Büyük usta Miyazaki’nin emekliye ayrılacağını duyurmadan önce tamamladığı “Rüzgar Yükseliyor & Kaze Tachinu“, geçtiğimiz hafta vizyona girdi. Biraz gecikmeli de olsa bu değerli animasyonu izledim.
İki dünya savaşı arasında geçen animasyonumuz, uçak tasarımcısı Jiro Horikoshi’nin biyografisinden uyarlama. Kahramanımız Jiro, küçük yaşlardan itibaren havacılık hayalleri kuruyor. Miyop oluşu sebebiyle pilot olmak yerine uçak tasarımı üzerine eğitim almak zorunda kalıyor. 1930’lu yılların sonunda Mitsubishi firmasında savaş uçakları tasarım şefliğine geliyor ve zamanla herkesin dikkatini çeken, tamamı metalden yapılmış ilk Japon avcı uçağını tasarlıyor.

Jiro, uçakların ne için ve ne amaçla yapıldığını biliyor, tek çabası daha güçlü bir uçak yapmak yani en güçlü ölüm makinesini tasarlamak. Zamanla hayal edebileceğinden bile geniş bir ölüm makinesi onun ellerinden çıkıyor ve böylece hem toplumsal bir felakete hem de teknolojik bir devrime sebep oluyor.
İki saatlik süresi boyunca Jiro’nun hayatını bir film şeridi gibi izliyoruz. Onunla birlikte savaşın yıkımı ve acımasızlığı birer birer ekrana yansıyor.

Miyazaki’nin havacılığa sempatisini tüm eserlerinde görmek mümkündür. Genel olarak eserlerinde, insan eliyle oluşan çevre felaketleri, savaşlar ve oluşan yıkım konusunda hepimizi vicdanlı olmaya, sorgulamaya davet eder. İzlediklerimiz karşısında hep iyimser bir taraf görür ve Miyazaki’nin yarattığı dünyada kayboluruz. Bu defa izlediklerimiz diğerlerine benzemiyor, iyimser bir tablo ve bakış açısı yok.
Filmin başında Jiro’nun kendisini bir pilot olarak gördüğü rüyada, dev bir zeplinden düşen insan biçimli füzeler bizzat insanın bir ölüm makinesi olduğunu – yıkımın esas sebebinin insanlar olduğunu vurguluyor.
Hayatını şekillendiren diğer rüyalar ise Düşler Krallığı’ndan Ölüm Krallığı’na doğru bir yol çiziyor. Tıpkı kendini yok etme yolunda hızla ilerleyen insanlık gibi.
Rüzgar Yükseliyor, mutlaka izlemeniz gereken bir animasyon. Umarım Miyazaki emeklilik kararını erteler ve yine bizi büyülemeye devam eder.



