İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın Akbank’ın desteğiyle 5-20 Nisan tarihleri arasında başlayacak İstanbul Film Fesitvali kapsamında izleyeceğimiz 200’ü aşkın filmin biletleri dün Biletix’den satışa çıktı. Hem sizler hem de kendim için seçtiğim filmlere gelin birlikte bakalım ☺
Filmlere geçmeden önce bu yıl 33. defa gerçekleşecek İstanbul Film Festivali’nin 4 Nisan Cuma akşamı açılış töreniyle başlayacağını ve NTV’den naklen yayınlanacağı bilgisini de vermek isterim.
İstanbul Film Festivali’nin Altın Lale Uluslararası ve Ulusal Yarışmaları kapsamında bu yıl da Türkiye ve dünya sinemasının seçkin yapımları ödül için yarışacak. Festivalin ikinci haftasında jüri ve izleyici karşısına çıkacak filmlere ödülleri, 19 Nisan Cumartesi akşamı Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda düzenlenecek kapanış ve ödül töreninde verilecek.
Film önerilerime gelince; (Bilet satın almak için liklerin üzerine tıklamanız yeterli)
Wes Anderson’dan “The Grand Budapest Hotel & Büyük Budapeşte Oteli”
Berlin Film festivali’nde jüri büyük ödülünü alan film 1920 yılını merkezine alıyor. Bu büyük otelde görev yapan Gustave ve lobi görevlisi Zero’nun maceralarının anlatıldığı filmde yakın tarihimize bir yolculuk yapacağız.
Nobel ödüllü ünlü yazar Jose Saramago’nun “The Double & Kopyalanan Adam” adlı eserinden uyarlanan “Düşman Adam & Enemy” televizyonda kendisine benzeyen bir oyuncuyu görüyor ve bu oyuncunun izini sürmeye başladıkça da gizemli ve ürkütücü bir dünyanın içine çekiliyor.
“The invisible woman & Görünmeyen Kadın”
Film, yazar Charles Dickens’in karısına rağmen tutkulu bir aşk yaşadığı Nelly Ternan’ı anlatıyor. Ralph Fiennes bu filmde hem yönetmen koltuğunda hem de başrolde.
Atom Egoyan’ın “Şeytan Düğümü & Devil’s Knot” gerçek olaylardan yola çıkarak kurgulanmış, unutulması güç ve gizemini koruyan bir öyküye dayanıyor.
ABD’nin “İncil Kuşağı”ndaki küçük bir kasabada, üç küçük çocuk vahşice katledilir. Polis, daha sonra Batı Memphis Üçlüsü adıyla anılacak olan üç genci tutuklar. Bu gençler, şeytana tapma ayininde çocukları öldürmekle suçlanır.
Terry Gilliam “Sıfır Teorisi & The Zero Theorem” de bizi geleceğe götürüyor.
Ünlü yönetmen bu filmde, gelecekte Londra’da geçen ve varoluşsal acılarla kıvranan, sıra dışı bilgisayar dahisi Qohen Leth’in öyküsünü anlatıyor.
Düşük bütçeli ve doğaçlamaya dayanan – senaryosuz bir bilim kurgu filmi. Konusu ise bir kuyrukluyıldızın dünyanın yakınından geçtiği gece, yakın dostlar keyifli bir akşam yemeği için toplanması ve gizemli olayların farkına varması üzerine.
Philomena henüz bir genç kızken, evlilik dışı bir ilişki sonucu hamile kaldığında babası tarafından evlatlıktan reddedilmiş ve bir manastıra bırakılmıştır. Burada doğurduğu ve başka bir aileye evlatlık verilen oğlundan bir daha hiç haber alamamıştır ama elli yıl sonra bir gazeteciyle yollara düşerek çocuğunu aramaya başlar.
Judi Dench bu filmdeki rolüyle Oscar’a aday gösterilmişti.
Büyük Kötü Kurtlar & Big Bad Wolves
Quentin Tarantino’nun yılın en iyi filmi dediği BBK gerilim türünde bir adam kaçırma öyküsü.
Arka arkaya işlenen kanlı cinayetler üç adamı karşı karşıya getiriyor: Bunlardan biri intikam peşindeki bir baba, biri yasadışı çalışan işgüzar bir polis, diğeri de tutuklanıp salıverilen bir din öğretmeni, yani asıl şüpheli.
Şimdiden iyi seyirler ☺



