1830’ların Paris’inde, bohem yaşamı derin bir aşk hikayesi ile birleştiren ve opera’nın dahilerinden Giacomo Puccini’nin başyapıtı olan “La Boheme”i, dün gece Zorlu Center PSM’de izleme şansı buldum.
Meteliksiz şair Rodolfo ile narin ve genç nakışçı Mimi’nin aşkını anlatan ve Türkiye’deki ilk temsili 1948 yılında Ankara Devlet Opera ve Balesi tarafından yapılan La Boheme’i bu defa Royal Opera House’un prodüksiyonu ile izledik.
Dört perdeden oluşan La Boheme, güzel aryaları ve düetleri ile meşhur.

İlk perdede Mimi ve Rodolfo’nun aşka ilk adımlarına düetler eşliğinde şahit oluyoruz. Aşıkların duyguları ve yoksul bir evin soğuğu içimize işliyor.

İkinci perdede ise 1830’ların Paris’i değişen etkileyici dekor ile gözler önüne seriliyor. Paris sokakları, sokak satıcıları, gece hayatı bu muhteşem dekor ile betimlenmiş. Rodolfo’nun arkadaşı ressam Marcello ve onun sadakatsiz sevgilisi Musetta ile de bu perdede tanışıyoruz.

Üçüncü perde yine etkileyici ve masalsı bir dekorla açılıyor, aşıklarımızın yaşam koşulları karşısında düştükleri çaresizliğe şahit oluyoruz.

Dördüncü perde ise etkileyici bir finalle, Mimi ve Rodolfo’nun aşklarının başladığı evde sonlanıyor…
La Boheme, dün gece uzun uzun alkışlandı ve salonda bulunan herkesin büyük beğenisini kazandı. Bir süredir çokça konuşulan ve eleştiri de alan La Boheme, zihinlerimizden kolayca çıkmayacak bir duygu yoğunluğu yaşattı ve başarılı bir prodüksiyon ile bizlere sunuldu.
La Boheme’i izlediğim için kendimi şanslı hissediyorum özellikle Musetta rolü ile izlediğimiz soprano Madeleine Pierard beni çok etkiledi. Hani filmlerde çok sahne çalıyor deriz ya bazı oyunculara kendisi bende bu etkiyi yarattı. Sanat eğitimi almadım ancak klasik bir opera izleyici olarak oldukça uzun olan ( 2,5 saate yakın) süresine rağmen iyi ki La Boheme’i izlemişim diyorum.

Bu çok büyük bir prodüksiyon ve Zorlu PSM kültür ve sanata desteğin bitme noktasına geldiği şu günlerde büyük işler yapıyor. Bundan önce burada Alain de Botton’u izlemiş ve sahne düzeninden çok etkilenmiştim. La Boheme’i de böyle bir salonda izlemiş olmak, bu eserin etkileyiciliğine de oldukça büyük katkı yapıyor. Rahatsız olduğum tek konu ise sahnede üç taraflı yansıtılan Türkçe altyazılar oldu. Opearada duygu yoğunluğunu hissetmek için anlamlara ihtiyacın gerekli olmadığını düşünüyorum.
Son olarak ikinci perdede izlediğimiziz koronun da gayet başarılı olduğunu ve bütünlüğü bozmadığını belirtmek isterim.
La Boheme 24 Ocak Cumartesi akşamı son defa sahneleniyor, opera sevenlerin görmesini tavsiye ederim.
La Boheme ile ilgili detaylı bilgiler aşağıda…
Şef: Cem Mansur
Mimi:Simge Büyükedes
Rodolfo : David Butt Philip
Musetta: Madeleine Pierard
Marcello : ZhengZhong Zhou
Colline : Mert Eryüksel
Schaunard :Murat Cem Orhan
Benoit/Alcindoro: M. Mustafa Arabaci
Yönetmen: Richard Gerard Jones
Sahneye Koyan : Richar Gerard Jones
Tasarım : Julia Trevelyan Oman
Işık Tasarımı : John Charlton
Orkestra: Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası
Koro: Boğaziçi Caz Korosu Şefi Masis Aram Gözbek bir araya getirmiştir.
Çocuk Korosu:Turkuaz Çocuk Korosu
Çocuk Korosu Şefi: Gülsen Yavuzkal
Non-singing actors: Koç Performans Ekibi

La Boheme’i izleme fırsatı sunan Tavsiye Evi’ne teşekkürler 🙂 Konuyla ilgili anlık paylaşımlarımı #MeleklerGeziyor etiketi ile paylaştım. Dilerseniz onlara da bir gözatın.


