Oyun severler için günlük hayatın bazı bölümleri dayanılmaz sıkıcı öyle değil mi?
Sabah trafiğinde sıkışınca bazen elimizde bir ışın kılıcı olduğunu, bazen ise Star Trek’deki holodeck’i kullanarak toplantılara yetişmenin nasıl harika olacağını düşünürüz. Oyunların gerçekliğimizi ele geçireceği günlerin tatlı hayalini kurarız.
Her ne kadar bunlar uç örnekler olsa bile, izlediklerimiz ve hayalini kurduğumuz teknolojiler günlük hayatımızda bir bir gerçekleşiyor. Giyilebilir teknoloji, hayatımızın en sıkıcı bölümleri için yeni cihazlar geliştirerek bu hayalleri biraz daha gerçeğe yaklaştırıyor.
İki sene önce hepimiz Google Glass’lardan ve Apple Watch’lardan konuşuyorduk. Sonra hayatımıza da en son çıkan yeni fitness koçlarımız yani “akıllı bileklikler” girdi ve yaygınlaştı. Artık adımlarımızı – yaktığımız kaloriyi, uyku düzenimizi, nabzımızı – tansiyonumuzu yaygın bir şekilde arşivlemeye başladık. Ve bunların hepsi dünün haberi oldu öyle değil mi? Şimdi her zamankinden daha çok giyilebilir teknoloji cihazları, salt aktivitelerimiz için değil genel olarak hayata destek vermek için tasarlanıyor.
Tasarlanan bu cihazlar aksesuar olmaktan uzaklaşarak ana kıyafet ihtiyacı olmaya başlıyor. Kıyafetler artık daha işlevsel hale geliyor, üstelik bu durum sadece spor sevenler ve sağlığını önemseyenler için geçerli değil. Samsung, Google, HexoSkin gibi şirketleri de içine alan grup, gündelik kıyafetlerimizi akıllı telefonlarımıza bağlı yapmaya odaklanmaya başladı bile. İşte öne çıkan, yenilikçi giyilebilir teknoloji ürünleri.

Samsung Welt
Samsung Welt çığır açacak cihazlardan biri. Bu akıllı kemer normal bir kemer gibi gözüküyor fakat tokası üzerinden genişleyen bel ölçünüzden, fiziksel hareketlerinize ve yeme alışkanlıklarınıza kadar analiz eden alıcılarla kaplı. Bileğimizde ya da akıllı telefonumuzda bir adım ölçer olması bize gerçekten adımlarınızın ölçüldüğü hissini vermiyor. Hayati verilerinizi ölçerken pratik bir çözüm değil. Direkt belimizde oturan bu kemer ise her hareketimizi yakalayacak.
[youtube id=”6_CNpPRuZ4s” align=”center” mode=”normal” autoplay=”no” maxwidth=”720″]
Welt bir uygulama ile çalışarak sizin ne kadar uzun süredir oturduğunuzu, ne kadar fazla yediğinizi ya da belirli bir sürede belinizin kaç santim genişlediğini size bildiriyor. Samsung Welt şu anda bir Creative Lab. projesi olduğu için henüz bir fiyat bilgisi yok ama yakında satışa sunulacağı aşikar.
Jacquard Projesi
Akıllı giyim eşyaları konusunda sensör kullanan tek örnek kemer değil elbette. Google’ın Jacquard projesi, dokunduğunuz her şeye dokunmatik kontrol getirebilecek iletken iplikler üretiyor. Tekstilin içine işleyen bir teknoloji…
İplik normal sentetik bir iplik gibi gözüküyor ama aslında ince metalik alaşım ve düğme kadar bile olmayan sistemleri birbirine bağlıyor. Bu projede Google ve Levi’s beraber çalışarak giyilebilir teknolojiyi normal kıyafetlerden ayırt edilemez hale getirmeyi hedefliyor. Sıradan bir Levi’s kot ile Jacquard ile yapılmış Levi’s arasındaki tek fark ise bir tanesinin daha akıllı olması. Görünürde tıpatıp aynı olacaklar.
[youtube id=”qObSFfdfe7I” align=”center” mode=”normal” autoplay=”no” maxwidth=”720″]
Bağlı kemerler, kot pantolonlar ve hatta bağlı çorap ve iç çamaşırları bizi 7/24 eğlendirip – bilgilendirirken, sanal gerçeklik cihazları hakkında heyecanlanmamız gerektiren onlarca şey var.
2016 Oculus Rift, The HTC Vive Pre (2. Jenerasyon) ve PlayStation VR (Sony Project Morpheus)’un yaygınlaştığı bir yıl olacak. Bu yıl içerisinde heyecanla beklediğimiz bu cihazlara kavuşacağız ve sanki hep hayatımızda olmuşlar gibi kanıksayacağız.
Bağlı olan kemerlerden kot pantolonlarına, sanal gerçeklik gözlüklerinden akıllı çoraplara, giyilebilir teknolojinin geleceği tamamen KISS (keep it simple, stupid) “aptalların bile kullanabileceği – anlayacağı kadar basit olsun” prensibini izliyor. Bu aslında kullanıcılar için geliştirilen arayüz tasarımında hep böyle olmalı, ama nedense bu durum en çok ikinci deri ya da ikinci çift göz olarak kullanmayı planladığımız teknolojilerde ön plana çıkıyor.
Üretilen giyilebilir teknoloji konusunda en heyecan verici şey ise, sadece fitness ya da oyun deneyimlerimizi değiştirmenin ötesinde, tüm günlük hayatımızı geliştirmesi. Düşünsenize her aksiyon birbirine bağlı olabilir. Bu kitaplığımızda sakladığımız bilim kurgu kitaplarında okuduklarımızın, hızlı bir şekilde hayatımıza girmesi demek.
Belki giyilebilir bir teknoloji değil ama uçmayı basitleştiren ve sınıflandırılamayan insanlı hava taşıtı Volocopter’in ilk insanlı test uçuşunu izlemek beni çok heyecanlandırdı. Almanların gururu E-volo’nun geliştirdiği Volocopter, dikey iniş – kalkış yapabiliyor ve elektrik gücüyle çalışıyor. Ve tüm bu uçuş, üzerinde bir kaç tuşu bulunan ve joystick’e benzeyen bir kontrol kolu ile gerçekleştiriliyor. Aşağıdaki videoyu mutlaka izleyin.
[youtube id=”6X2ejmJyVtY” align=”center” mode=”normal” autoplay=”no” maxwidth=”720″]
Fayda görmeniz dileğiyle…




