Radyo programcılığı ve seslendirme çalışmalarının yanı sıra, Ntv’nin Gece-Gündüz programından fırsat bulduğum her an takip ettiğim Yekta Kopan’ın “Bir de baktım yoksun “ isimli öykü kitabını İstanbul karlar altındayken okudum. Aslında uzun zaman önce okumak istediğim bir kitaptı.
6 Öyküden oluşan kitabı bir çırpıda okudum. Akıcı ve insanın içine işleyen üslubu beni derinden etkiledi, aynı zamanda böyle değerli bir yazarı geç keşfetmiş olmanın burukluğunu yaşattı.

Gelelim okumalarıma;
Öykülerin tamamı iç hesaplaşmalarla dolu, tepkisiz kalınmış kayıpların hüznünü yansıtıyor. Kaybedilene özlem, söylenememiş sözlerin derin pişmanlığı satırlara ustalıkla gizlenmiş. Okuduğunuz süre boyunca hem öyküyü anlatana güçsüzlüğü ve tepkisizliği yüzünden kızıp, suçluyor hem de kendi hayatınızla örtüştürüp benzerlikler bulup yargılamaktan beziyorsunuz.
Kaybedilen babaya duyulan derin özlem, kayıpla çocukluktan sıyrılış ve sonunda kendisi baba olduğunda en büyük eserine duyduğu hayranlık, köklerine duyduğu derin bağı vurguluyor. Yazarın yaşadığı en duygusal heyecana bile babası yön veriyor. Öykülerde hepimizden bir parça var…
Öyküler kitapta ön açıklamalarla sunulmuş.
- Sarmaşık
Aynı ormanın ağacıymışım, yokluğunla budanan.
- Portobello 22
Sustum, anadilim sensizlik oldu.
- Kırmızı
Ben senin duygusal özetinim.
- Battaniye
Adını bilmediğim kuşlar uçuyor üstümde.
- Kertenkele
Ancak o zaman cesaret edebileceğim uyumaya.
- İyi uykular
Duyulmayı bekleyen bir yankıyım artık.

Kitaptan onlarca bölümü tekrar okumak üzere defterime not aldım, birini de yazıma ekliyorum.
…
Diz çöktüm.
Bir bunu hatırlıyorum, bir de ağlamamak için kendimi ısırdığımı. O gün bugündür ağrılı bir diş izisin sol kolumda, o gün bugündür bedenime açtığım bir yarasın.
İşin kötüsü, bu da sadece bir cümle baba. Yara izinin yerini sahibi bile hatırlayamıyor birkaç gün sonra.
…
Sesler unutulmaz demiştin hani bir gün, uydurduğunu düşünmüştüm, bilirsin pek güvenmezdim senin hüzünlü hayat tecrübelerine- sen daha rahat anla diye deneyim yerine tecrübe yazdım, zaten o günden beri yazdıklarımın ne kadarı sana ne kadarı bana ait bilemiyorum – ve bu güvensizlikle her sözünü kırk kere sınavdan geçirirdim. Sadece söylediklerine değil, söylemediklerine de güvenmezdim.
Oysa şimdi nasıl da başka bir noktadayım. Sana güvenmeyip, seni reddedip, senden bana kalanları kusup devam edebileceğime inandığım yolun getirdiği uçurumda, duyulmayı bekleyen bir yankıyım artık.
…

“Bir de baktım yoksun” öykü kitabıyla 2010 Yunus Nadi Öykü Ödülü, yine aynı yıl Haldun Taner öykü ödülünü alan yazar, “Ödülü elime aldığımda bir gökkuşağı verdiler dedim. An gelir hepimiz bir gökkuşağına ihtiyaç duyarız. An gelir üstümüzde nefret, hırs, öfke, şiddet, iktidar, bütün bunların yediği siyah bir battaniye örter – gökkuşağını görmeyelim diye… Haldun Taner öykücülüğü bu battaniyeyi üstümden atabilmek için anahtar oldu” diyerek ödülü almış.
Yekta Kopan çok yönlü biri. Web sitesi, blogu ve aktif olarak kullandığı sosyal hesabı var. Orhan Pamuk, Tahsin Yücel ve Turgut Uyar kadar beğendiğim bu yazarın diğer kitaplarının da siparişini verdim. Kütüphanenizde kocaman bir rafı okumaya doyamayacağınız bu yazarın kitapları için boşaltın.




