Hiroshi Sakurazaka imzalı All You Need is Kill isimli kısa romandan uyarlama Yarının Sınırında & Edge Of Tomorrow vizyonda.
Filmimiz yakın bir gelecekte geçiyor ve yok edilmesi neredeyse mümkün olmayan bir uzaylı ırkının dünyayı istila edişini anlatıyor…

Halkla İlişkiler uzmanı iken işini kaybeden ve orduya katılan Binbaşı William Cage (Tom Cruise) savaş tecrübesi olmamasına rağmen kendini cephede buluyor. Mimik adı verilen uzaylı organizmaları Avrupa’yı istila ediyor ve dünyanın tüm askeri gücünün birleşiminden oluşan ordu ise, askerlerini ExoSuit adı verilen bir zırh sistemi ile süper savaşçılara dönüştürüyor. Uzaylıların işgali altındaki Fransız sahillerine yapılması planlanan çıkarmaya Cage’de gönderiliyor.

Kullanmasını bilmediği halde ExoSuit’e bürünen ve savaşmak istemediği halde buna zorlanan Cage, toprağa ayağını bastıktan kısa bir süre sonra uzaylı organizma tarafından öldürülüyor. Nedeni belirsiz bir sebeple zaman döngüsüne giren Cage, öldüğü güne tekrar uyanmasını sağlayan bir yeteneğe sahip oluyor.

Her uyanışında biraz daha yaşayabilmek için mücadele veren adamımız, askerler arasında bir kahraman olan Rita Vrataski’ye (Emily Blunt) sığınıyor. “Uyandığında gelip beni bul” diyen Rita’nın yol göstericiliğinde bir savaşçı olmayı öğrenen Cage, her defasında taktiklerini değiştirerek düştüğü ölüm çukurundan kurtulmayı ve savaşı kazandıracak hamleleri yapmak için biraz daha ilerlemeye çalışıyor.
Doug Liman’ın yönettiği, senaryosunu Christopher McQuarrie, Jez Butterworth ve John Henry Butterworth’un kalema aldığı aldığı filmimizde Tom Cruise ve Emily Blunt’un yanı sıra Bill Paxton’ı da izliyoruz.

“Yaşa, Öl, Tekrarla” döngüsü ile ilerleyen “Yarının Sınırında” keyifle izlenen, temposu düşmeyen bir bilim kurgu. Belki haksızlık olacak ama film, oynadığımız oyunlar gibi, her ölüşümüzde baştan aldığımız ve önceki hatalarımızı tekrarlamadan bir sonraki level’a geçmek için çabalama azmimizi hatırlatıyor. Tekrar başlama sahneleri bir süre sonra baygınlık veriyor ama her yeni değişiklikle konuya tekrar bağlanıyorsunuz. Aksiyon sahnelerinin doyuruculuğuna rağmen, uzaylı organizmaların tasarımının yetersiz kaldığını ve etkileyicilikten uzak olduğunu da belirtmem lazım. Filmi neden 3D izlediğimizi de anlamak mümkün değil, gözlükler hem rahatsız ediyor hem de filme bir artı değer katmıyor.

Sonuç olarak, zaman zaman darlansanız bile keyifle izlenen bir film olmuş Yarının Sınırında.
Oyunculuklar iyi, hikayesi iyi, çekim tekniklerinde de sorun yok, espriler yerinde… buna rağmen totalinde bir ruh eksikliği olduğunu da söylemek lazım. Belki bu yenilik ve yeni bir fikir sunmamasından kaynaklanıyor. Ertesi gün filme ait detayları unutuyorsunuz ama izlediğinize de pişman olmuyorsunuz.


