büyük keyif aldım, ufkumu açtığı ve filmlere başka bir gözle bakmamı sağladığı için çok faydalı buldum.
Atölyelere bundan sonra da devam etmek istiyorum, hayatınıza renk ve yön vermesi açısından İstanbul Film Akademisi’nin çalışmalarına yakından bakmanızı öneriyorum.
İstanbul Film Akademisi’nin sosyal hesaplarını takip ederek çalışmalarına daha da yakınlaşabilirsiniz.

Etkinlik daveti için, İstanbul Film Akademisi’ne, Psikoterapist yazar Şule Öncü‘ye, Beyazperde.com’a ve arkadaşlarım Melis Pirlanti ve Hande Kara’ya teşekkürler 🙂



