Lee Cronin’s The Mummy Filmi (Lee Cronin’den Mumya) bu cuma vizyona giriyor. Ben de filmi basın gösteriminde izledim ve ilk izlenimlerimi sizin için derledim.
Klasik bir markayı yeniden ele almak her zaman risklidir. Hele ki söz konusu olan, yıllar boyunca macera ve eğlenceyle özdeşleşmiş bir evrense… The Mummy, tam da bu riskin ortasında duran bir film. Üstelik bu kez yalnızca güçlü bir marka değil, doğrudan bir yönetmen imzası da öne çıkarılıyor: Lee Cronin.
Filmin adında özellikle “Lee Cronin’s” vurgusunun yer alması tesadüf değil. Bu tercih, stüdyonun klasik bir franchise filminden çok, yönetmenin vizyonunu öne çıkardığı bir korku denemesi yapmak istediğini açıkça gösteriyor. Cronin’in Evil Dead Rise ile yakaladığı sert, fiziksel ve karakter odaklı korku dili burada da temel referans noktası olarak hissediliyor.
Fragmanın yarattığı merak yüksekti. Ortaya çıkan sonuç ise beklenti ile gerçeklik arasında gidip gelen, yer yer güçlü ama genel toplamda ortalamada kalan bir deneyim.
Lee Cronin’s The Mummy Filmi Konusu
Film, ailesi Mısır’da görevde olan küçük Katie’nin kaçırılması ve ardından hiçbir iz bırakmadan kaybolmasıyla açılıyor. Yıllar süren belirsizlik, aileyi sessizce dağıtırken sekiz yıl sonra gelen beklenmedik dönüş her şeyi altüst ediyor.
Katie’nin geri gelişi ilk bakışta bir mucize gibi görünse de kısa sürede bunun açıklanabilir bir durum olmadığı anlaşılıyor. Aile içindeki kırılmalar, suçluluk duygusu ve bastırılmış travmalar, geri dönen bu varlıkla birlikte yeniden yüzeye çıkıyor.
Filmin atmosferi güçlü. İlk bölüm özellikle yavaş ilerliyor. Ancak bu yavaşlık her zaman gizemi derinleştiren bir etki yaratmıyor. Bazı anlarda anlatı kopuklaşıyor ve hikâyenin derinleşmesini engelleyen bir boşluk hissi oluşuyor. İzleyiciye bırakılan alan, merak duygusunu beslemekten çok zaman zaman eksiklik hissi yaratıyor.
Lee Cronin’s The Mummy Oyuncu Kadrosu
Filmde performans odaklı bir oyuncu seçimi yapılmış. Büyük yıldızlardan çok, karakterlerin duygusal yükünü taşıyabilecek isimler tercih edilmiş.
Katie rolünde Natalie Grace, filmin en dikkat çeken performansını veriyor. Karakterin taşıdığı gizem ve rahatsız edici sakinlik hissi doğrudan oyunculuğuna yansıyor. Filmdeki tehdit duygusunun önemli bir bölümü onun varlığı üzerinden kuruluyor.
Larissa’nın annesi Carmen Santiago rolündeki Verónica Falcón ise kısa sürelerde bile güçlü bir etki bırakıyor. Sahneye hakim duruşu ve karaktere kattığı ağırlık, filmi taşıyan detaylardan biri oluyor.
Baba karakterinde Jack Reynor daha silik bir çizgide kalıyor. Karakterin yaşadığı duygusal kırılma izleyiciye tam olarak geçmiyor. Benzer bir durum anne rolündeki Laia Costa için de geçerli. Duygusal yoğunluk kurulmaya çalışılıyor ama beklenen etki tam anlamıyla oluşmuyor.
Dedektif Dalia Zaki karakterindeki May Calamawy ise hikâyeye dışarıdan bir perspektif kazandırıyor. Buna rağmen karakterin derinliği sınırlı kalıyor ve potansiyeli tam olarak değerlendirilemiyor.
Genel tabloya bakıldığında oyunculuklar kötü değil. Ancak ortalamayı aşan, filmi topluca yukarı taşıyan güçlü bir oyunculuk bütünlüğü de oluşmuyor.
Lee Cronin’s The Mummy Filmi Yorumu

Lee Cronin, filmi aksiyon-macera çizgisinden bilinçli olarak uzaklaştırmış. Burada eğlence unsuru yok. Mizah yok. Hatta izleyiciye nefes aldıran bir alan da bırakılmıyor.
Bunun yerine karanlık bir atmosfer kuruluyor. Film akıyor, kolay izleniyor, sıkmıyor. Ancak korku tarafı beklenen etkiyi yaratmıyor. Modern korku sinemasının sıkça başvurduğu travma temelli karanlık anlatı burada da var. Ama bu yapı yeterince derinleşmiyor. Travma da karanlık da filmde mevcut, fakat ikisi de yüzeyde kalıyor. İzleyiciye geçmesi gereken o rahatsız edici his tam anlamıyla oluşmuyor.
Oysa Mumya hikâyesi böyle karanlık bir tona son derece uygun. Hatta ben, bir The Mummy filmi izleyeceksem bu daha sert ve daha karanlık yorumu tercih ederim. Ne var ki bu tonu taşıyacak dramatik derinlik kurulmadığında, atmosfer tek başına yeterli olmuyor.
The Mummy, kötü bir film değil. Hatta yer yer iyi fikirler barındırıyor. Karanlık tonu, sade anlatımı ve bazı sahnelerde yakaladığı atmosfer dikkat çekici. Ancak film en kritik noktada eksik kalıyor: anlatmadığı şeyler, anlattıklarından daha fazla yer kaplıyor. Hikâyenin önemli parçaları bilinçli olarak saklanıyor. Fakat bu tercih merak yaratmak yerine boşluk hissi doğuruyor.
Eğlence unsurunun tamamen terk edilmiş olması bilinçli bir tercih ve açıkçası bunu değerli buluyorum. Bu seriyi yeniden düşünürken macera yerine karanlığı tercih etmek bence doğru bir yönelim. Ama aynı zamanda filmin merkezindeki varlık hakkında daha doyurucu bir anlatı bekliyorsunuz. İsmini anmak yetmiyor. Hem filme adını veriyorsunuz hem de en önemli unsuru yüzeyde bırakıyorsunuz. Bu da filmi sıradanlaştıran en büyük etkenlerden biri oluyor.
Sonuç olarak Lee Cronin’s The Mummy, kolay izlenen, akıcı ama derinlikten uzak bir korku filmi. Daha fazlası olabilecekken ortalamada kalmayı seçmiş gibi duran bir yapım.



