15 Mayıs’ta vizyona girecek olan Curry Barker tarafından yazılan ve yönetilen Obsession filmini basın gösteriminde izledim ve sizin için yorumladım.
15 Mayıs’ta vizyona girecek Obsession, saplantılı aşk fikrini doğaüstü korku kalıbına yerleştirirken, arzunun ne kadar kolay tehditkâr bir şeye dönüşebildiğini gösteren rahatsız edici ve eğlenceli bir tür denemesi sunuyor. Curry Barker imzalı film, atmosferi, tempo duygusu ve iki başrol oyuncusunun uyumuyla öne çıkarken, karakter derinliği tarafında daha fazla katman aratıyor.
Basın gösteriminde izlediğim Obsession, Curry Barker’ın yazıp yönettiği 2025 yapımı bir doğaüstü korku filmi. Toronto’daki ilk gösteriminin ardından tür izleyicisinin radarına giren yapım, 15 Mayıs 2026’da sinema salonlarına geliyor. İlk andan itibaren sahip olma isteği romantik bir arzu olarak başladığında bile, kontrolden çıktığı an korkunun en verimli alanlarından birine dönüşebiliyor. Film de tam olarak bu çizgide ilerliyor. Bear’ın çocukluk aşkı Nikki’ye duyduğu hisler, masum bir karşılıksız sevgi olmaktan çıkıp giderek karanlık, tuhaf ve şiddetli bir kabusa evriliyor.
Curry Barker’ın YouTube kökenli anlatım refleksini burada hissetmek mümkün. Hikâyeyi ağır bir prestij korkusu gibi kurmuyor; tersine, izleyiciyi yavaş yavaş içine çekip doğru yerde gaza basan, gerilimi dozunda artıran, zaman zaman da kara mizaha kapı aralayan bir akış tercih ediyor. Rahatsız ediciliği ölçülü, yaratıcı anları yerli yerinde, zıplatan sahneleri de var. En önemlisi, film insanı yormadan tetikte tutuyor. Son dönemde korku-gerilim cephesinin bereketli geçmesinin bir örneği olarak da rahatlıkla anılabilir.
Obsession filmi konusu

Hikâyenin merkezinde Bear var. Müzik dükkânında çalışan, içine kapanık, duygularını açmakta zorlanan Bear, çocukluk arkadaşı Nikki’ye yıllardır hissettiği yakınlığı bir türlü söyleyemiyor. Karşısına çıkan doğaüstü bir nesne ise onun hayatını bambaşka bir yöne sürüklüyor. Bear, Nikki’nin kendisine âşık olmasını diliyor. Dilek kabul oluyor ama arzu edilen yakınlık kısa sürede boğucu, ürkütücü ve saldırgan bir saplantıya dönüşüyor. Obsession tam burada yalnızca doğaüstü bir korku kurmuyor. Sahip olma arzusu, romantik fantezi ve kontrol dürtüsü arasındaki gerilimden de besleniyor.
Filmin sevdiğim tarafı, “wish gone wrong” fikrini yalnızca kolay bir korku numarası olarak kullanmaması oldu. Dileğin ters tepmesi, anlatının merkezinde işlevsel bir motor gibi çalışıyor. Arzunun karşılık bulması mutluluk yaratmıyor. Tam aksine, sevginin irade dışı biçimde elde edildiği bir yerde duygunun kendisi de çürümeye başlıyor. Obsession bu yüzden yalnızca bir saplantı hikâyesi olmanın ötesine geçerek romantik fantezinin ne kadar hızlı kabusa dönüşebildiğini de gösteriyor.
Obsession filmi oyuncu kadrosu

Başrollerde Michael Johnston ve Inde Navarrette yer alıyor. Bear karakterini canlandıran Johnston, duygusal kırılganlığı iyi taşıyan bir performans veriyor. Karakterin çekingenliği, arzusu, panik hali ve giderek yükselen çaresizliği oyuncunun yüzünde karşılık buluyor. Nikki tarafında ise Inde Navarrette daha çarpıcı bir alan açıyor. Başlangıçta sıcak, ulaşılabilir ve çekici görünen karakterin giderek ürkütücü, yabancı ve karabasanı andıran bir şeye dönüşmesi filmin en etkili hatlarından birini oluşturuyor.
Benim açımdan ikilinin ekran uyumu da filmi ayakta tutan önemli nedenlerden biri. Michael Johnston ile Inde Navarrette arasında, sahneleri canlı tutan ve gerilimi büyüten bir karşılıklı enerji var. Birlikte sahnelerde yalnızca korku üretmiyorlar. Aynı zamanda utanç, takıntı, yakınlık ve tedirginliği aynı anda hissettirebiliyorlar. Yardımcı kadroda Cooper Tomlinson, Megan Lawless ve Andy Richter yer alıyor. Kadro kalabalık bir gösterişe yaslanmıyor; merkezdeki ilişkinin bozulma ritmine odaklanıyor.
Obsession filmi teknik bilgiler
Obsession, Curry Barker’ın yazıp yönettiği ve kurgusunu da üstlendiği 2025 yapımı Amerikan filmi. Görüntü yönetmenliğini Taylor Clemons, müziklerini Rock Burwell üstleniyor. Yapım tarafında Capstone Pictures, Tea Shop Productions ve Blumhouse Productions yer alırken, dağıtımda Focus Features öne çıkıyor. Filmin süresi 109 dakika. Toronto prömiyerini Midnight Madness seçkisinde yapan yapım, 15 Mayıs 2026’da vizyona giriyor.
Teknik tarafta en belirgin artı, atmosfer kurulumundaki kararlılık. Özellikle gece sahnelerinde Barker’ın kadraj anlayışı ve görsel alanı kullanma biçimi, Nikki karakterini neredeyse gerçeküstü bir tehdide dönüştürüyor. Film sahne sahne daha karanlık, daha kanlı ve daha tuhaf bir forma bürünüyor. Kan düzeyi ve görsel sertlik abartı için kullanılmıyor; anlatının giderek kontrolden çıkma duygusuna hizmet ediyor. Ton tarafında da ilginç bir denge var: önce ağır aksak ilerliyor, sonra bir yerde hızlanıyor ve uzun süre ayağını gazdan çekmiyor.
Filmin güçlü tarafı

Obsession’ın asıl gücü, saplantılı aşkı yalnızca korku malzemesi olarak kullanmamasında yatıyor. Film, arzunun sahip olma isteğine dönüştüğü anda işin romantik zeminden çıktığını iyi kavrıyor. Bu yüzden korku yalnızca doğaüstü taraftan gelmiyor; duygusal bağın bozulmasından, yakınlığın saldırganlaşmasından ve sevginin zorla ele geçirilmesinden de besleniyor. Curry Barker’ın başarı hanesine yazılacak esas nokta burada. Arzunun tehditkâr bir şeye dönüşümünü hem rahatsız edici hem de yer yer komik bir çizgide anlatabiliyor.
İkinci güçlü damar ise atmosfer, tempo ve oyunculukların birleştiği alan. Film insanı boğmuyor ama huzursuzluğu sürekli diri tutuyor. Özellikle iki sahnenin gerilimi ciddi biçimde yükselttiğini söyleyebilirim; o seviyede daha fazla sahne görmek istedim. Yine de Barker’ın ilk uzun metrajında yumruğunu geri çekmeyen, sahneleri güvenli alana kaçmadan kuran bir tavrı var. Türü seven izleyici için asıl cazibe de burada oluşuyor.
Bu arada ben hem oyuncuları hem de filmin akışını Birlikte Filmi (Together) ile örtüştürdüm. Gerçek hayatta evli olan Dave Franco ve Alison Brie’nin başrollerini paylaştığı filmdeki oyunculuklar ve uyumu Michael Johnston ve Inde Navarrette ile de yakaladım. Bu türün meraklıları Birlikte Filmini (Together) mutlaka izlesin derim.
Filmin aksayan tarafı
Filmin sorun yaşadığı alan daha çok karakter derinliğinde ortaya çıkıyor. Atmosfer, tempo ve performanslar güçlü biçimde çalışırken, karakterlerin iç dünyası aynı ölçüde büyümüyor. 109 dakikalık yapının bazı bölümleri daha sıkı tutulabilirmiş. Başlangıçta ağır ilerleyen ritim, sonra bir anda yükseliyor ve etkili bir ivme yakalıyor. Yine de orta bölümdeki gevşeklik hissi tamamen kaybolmuyor. O nedenle Obsession çok iyi işleyen bir tür filmi izlenimi bırakıyor ama psikolojik katman tarafında daha uzun süre akılda kalacak bir derinlik yaratamıyor.
Bir başka mesele de filmin zaman zaman kurduğu ilginç fikrin gerisinde kalması. Elindeki malzeme daha büyük, daha unutulmaz ve daha sert bir psikolojik yıkım hikâyesine açılabilecek potansiyele sahip. Elde kalan sonuç tatmin edici, eğlenceli ve etkili ama biraz daha derine inse çok daha kalıcı bir korku deneyimi çıkabilirmiş. Bu his özellikle film bittikten sonra belirginleşiyor. Çünkü Obsession’ın kurduğu dünya ilginç, iki başrolün kimyası güçlü, Barker’ın sahne kurma refleksi yerinde. Bir adım sonrası ise daha da iştah açıcı görünüyor.

Obsession, saplantılı aşkı doğaüstü korku kalıbına yerleştiren sıradan bir tür denemesi olmanın ötesine geçmeye çalışıyor ve önemli ölçüde başarıyor. Eğlence duygusunu kaybetmeden rahatsız edebiliyor, kara mizaha göz kırparken gerilimi diri tutabiliyor, izleyiciyi hem utandıran hem huzursuz eden bir atmosfer kurabiliyor. Curry Barker için umut veren, tür seyircisi için de karşılığı olan bir film çıkmış ortaya.
Korku-gerilim tarafı bu yıl gerçekten bereketli ilerliyor. Obsession da o listenin rahatlıkla dahil edilebilecek halkalarından biri. Kusurları var, karakter tarafında daha fazla katman aratıyor, bazı bölümler biraz daha sıkı kurgulanabilirmiş. Buna rağmen yarattığı tekinsiz alan, iki başrol oyuncusunun uyumu ve saplantıyı tehditkâr bir aşka dönüştürme biçimiyle türü sevenlerin ilgisini hak ediyor.


