Sezon dizilerimizin bitmesine sayılı günler kala peki şimdi ne izleyeceğiz endişesi de başladı.
Kendi adıma Hannibal ve Game of Thrones’u çok özleyeceğim… Gelin bu yaz izleyeceğimiz dizilere yakından bakalım.
İlk sezonu fazla heyecan vermese bile iyi bir diziydi Under the Dome.
Stephen King’in aynı adlı romanından uyarlanan ve yapımcılığını Steven Spielberg’in yaptığı dizi, nereden geldiği belli olmayan şeffaf bir kubbenin Amerika’da bulunan Chester’s Mill kasabasını kaplaması ve sonrasında gelişen olayları konu alıyordu. İyilik ve kötülük arasında gidip gelen ve mistik unsurlar taşıyan dizimiz, zaman zaman bir Lost tadı verse bile keyifle izleniyor.
Dizi CBS’te yeni sezon gösterimine başlıyor.
Tom Perrotta’nın yazdığı romandan televizyona uyarlanan ve Lost’tan tanıdığımız Damon Lindelof tarafından yazılan HBO dizisi bu yazın en iddialı yapımlarından.
Dünyanın önemli sayılabilecek bir nüfusu bir anda ortadan yok olur ve sonra bir kısmı geri gelirler. Bu dönemde yaşanan kaosu ve toplumun pskiolojisini konu edinen dizi, Game of Thrones’un yerine geliyor ve şimdiden çok ses getireceğe benziyor!
Guillerme Del Toro bir yandan Pacific Rim 2’nin senaryosunu yaza dursun, diğer yandan FX için çektiği yaz dizisiyle bayağı konuşulacağa benziyor.
Özünde bir vampir hikayesi olan The Strain bugüne kadar bilindik hikayelerden daha farklı deneyimler yaşatacağa benziyor bizlere.
4. Sezonuna girmeye hazırlanan dizi, insanlığın kendisinden teknoloji ve biyolojik olarak üstün uzaylı ırkı ile mücadelesini anlatıyor. İnanç ve birliktelik duygusunun vurgulandığı Falling Skies, post apokaliptik bir dünyada hayatta kalma mücadelesini gözler önüne sererken, başarı ivmesini her sezonda biraz daha yukarılara çıkarıyor.
Yapımcılığını yine Steven Spielberg’in üstlendiği diziye başlamak için geç değil. 13 Haziran’da ise TNT kanalında yeni bölümleri izlenebilir.
7. Sezonuna hazırlanan dizi, sentetik kan sayesinde insan kanına ihtiyaç duymadan yaşayan vampirlerin fantastik öyküsünü anlatıyor.
Alan Ball’ın yapımcılığını üstlendiği ve Charlaine Harris imzalı Sookie Stackhouse romanlarından uyarlanan True Blood, 29 Haziran akşamı HBO’da yeni sezona başlıyor.
Bu akşam CBS’de prömiyeri yapılacak dizi, uzayda kaldığı 13 ayın ardından akıl almaz bir şekikde dünyaya hamile dönen astronot Molly Woods’un hayatını anlatıyor. Tüm dünya tarihini değiştirecek bu durum bakalım bize neler izletecek. Yapımcılığını Mickey Fisher’in üstlendiği dizinin başrol oyuncusu ise Halle Berry.
Gelecek zamanın dünyasında geçen Defiance, 18 Haziran akşamı Syfy kanalında yeni bölümleri ile dönüyor. İnsanlar ve uzaylılar arasındaki umutsuz savaşı anlatan dizi zaman zaman sıkıcı gelebilir ama Syfy’ın hatırına izlenir 🙂
Syfy’ın yeni fantastik dizisi asi ve genç savaşçı William Weel’in insanlığı kurtarmak için çıktığı tehlikeli yolculuğu anlatıyor. 2010 yılı yapımı Legion & Kıyamet Melekleri filminden uyarlanan dizide bol bol aksiyon sahnesi izleyeceğiz.
18 Ağustos’ta prömiyeri yapılacak fantastik gerilim dizisi her operasyonda kendini başka kimliklere sokabilen casus Martin Odum’un hikayesini anlatıyor. Sean Bean’in başrolde olması diziyi izlememiz için bence yeterli bir sebep.
Bunların dışında, aşağıdaki dizileri de izleme lsitenize almanızda fayda var 🙂 Diziler yaz sezonuna ait değil ama izlenmeyi hak ediyorlar…
Silicon Vadisindeki 5 asosyal yazılımcının sosyalleşebilme çabalarının anlatıldığı bu komedi dizisini HBO sunuyor. Konu gündemimize yakın oluşu ve gerçek hikayeleri aktarma çabasına alkış tutmak lazım. Gerçek geek ve nerd’lere saygı duruşu niteliğindeki dizi daha şimdiden gelecek sezonun onayını aldı. Dizinin yaratıcısı Mike Judge, aynı zamanda başarılı bir oyuncu olan Judge’ı Beaves and Butt-Head’den hatırlıyoruz.
FX kanalında 4. sezon yayınına başlayan Loui, kara mizaha doyuruyor. Woody Allen tarzı düşündürürken, yalnızlığı ve melankoliyi ekleyip, enfes caz ritimleri ve New York görüntüleri eşliğinde sunan dizi dram komedi türünün iyi bir örneği. Dizinin yapımcısı, yazarı, oyuncusu ve aynı zamanda yönetmeni Louis C.K. Kendisi bir stand-up komedyeni ve güldürürken bile düşündürüyor.
Distopik bir gelecek tasfiriyle anlatılan dizimiz, nükleer savaşın dünyayı yok etmesinden sonra insanlığın devamı için 100 gencin dünyaya tekrar gönderilmesini anlatıyor. Dünya yeniden kurulsaydı ve insanoğlu dünyada yaşamaya sıfırdan başlasaydı nasıl hayatta kalırdı… temasında ilerleyen dizi ikinci sezon onayını da aldı.
The 100 özellikle gençlere hitap etmesine rağmen, en azından 1-2 bölüm izleyip, devam edip etmeyeceğinize karar verebilirsiniz.
Şimdien iyi seyirler…



