Brand Week 2016’nın ikinci gün notlarıma aktarmaya başlıyorum.
Bugünün ana başlıkları Türkiye’nin en sevilen markalarının açıklanacağı LoveMarks ve oturumlara konu olan Yaratıcılık.
Brand Week 2016
Bugün 10 Kasım, Atamızın aramızdan ayrılışının 78. Yılı. Atatürk’ü saygı, özlem ve minnetle anıyoruz.
Biz,
Her 23 Nisan Çocuğuz,
Her 19 Mayıs Genciz,
Her 30 Ağustos Zaferiz,
Her 29 Ekim Cumhuriyetiz,
Her 10 Kasım Mustafa Kemal’iz.

Brand Week 2016 LoveMarks Creativity Day için yine Lütfi Kırdar’da beraberdik. Günün açılış konuşmasını Yekta Kopan yaptı ve Atamızın huzurunda hepimizi saygı duruşuna davet etti.
Brand Week 2016 LoveMarks Creativity Day’de neler Konuşuldu?

Günün ilk konuşmacısı Dükkan’ın kurucusu Emre Mermer oldu. Başarı hikayeleri dinlemeye alışığız. Mermer ters köşe yaptı ve başarısızlığının öyküsünü anlattı.
“Dükkan’ın Hikayesi: Nasıl Başardı, Neden Battı” sunumu oldukça ilgi çekiciydi. Hatırlarsanız Mermer bu girişimiyle 2007 yılında yılın en iyi girişimcilerinden biri olarak seçilmişti.
Mermer, uzun bir süre ailesinin de uğraştığı alan olan hayvancılık konusunda çalışmış. Armutlu’da bir depo yapmış. Otel ve restoranlara et satışına başlamış. Sonra piyasada steak olmadığını görmüş ve bu konuyla ilgili olarak dünyayı gezmiş ve bu işi öğrenmiş. Deposu zamanla kasaba dönüşmüş. Etlerinden memnun kalan müşteriler “neden burada yemiyoruz” demiş ve dükkana bir mangal almasına sebep olmuş. İşletmeyi kontrole gelen memurlar ikisini bir arada bu depoda yapılamayacağını söylemiş.
Bir mangalla başlayan bu dönüşüm restoran açmaya doğru evrilmiş. Ardından yine çevresinin etkisiyle restoranı bir zincir haline getirmiş, büyümüş de büyümüş. Öte yandan bu işte tecrübesizmiş ve planlama yapmamış. İşler kontrolünden çıkmış çevresinde hep daha fazlasını yapmasını söyleyen kişilerin yerini alacaklı bankalar almış ve bu durum iflasına yol açmış.
Mermer “Perakende işi, işin başında durmanız gereken bir iş. Restoran işletmeyi bilmiyordum. Benim işim iyi eti bulmaktı. İyi eti bulmaktı. Bana işimi kurma konusunda bu motivasyonu veren gelecekti, ailemdi. Bildiğin işi yapmak en doğrusu. İnsan 250 hata yapıyorsa ben 251’ini yapmışımdır. Girişimim esasında bulunduğu sektörde büyük bir etki yarattı. Ben mutfak sektörünü tetikledim ve steak konusunda öncülük yaptım. Şimdiki aklım olsa belli bir noktaya geldikten sonra büyümenin finansmanını doğru planlar, büyüme konusunda daha yavaş davranırdım.” Diyerek anlatımını tamamladı.
Emre Mermer, hala Armutlu’daki deposunda satış yapıyor. Ben ilk fırsatta kendisini ziyarete gideceğim.

Sırada, Walter Thompson Worldwide’ın Trend Tahminleri Direktörü Shepherd Laughlin’in, “Önizleme: 2017 Trendleri” sunumu var. Laughlin bu sunumunda 2016’ya damga vuran ve 2017’de etkisinin süreceği düşündüğü trendleri paylaştı.
Aldığım notlara gelince…
Analiz ve İnovasyonla uğraşan bir firmayız. Analitik dediğimiz zaman neyi ne zaman yaptığımız konusundaki işleri ele alıyoruz. İnovasyon üzerinde de çalışıyoruz.
Bugün web sitemizde tahminlere ilişkin son raporumuzu “Future100″ yayınladık. 2016’da bizim gözlemlediğim pek çok trend gerçekleşti. 2017 konusunda da haklı çıkacağımızı düşünüyorum.

Kadınlara ilişkin tabuların yıkılması.
Bu konuda sosyal medyada kadınların bedenlerine ilişkin farklı yaklaşımları olduğunu görüyoruz. Yeni medyalar görüyoruz, bazıları açık dürürst ve cinsellikle ilgili. Periodlarla ilgili adet dönemlerinde giyilecek iç çamaşırı tasarımları gibi çalışmalar görüyoruz. Bu yeni medyada öne çıkan ürün ve görsellerden anlıyoruz ki “Kadınlar dürüstlük ile sunulan markalara ilgi gösteriyor.” Küresel bazda bu değişimi izleyebiliyoruz.
Sanal Gerçeklik
Tamamen hayali bir gerçekliğe gitmeye başladığımızı unutmamalıyız. Bu konuda oyun ve uygulamalar, sürreal yönelimler önem kazanacak ve bu konuda yapılacak çalışmalara çok dikkat edilmeli. Sanal gerçeklik, sanat ve oyun alanları konusunda gittikçe daha çok iç içe giriyor ve benimseniyor.
Silikon Vadisinin bir sonraki odak noktası
Silikon Vadisinin yarattığı teknolojilerin kullanıldığı modeller ortaya çıktı. Hyperloop buna örnek olarak gösterilebilir.
Moda ve Teknoloji
Moda ve teknoloji alanında yeni gelişmeler var. Giyilebilir teknolojilerin ötesinde olasılıklar patlaması yaşadığımız bir dönemdeyiz. Geleceğe baktığımızda kıyafetlerin etkileşimde olduğu günler uzak değil. Tüm bunlar yeni olasılıkları beraberinde getiriyor.
Seyahat ve Konaklamada yenilikler var
Bireyler artık kişiselleştirilmiş deneyimler yaşamak istiyorlar. Bu özellikle mavi yolcukluk ve deniz taşımacılığı konusunda ön planda. Kullanıcı talepleri bu sektörü kökünden değiştirmeye hazırlanıyor.
Toplumsal fayda ön planda
Markaların bölgesel olarak topluma nasıl bir fayda sağladığı – sağlayacağı önemseniyor. Bunun en büyük tetikleyicisi milenyum kuşağı. İlgisiz gibi görünmelerine rağmen duyarlılar. İşletmeleri buna zorluyorlar.
Yeni sağlık trendleri
Sesle terapi, sesle iyileşme, ses tedavisi ve terapileri için gruplar oluşuyor. Bu alanda büyük bir yönelim var ve gruplar bu sektörü beraberinde sürüklüyor. Sağlık ve keyif kelimelerinden oluşan #healthonism yeni bir trend. Milenyum kuşağı yine bu konuda da öncü. Milenyum kuşağı hayatın tadını çıkarırken sağlıklarına da dikkat ediyor.
Ad blocking bir trend
Ağlar çözüm geliştirmek için uğraşsa bile Ad blocking hızla yayılıyor.
Steroidlerde Sosyal iyileşme
Yiyecek ve içecekler konusunda doğal atıştırmalıklar yeni bir trend. Milenyum kuşağı sabah kahvaltılarında smoothie tarzında hızlı tüketilebilen ve enerji veren içecekleri tercih ediyor. Sektör buna doğru evriliyor, Stubborn isimli içecek (tatlandırılmış bir soda) buna örnek.
Bu sektörde yan ürün markalarına baktığımızda normalde atılacak malzemeler ürünlere dönüştürülmeye başlandı. peyniraltı suyu, probiyotik gıdalar buna örnek. Kalan nohutların suyunu değerlendirilerek yapılan vegan mayonez “whey protein” bu aralar trend.
Avatar Adresler
Bu perakende için bir trend. Satınalma akıllı cihazların birbirine bağlanması ile farklı bir deneyim yaşatıyor. Geleneksel adresi olmayan – akıllı telefonu olmayanların konumlandırılmasında kullanılan yeni uygulamalar trend.
Modüler yaşam trendi
Giderek küçülen evler ve nüfus artışı ile birlikte mikro ev birimleri ortaya çıkıyor. Mekanları böylelelikle farklı şekilde hareket ettirebilecek ünitelerden ihtiva edebilirsiniz.
Yapay Zeka
Yapay zekayı bu yıl çok duyduk. Bağlamın dışında da kullanılıyor . Çocuklar için geliştirilen oyuncaklar inanılmaz. CogniToys çocuğunuz büyüdükçe büyüyor ve onun ihtiyaçlarına göre kendini geliştiriyor.
Helal Seyahat
Helal seyahat #HalalTravel bir trend. MasterCard’a göre bu sektör 2020 yılında 22 Milyar Dolar’lık bir büyüklüğe ulaşacak.
Cinsiyetten Bağımsız Pazarlama
Toplumsal cinsiyetlerden arınan firmalar öne çıkıyor. Cinsiyetsiz ürünler sunan markalar trend ve 2017 yılına damga vurmaya hazırlanıyor. Unisex parfümlerle başlayan trend gittikçe yayılacak. Milenyum kuşağı bu konuda da tetikleyici durumda.
Augumented reality
Arıtılmış gerçeklik yükselişte. PokemonGo oyunu bakış açımızı değiştirdi.

Bir sonraki sunum, genç yaşına rağmen dünyanın en başarılı pazarlama profesörlerinden biri olan Dr. Jonah Berger’e aitti.
Wharton School Pazarlama Profesörü Dr. Berger “Bulaşıcı Etki: Bazı Şeyler Neden Tutar?” isimli sunumunda fikir, marka veya ürünlerin viral olmasını sağlayan bilimsel gerekçeleri aktardı.
Berger sunumuna Brokoli ve Çizburger’i karşılaştırması ile başladı ve hangisini daha lezzetli bulduğumuzu sordu ve ekledi “Pazarlamamız ve iletişimimiz ne kadar lezzetli?”
İnsanların zihninde pazarlamamız ve iletişimimiz lezzetli, yani çok çekici olmalı. Markamızı nasıl daha çekici yapabiliriz, #WOM’u nasıl kullanabiliriz, fikirlerimizin tutmasını nasıl sağlayabiliriz buna odaklanmalıyız.
Geleneksel pazarlamaya göre WOM çok daha etkili. WOM denildiğinde akla önce sosyal medya geliyor, oysa WOM’un yalnızca %10’unu online oluşturuyor. Burada ilk önemli konu, sağladığı güven.İkinci önemli konu ise hedefleme. Sosyal mecralar bu konuda tetikleyici bir görev üstleniyor. Sosyal medya sadece enstrüman vermekle kalmaz ve Wom’un bir sadece bir parçasıdır. Teknolojiye odaklanarak, psikolojiye odaklanamıyoruz. Etrafımızda çok fazla sosyal mecra var ve unutmaya meyilliyiz.
Berger, paylaşım yapmayı tetikleyen anahtarları paylaştı.

Sosyal Değer
Paylaştığımız ve paylaşmadığımız şeyler bizim hakkımızda bir şeyler anlatır. Kim olduğumuza diar bir sinyal veriyoruz. Paylaştıklarımız ve konuştuklarımız bu sinyalleri verir. Çevremizde bunu görürüz, Paylaşımlarımızı dikkatli gözlemleyen bunu anlayabilir. Paylaşımlarımızı yaparken dikkatliyiz ancak pek de samimi değiliz. Bunlar bizim iyi görünmemizi sağlıyor, bu sebeple seçerek paylaşıyoruz.
Berger sosyal medyanın gücü konusunda Beyonce örneğini verdi ve reklama ihtiyaç duymadan sadece sosyal hesaplarından albümünü tanıttığını ve çok ses getirdiğini söyledi.
“Her şey ilginç olabilir, kendi içinde ilginçliğini bulabilirseniz başarılı projelere imza atabilirsiniz.”
Tetikleyiciler
Tetikleyiciler reklam amacıyla olmasa bile arkadaşlar ile konuşurken hatırlanan ve öne çıkan konular olabilir. Tetikleyiciler marka konumlandırmanızı bile değiştirebilir. Kitkat marka görsellerini kahve ile örtüştürerek sundu ve başarısız gidişini tam bir yükselişe çevirdi. Kimi tetiklemek istiyorsunuz, buna karar verin ve üzerine gidin.

Duygular
İnsanlar indirim oranı gördüğünde duyguları ve ilgileri işler.
Kullanıcılar %25 indirim oranını gördüklerinde bu işler. 2.000 TL’lik bir üründe 500 TL’lik indirim gördüklerinde bu daha da hızlı işler.

Sonuç olarak;
Toplumsal fayda gözetin.
Tetikleyicileri kullanın.
Duygulara önem verin.
Paylaşmayı unutmayın.
Pratik bir değer yaratın.
Öyküler sunun.

Kahve molasının ardından “Gezegende İlk Tükenen Kaynak: Dikkat” sunumuyla Stratejist, Kreatif Direktör Faris Yakob’u dinledik.
Yerinde duramayan, aşırı heyecanlı Yakob’un “Dikkat” konusunda nasıl bir sunum yapacağını başta anlayamadım ama enerjisi hepimize işledi ve bizi canlandırdı.
Faris, Genius Steals şirketini 3 yıl önce kurmuş ve o günden itibaren hiç oturmamış.
Dikkat bir su gibidir. Beyninizdeki bütün fikirleri birbirine bağlayabilirsiniz. Dikkati akıcı olduğu için yönlendirebilirsiniz. Reklamcılık için dikkat çok önemli. Alıp sattığımız esasen bu. Reklamcılar olarak buna odaklanıyoruz öte yandan reklamcıların bu konuda bilgisi az.
Dikkatin satılabilmesi için bunun kısıtlı olması lazım. Şirketlerin çoğu günümüzde dikkatle ayakta kalabiliyor.
Yaratıcılık dikkati çeker. Dikkat süresine baktığımızda bu herkes için farklı. Akvaryum balığı kadar dikkat algımızın olduğu gerçek değil. Bu kişiye ve o ana göre değişir. Amerika’da 10 çocuktan biri dikkat bozukluğu sorunu yaşıyor ve bu teşhis edilmiş bir sonuç. Beyniniz gerçekliği gördüğünüzü düşündürtür ama bulanık görürsünüz ve beyniniz bunu tamamlar.
Faris burada “aramadığınız şeyi gözden kaçırmak çok kolaydır.” Dedi ve ay yürüyüşü yapan ayı örneğini gösterdi. İlgili video aşağıda, mutlaka hatırlarsınız.
Paradolya beyninizin doğal olarak soyut şekilleri tanımaya başlaması durumudur. Alarmlar, sirenler gibi… Burada tehlike var mı yok mu beyin bunu anlamaya çalışır. Örüntüleri anlamlandırmaya çalışır ve dikkatiniz başka yöne gidebilir.
Hikayenizi anlatırken gülünç olmak zorunda değilsiniz. Bir öykü düşünün ve bu mesajınızı toparlayacak bir kap gibi olsun. Özünüzü çekirdek mesajınızı bulun. Neyi paylaşmak istiyorsunuz karar verin ve uygulamalarınızı adım adım planlayın.
Beyin örtüntüleri ve aşinalığı sever. Örüntüleri anlamlandırmaya çalışır ve dikkatiniz başka yöne gidebilir. Son 10 15 yıldır dikkat çekmek için fazla nakit ve zaman harcanıyor.
Uygulamaları ve sosyal mecraları daha çok kullanmamız yönünde çalışan uygulamalar var. Dolayısıyla gün içinde sürekli ekranımıza bakıp duruyoruz ve dikkatimiz dağılıyor. Bazen 8 saatin üzerinde veya 12 saatin üzerinde ekranımızı kontrol ediyoruz. Sürekli olarak dikkatimizi dağıtacak ortamlardayoz. Ben buna pick dikkat adını veriyorum.

Bir içeriği izlemek, tüketebilmek için bir süre harcamanız gerekiyor. ComScore’a göre 2012 yılında 5.3 Trilyon dijital reklam gösterilmiş. Oysa kullanıcıların büyük kısmı bunları görmedi. Görüntüleme sayıları artık bir kur haline geldi. Açıklanan sayılar gerçekleri yansıtmıyor.

Japon balığı benzetmesi bana çok saçma geliyor. bu kişiye göre ve o ana göre değişir. Sürekli aynı içerikle çok fazla reklam gösteriliyor. Reklam düşük dikkatle de çalışır. İnsanların dikkatini çekmeye çalışıyorsunuz ama Ad-Blocking korkulu bir rüya ve kullanımı hızla artıyor.

“Dikkati nasıl kazanabilirsiniz” konusunda Faris’in önerdiği planlama çizelgesi aşağıda.
Bütün markalar dikkat için çalışır. Reklam az dikkatle çalışabilir ama sıfır dikkatle çalışmaz, bunu unutmayın.

Sırada “Dünya Merak Araştırması” sonuçları var. Discovery Networks CEEMEA, Kıdemli Kreatif Direktörü Stephen Royle ve İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Halil Nalçaoğlu bizimle araştırma sonuçlarını paylaştı. Aldığım notlara gelince…
Merak çağındayız. Dünya Merak Araştırması hepimiz için çok önemli. Bizim açımız her zamana insanların merakını doyurmak oldu. Bu araştırmayı 7 ülkede 2100 insan üzerinde yaptık. Bu ülkelerden biri de Türkiye.

Gücün ve bilginin denkliği ortaya çıktı. Bilginin keyif verebileceği düşünülürdü, Bilginin merak ve eğlence verebileceği de düşünülmeye başlandı.
Katılımcıların %81’i merak duygularının topluma fayda sağlayabileceğini düşünüyor.
Merak biçimleri farklı. Bilgi için bilgi önemli ama insanların %87’si farklı bilgiyi arzuluyor.
İçeriğin daha renkli olması beklentisi var.
Katılımcıların %51’i tam dikkat gerektirmeyen içerikleri izlemeyi tercih ediyor.
Küçük ayrıntılardan etkilenip daha fazlası için devam eden katılımcıların oranı ise %90

Öğle yemeği arasından sonra “Yaratıcılığın İzinde Devri Alem” sunumuyla Wanderbrief CEO’su Mark Van der Heijden ‘i dinledik. Aldığım notlara gelince…
Yaratıcılığı bir bilet olarak kullanmaya başladım ve dünyayı görmek için yola çıktım. İşimi de ihmal etmedim. http://thebackpackerintern.com
Bu yolculuğumda çıkardığım sonuçlar;
Basit olmak çok önemli.
Bir fikri açıklayabildiğinize inanıyorsanız bunu 140 karakterle bile anlatabilirsiniz. İyi fikirler basittir.

Hayat kısa olumsuzlukları önemsemeyin
3 yıl seyahat ettim ve toplam 32 şirkette, 27 farklı şehirde çalıştım. Amsterdama döndüğümde ise yalnız olmadığımı gördüm Benim gibi bir çok insan vardı. Benim yaş grubumdaki yani 18-35 yaş aralığındaki kişiler deneyimi paradan daha çok önemsiyor.
Şirketim Wanderbrief insanların deneyimlerini paylaşabilecekleri bir alan sunuyor. İnsanlar deneyimi paradan daha fazla önemsiyor. Günün sonunda kaç yıl yaşadığınız değil, yaşadığınız anlardır. Wanderbrief önce arkadaşlarımızı dahil ettiğimiz bir ortamdı, kalabalıklaşınca arkadaşlarımızın arkadaşlarını da dahil ettiğimiz ve gittikçe büyüdüğümüz bir ortama dönüştü. Burada markalara projeler yapıyor, gerçek kişiler üzerinde yaşanan deneyimleri markayla örtüştürüyoruz. (Bunu şu şekilde açıklayabilirim. Wanderbrief’e kayıt oluyorsunuz ve yapabileceklerinizi anlatan – niteliklerinizi ortaya koyan bir tanımlama yapıyorsunuz. Markalar ve bu kişiler arasında bir havuz oluşuyor. Marka ve kişi bir araya geldiğinde proje şekilleniyor. Örneğin bir akıllı telefon şirketiniz var. Seçtiğiniz kişi akıllı telefonunuzu kullanarak hikayesi olan paylaşımlar yapıyor ve ürününüzü anlatmanızı kolaylaştıracak bir yol sunuyor.)
Asla vazgeçmeyin
Vazgeçmek yapabileceğiniz en kolay şey. Kararlı ve istikrarlı davranın ki mücadele edebilesiniz. Bunu başarınca devam etmek istiyorsunuz.
Yolculuğunuzu sürekli olarak paylaşın
Attığınız her adımdan harika içerikler çıkarmaya çalışın. Biz geri bildirime önem veriyor çalıştığımız markaları besliyoruz.

Sırada “Yaratıcılığın İzinde: Amerika’dan Franz Kafka’ya” sunumuyla Ödüllü Film Yapımcısı, Yazar, Fotoğrafçı Mika Johnson var. Anlatımı video destekli olduğu için notlarım çok kısa…
Yaratıcılık öğretilebilir mi?
Ben bunun olamayacağını düşünüyorum. Teknik ve kuramı öğretebiliriz ama yaratıcılık öğrenilemez. Bireysel olarak 2000 yılında Sony kamera ile günlük hayatımı kameraya çekerek bu işe başladım ve hiç bırakmadım. Ardından uzun metrajlı film yapmak istedim ama çok çabalamama rağmen finans desteği bulamadım ve umutsuzluğa düştüm. Ardından bir hibe buldum ve sonrası geldi…

Ardından “Yaratıcılığın Kıvılcımı” sunumuyla Nobel Müzesi Küratörü Tobias Degsell’i dinledik.
Degsell, “Nobel dünyadaki en prestijli ödül” dedi ve Nobelin yapısını anlattı
Yaratıcılık düşülmemiş şeyleri düşünmekle ilgilidir.Ben son 8 yılımı Nobel kazanan kişilerin özelliklerini araştırarak geçirdim.Nobel kazananların hepsi kararlı ve ısrarcıydı.
Nobel ödülünü kazananların ortak özellikleri aşağıda.
İletişim eksikliği sizi başarısızlığa götürür.
Vizyonunuz olmazsa kaybolursunuz.
Vizyon ve sıkı çalışma çok önemlidir.
Kurumlarınızda saygı çerçevesinde hareket etmeniz gereklidir.
Kabulün ötesine geçmek de önemlidir.
Farklı yeteneklerin ötesinde bu yeteneklerin nasıl kullanıldığı da önemlidir.

Yaratıcılık söz konusu olduğunda çeştililik de bir o kadar önemlidir. İşbirliği istiyorsanız çeşitliliğe odaklanmalısınız.
Nobel kazananların %10’u Cambridge mezunu imiş. Sırrı ise insanların yaratıcılığını tetikliyor oluşunda yatıyormuş. İnsanların yaratıcılığını tetiklemeniz gerekiyor. Cambridge’in sırrı bu Yaratıcılık konusunda birlikte çalışmak gücünüzü büyütür ve tetikler.
Nobelin özünde icra var. İnsanların yaratıcılığı sayesinde farklı sorunlara odaklanıldı ve bunlar çözüldü.İinsanlar sorunlarını çözmek için etkileşime geçmek zorunda
Sonsöz : “Çok çalışın, tutkunuzu takip edin.”

Sırada oldukça ilginç bir konu var. “Koltuğu Stajyere Kaptırdım” sunumuyla 20Something Kurucu Ortağı ve Kreatif Direktörü Benoit Vancauwenberghe’i dinledik.
20Something bir Y kuşağı ajansı ve CEO olarak şirketin başına her hafta başka bir stajyer geçiyor. Çalışma hayatında hepimizin en zorlandığı kuşak olan Y’ler üzerinden bir ajans yürütmek herkesin harcı değil. Bu açıdan Benoit’nin deli bir dahi olduğunu söylemek mümkün
Sunum notlarıma gelince…

Biz her gün müşterilerimizle check in (beklentiler nelerdir) ve Check out /beklentilere yanıt veriyormuyuz) yapıyoruz. Başta müşterilerimiz Y kuşağı ile çalışıyor olmaktan çok tedirgindi, ardından bu sisteme alıştı. Y kuşağını toplantılarda kontrol etmek zor, öte yandan buna alıştığınızda uyum sağlıyorsunuz. Bizim iş yapış şeklimiz bu. 2050 yılına geldiğinde nüfusun %70’i Y jenerasyonu olacak. Biz ajans içinde ajans yarattık. Bir takım şeyler değişti, evet. Değişen şey endüstri değil, jenerasyonun ta kendisi.
Y Jenerasyonu multi fonksiyoneldir. Yeni jenersayon gerçek aşka inanmıyor, çünkü aileleri boşanmış. Ölene kadar aynı kariyere inanmıyorlar çünkü aileleri işsiz kalmış. Ailelerinin hatalarını yapmak istemiyorlar. İstedikleri şeyi biliyorlar ama markalar bunları anlamıyor.

Eğer Y kuşağı iseniz duygusal olarak kendinizi konumlandırmanız çok önemlidir. Bir hedefiniz olmalı, Ben neden bu şirketi seçiyorum diye mutlaka kendinizi sorun.
Biz bu gençlerle bir ajans yarattık ve yeni nesil bakış açısından bunu yaratma fırsatı sunduk. Stajyerler 3 aylığına geliyor ve onlardan çok şey öğreniyoruz. Karşılığında win win modelimiz var 7 atölye sunuyoruz.

Y kuşağı ile çalışmak bizim için kolay değil müşterilr için de öyle. Onların güvenlerini kazanmak çok zor. Bizim CEO’muz yok, her hafta yeni biri başa geçiyor. Tüm sorumluluğu alıyor. Burada yapmak istediğimiz şey süreç yönetimi. Gerçekten birine güvenebiliyor musunuz? Şirketinizi bir gence teslim etmek istiyor musunuz?
Ben X kuşağıyım ve onlardan her gün bir şey öğreniyorum. Yeni jenerasyonu anlamak istiyorsanız onları gözlemleyin ve dinleyin.
Güne dair aldığım notlar bunlar 🙂 Brand Week 2016 Marketing Day için yazdığım yazıyı da okumayı unutmayın…
Aşağıda 2016 yılının en sevilen markalarının listesi var. Listeye geçmeden önce şöyle bir eleştiri yapmak isterim. Bu markaların tümü dijitalde var, twitter’dan kendilerini hesaplarını da ekleyerek tebrik ettim. Bilin bakalım hangisi geri döndü? Tabii ki hiçbiri (Yazıma bir güncelleme : “Erikli buradayım dedi”). Dijitalde aynı zamanda iletişim kurmak için de bulunduğunuzu lütfen unutmayın.
Türkiye’nin LoveMark’ları
Türkiye’nin en sevdiği Bulaşık deterjanı Fairy
Türkiye’nin en sevdiği otomotiv markası Volkswagen
Türkiye’nin en sevdiği dondurma Algida
Türkiye’nin en sevdiği şampuan Elidor
Türkiye’nin en sevdiği beyaz eşya markası Arçelik
Türkiye’nin en sevdiği süpermarket Migros
Türkiye’nin en sevdiği sıvı yağ Yudum
Türkiye’nin en sevdiği deodorant Rexona
Türkiye’nin en sevdiği banka Ziraat
Türkiye’nin en sevdiği ambalajlı su markası Erikli
Türkiye’nin en sevdiği temizlik kağıtları markası Selpak
Türkiye’nin en sevdiği akaryakıt markası Opet
Türkiye’nin en sevdiği çamaşır deterjanı Omo
Türkiye’nin en sevdiği sakız Falım
Türkiye’nin en sevdiği ev temizlik ürünleri Domestos
Türkiye’nin en sevdiği traş ürünleri Arko Men
Türkiye’nin en sevdiği kahve Nescafe
Türkiye’nin en sevdiği kredi kartı Bonus
Türkiye’nin en sevdiği hijyenik ped Orkid.
Fayda görmeniz dileğiyle.




