Hafta sonu nerede denize girelim derken, yıllardır duyduğumuz ama gitme fırsatı bulamadığımız Yalıköy’de karar kıldık. Burası Çatalca ilçesine bağlı bir Karadeniz kasabası. İnternet üzerinden araştırdığınızda ise tarihi geçmişi olan bir doğa harikası, adeta bir cennet olarak tanımlanıyor.

Yalıköy’e ulaşmak için öncelikle Çatalca ilçesine ulaşmak zorundasınız. Buradan sonra sırasıyla, İhsaniye Köyü, Kabakça Köyü, İnceğiz Köyü ve derken son olarak Karamaendere’yi geçmek zorundasınız. Yani yol çok uzun, tüm bunlara ek olarak doğru dürüst tabela olmayan, çakıl ve zaman zaman berbat bir asfalt yol üzerinde ilerliyorsunuz. Köyleri geçerken piknik için durmuş araçlara rastlamanız mümkün. Etrafta avlanmak yasaktır tabelaları bol iken, ulaşmaya çalıştığınız yer ile ilgili tabelaların bulunmaması ise manidar. Yalıköy için tabela takibi yerine en kolayı Silivri’nin ters istikametine doğru ilerlemek veya Yenibosna durağından 404 numaralı minibüslere binmek. Biz araçla Çatalca’dan kaybola kaybola neredeyse iki saatte ulaşabildiğimize göre en iyi ihtimalle bu minibüsler sizi 3 – 3,5 saatte buraya ulaştıracaktır.

Peki Yalıköy’e ulaşınca ne oluyor? Uçsuz bucaksız (12 km. olduğu söylenen) aracınızı park edebileceğiniz doğru dürüst bir yeri bulunmayan bir sahille karşılaşıyorsunuz. Tek tük büfe türü mekan ve bakkal var. Sahil boyunca ara ara şemsiyelerin bulunduğu kalabalık grupların yerleştiği sınırsızca pisletilmiş bir kumsal. Kumu ise bildiğiniz inşaat kumu. Aracımızı bir kenara iliştirerek denize yaklaştığımızda dalgaların arasında açığa doğru 5-6 metre kadar açılmış, süngerli – simitli ve kıyafetli eğlenen insanlarla karşılaşıyorsunuz. Cankurtaran yok, yüzme bilen insan da yok. Tek bikinili olarak denize girmeye yeltendiğimde ve açıklara yüzdüğümde ne kadar garipsenip yadırgandığımı tahmin edersiniz sanıyorum.

Saat 13:00’e doğru köpüklenen ve yağ gibi cilde yapışan deniz kadar rüzgar da yoruyor, ağaç gölgesi arıyorsunuz ama ne gezer. Deniz ve kum keyif vermemesine rağmen biraz sabrınız varsa çevredekileri izlemek ise çok eğlenceli. Süngerlerin kılıç gibi kullanılarak savaşıldığı, dalgalar sebebiyle t-shirtten sıyrılan onlarca çıplak memeyi ve dize kadar düşmüş eteklerden kurtulan popoları ancak çıplaklar kampında görebilirsiniz.

Keyfiniz kaçarsa, dönüşte bir ağaç gölgesinde dinlenip gaza basmaktan başka çare yok. Damacanalar ile duşun alındığı Yalıköy’e gelmek için nasıl bir sebebiniz olursa olsun en az on kere düşünün değer mi diye. Tabelaların olmaması bir işaret değilse nedir :)Yalıköy unutulmak ve asla hatırlanmak istemiyor, katkıda bulunun ve böyle bir yer olduğunu unutun.



