Gelin sizi INMerge, 2026 Roadshow serisini İstanbul ayağına götüreyim. INMerge İnovasyon Buluşması‘nda gerçekleşen panel ve sunumları sizin için derledim.
PASHA Holding’in ev sahipliğinde ikinci kez Türkiye’de düzenlenen INMerge İnovasyon Buluşması İstanbul’da gerçekleşti. INMerge, 2026 Roadshow serisini İstanbul’dan başlatırken; iş dünyası, enerji, finans, teknoloji ve girişimcilik ekosisteminin en önemli isimlerini aynı sahnede buluşturdu.
Buluşmanın klasik bir etkinlikten öte, bölgesel ölçekte sermaye, teknoloji ve liderlik vizyonunun kesiştiği stratejik bir platform niteliği taşıdığını belirtmek isterim. Gün boyunca konuşulan başlıklar yalnızca bugünün parametrelerini ortaya koymaktan çok – 2050 perspektifinin ekonomi, enerji ve şirket yapıları üzerindeki etkisini de derinlemesine sorgulamamızı sağladı. Oturumlarda aldığım, kapsamlı notları aşağıda bulabilirsiniz:
Toward 2050: The Emergence of Smart Economies

The Futurists Network CEO & Founder Brett King
Brett King’in sunumu, finansal hizmetlerden enerjiye, yapay zekadan insan ömrüne uzanan geniş bir çerçevede 2050’nin “akıllı ekonomilerini” ele aldı. Konuşmanın temel ekseni şuydu: Akıllı ekonomi yalnızca dijitalleşmiş ekonomi değildir; otonom sistemler, enerji altyapısı ve yapay zekâ destekli üretim kapasitesi ile yeniden tanımlanan bir ekonomik modeldir.
- “Fintechs have already won this battle.” King, finansal hizmetlerde yapısal dönüşümün çoktan başladığını net verilerle ortaya koydu. Dünyanın en büyük 20 perakende fintech şirketi 4,1 milyar müşteriye ulaşmış durumda. Aynı ölçekteki 20 büyük perakende bankanın müşteri sayısı ise 2,7 milyar. Son beş yılda fintech’lerin müşteri artışı yüzde 200’ün üzerinde gerçekleşirken, geleneksel bankalarda bu oran yüzde 3’te kaldı. Revolut’un Avrupa’da müşteri sayısına göre en büyük banka haline gelmesi, Nubank’ın Latin Amerika’da liderliği ve WeBank’in Çin’de geleneksel devleri geride bırakması; finansın merkezinin değiştiğini gösteriyor. King’e göre, bu dönüşüm yalnızca bir rekabet meselesi değil; müşteri beklentisinin kalıcı biçimde yeniden yazılması anlamına geliyor.
- “By 2050, agentic AI will run more than half of global business processes.” Sunumun en çarpıcı bölümlerinden biri, “agentic AI” kavramıydı. King, sohbet robotlarından farklı olarak çekirdek operasyonları yöneten otonom yapay zekâ sistemlerinin 25 yıl içinde küresel iş süreçlerinin yarısından fazlasını yöneteceğini öngörüyor. Bu noktada mesele yazılım değil; altyapı. Otonom sistemlerin çalışabilmesi için devasa enerji ve veri altyapısı gerekiyor.
- Çin’in Altyapı Stratejisi King’in analizine göre Çin, 2050’nin referans akıllı ekonomisi olma yolunda üç temel avantaja sahip:
- 2008’den bu yana inşa edilen 48 bin kilometre hızlı tren altyapısı.
- Son iki yılda gerçekleştirilen 600 gigawatt güneş enerjisi kurulumu.
- Tam otomasyonlu “karanlık fabrikalar” ve limanlar. Bugün Çin’de insan müdahalesi olmadan çalışan binin üzerinde fabrika bulunuyor. Bu tesisler yüzde 40 daha verimli, yüzde 30 daha kârlı ve çok daha düşük hata oranına sahip. Enerji üretim kapasitesi, yenilenebilir yatırımlar ve nükleer teknolojideki ilerleme; yapay zekâ çağında ekonomik üstünlüğün doğrudan enerjiye bağlı olacağını gösteriyor.

- “The number one intent of AI is to eliminate human capital from the workforce.” King, yapay zekânın asıl amacına dair sert bir çerçeve çizdi: Otonom sistemlerin üretim maliyetini sıfıra yaklaştırması, insan emeğinin yerini sistematik biçimde azaltması anlamına geliyor. Giriş seviyesi işlerin yarısının ortadan kalkabileceği öngörüsü; üniversite eğitiminin geri dönüş oranını ve genç işsizliği radikal biçimde etkileyecek. Bu noktada kapitalizmin mevcut ücret–tüketim döngüsünün nasıl işleyeceği büyük bir soru işareti olarak duruyor.
- Q-Day, Kuantum Tehdidi ve Uzun Yaşam Kuantum bilgisayarların mevcut RSA şifreleme sistemlerini kırabileceği “Q-Day” senaryosu; askeri sistemlerden bankacılığa kadar tüm siber güvenlik mimarisini yeniden düşünmeyi gerektirecek. King’in sunumunda karamsar tablo kadar umut veren başlıklar da vardı: Enerji maliyetlerinin dramatik düşüşü, dikey tarım, laboratuvar proteini ve 3D baskı ile barınma çözümleri. Özellikle yapay zekâ destekli gen düzenleme ile 2050’lerde 130–140 yıllık yaşam beklentisi olasılığı; emeklilik, eğitim ve çalışma modellerini kökten değiştirecek. King konuşmasını şu felsefi soruyla bitirdi: “What sort of future do we want?” İnsanlık, iş gücü merkezli bir ekonomik modelden zeka merkezli bir modele geçerken nasıl bir gelecek inşa etmek istiyor?
Capital and Capability: Uzun Vadeli Ekonomik Gücü Şekillendiren Liderlik Tercihleri

Egon Zehnder Partner’ı Engin Güven moderatörlüğünde; PASHA Holding CEO’su Jalal Gasimov ve FIBA Group Yönetim Kurulu Başkanı Murat Özyeğin.
- “People, people, people.” Murat Özyeğin’in çerçevesi netti: Başarı faktörleri sorulduğunda yanıtı hep aynı: insan, insan, insan. Büyük kurumlar yalnızca hissedar değeri üretmez; sektörün standartlarını, regülasyon kültürünü ve ekosistem davranışını da şekillendirir. Özyeğin; doğru insanları seçmek, onları yetiştirmek ve açık kültür oluşturmak üzerine dururken, aşırı özgüven dönemlerinde yanlış yatırım kararları alınabileceğini, en büyük sıçramaların ise kriz dönemlerinde cesur hamlelerle geldiğini anlattı. “Yatırım kadar çıkış kararı da önemlidir” ifadesi, portföy optimizasyonunun stratejik bir kaldıraç olduğunu ortaya koydu.
- “When you are large, you must self-regulate.” Jalal Gasimov, ölçek büyüdükçe hissedar odaklı modelden paydaş etkisi modeline geçildiğini vurguladı. Azerbaycan’da nüfusun yarısına hizmet sunan bir grup için ekonomik sağlığın şirket sağlığından ayrı düşünülemeyeceğini belirtti. Gasimov’un en çarpıcı noktası, bilançolarda görünmeyen insan sermayesiydi. Bilgi ve beceri ölçülebilir olsa da, zihniyet daha zor ölçülür ancak en kritik unsurdur. Hata karşısında sorumluluk alma kültürü, güçlü liderler yetiştirme cesareti ve sürekli öğrenme refleksi kurumsal dayanıklılığın temel bileşenleri olarak öne çıktı.
Scaling Digital Winners: Büyüme, Güven ve Platform İcrası

McKinsey & Company Senior Partner’ı Özgür Tanrıkulu moderatörlüğünde; PASHA Financial Holding CEO’su Farid Mammadov ve Trendyol Group CEO’su Erdem İnan.
- “From doer to enabler” Farid Mammadov, startup aşamasında mikro detaylara hakim olmanın zorunlu olduğunu, ancak ölçek büyüdükçe liderliğin “yapan” rolden “engelleri kaldıran” role evrilmesi gerektiğini ifade etti. Holding yapısında sinerji yaratmanın; doğrudan müdahaleden merkezden metodoloji desteğine ve nihayetinde stratejik “enablement”a uzanan evrelerini paylaştı.
- Delegasyon ve Yerelleşme Dersi Erdem İnan, 500 kişilik yapıdan 4.000 kişiye ve 20’den fazla ülkeye uzanan yolculukta en zor konunun delegasyon olduğunu söyledi. Türkiye’de işe yarayan modelin başka ülkede birebir çalışmadığını; lojistik, ödeme ve tüketici davranışlarının ciddi farklılıklar gösterdiğini vurguladı. “Biz her şeyi biliyoruz” zihniyetinin en büyük tuzak olduğunu belirtti. Yapay zekâ tarafında ise Trendyol’da kod üretiminin yüzde 30’dan fazlasının artık AI destekli olduğunu, iç süreçlerin ve içerik üretiminin bu sayede büyük hız kazandığını ekledi.
Building Resilient Giants: Büyük Ölçekli Kurumlar Nasıl Dönüşüyor?

Wamo Yönetim Kurulu Üyesi Deniz Güven moderatörlüğünde; Elchin Ibadov (SOCAR Türkiye CEO), Bülent Tekmen (Colendi Kurucu Ortağı ve CEO’su), Alper Akcan (Fingate.io CEO) ve Egem Eraslan (Midas Kurucusu ve CEO).
- Deniz Güven: “Resilience bir refleks değil, tasarım meselesidir.” Deniz Güven paneli açarken dayanıklılık kavramını; krizde ayakta kalmaktan ziyade, belirsizlik ortamında yönünü kaybetmeden dönüşebilmek olarak tanımladı. Ölçeğin doğal olarak sistem ihtiyacı doğurduğunu belirterek şu temel soruları yöneltti: Büyürken çevik kalmak mümkün mü? Yetki devri ile kontrol dengesi nasıl kurulur?
- Elchin Ibadov: “Energy is destiny.” Ibadov, enerjinin artık jeopolitik bir kader unsuru olduğunu vurguladı. “Uncertainty multiplied by speed” döneminde, SOCAR Türkiye’nin ham enerji satıcısı olmaktan çıkıp entegre endüstriyel oyuncu olmayı hedeflediğini anlattı. “Decarbonize without dehumanizing” diyerek, karbon azaltımı yapılırken insan kaynağının bu sürece mutlaka entegre edilmesi gerektiğini belirtti.
- Bülent Tekmen: “Distribution was the key.” Teknoloji geliştirmenin yeterli olmadığını, regülasyonla uyumlu bir yapı ve geniş dağıtım kanalları kurmanın şart olduğunu söyledi. Bankacılık lisansının fonlama maliyetini ve risk yönetimini kökten değiştirdiğini belirterek, regülasyonun bir tehdit değil, bir güven üretim mekanizması olduğunu ifade etti.
- Alper Akcan: “Scale-up is a different game.” Startup ile scale-up arasındaki farkı şu metaforla açıkladı: “16 taşla satranç oynamak kolay, 160 taşla oynamak farklı bir oyundur.” Kurucunun kontrol alanını bilinçli daraltması ve yetki devri yapması gerektiğini, sistem kurulmadığında hızın sürdürülebilir olmadığını vurguladı.
- Egem Eraslan: “Number two is not allowed.” Rekabetçi fintech pazarında dikey genişleme ve pazar hakimiyetinin önemine değinen Eraslan, “Speed is the only unfair advantage” dedi. 48 saatlik iterasyon döngüleri uyguladıklarını ve kod üretiminin önemli bir kısmını AI destekli hale getirdiklerini belirtti.
Liderlerin Günlük Dijital Çantası: Hangi Uygulamaları Kullanıyorlar?
Oturumun sonunda Deniz Güven, tüm panelistlere günlük hayatlarında kullandıkları araçları sordu:
- Egem Eraslan: Gemini ve ChatGPT’yi aktif kullanıyor. Ancak en dikkat çekici noktası, e-posta, tasarım, strateji gibi alanlar için kendi geliştirdiği yaklaşık bir düzine özel GPT‘yi ekibiyle paylaşıyor olmasıydı.
- Alper Akcan: Gemini, Notebook ve farklı LLM çözümlerini derinlemesine anlamaya çalışıyor. Kişisel kullanımda ise Meditopia ve VOOP gibi sağlık teknolojilerini tercih ediyor.
- Elchin Ibadov: Benzer AI araçlarının yanı sıra, alışkanlık takibi yapan Streaks uygulamasını çok sevdiğini belirtti. Bir gün atlandığında sayacı sıfırlayan bu sistemin tutarlılığı teşvik ettiğini söyledi.
- Bülent Tekmen: Yanıtı çok netti: “I only use Claude these days.” Günlük hayatının her alanında, hatta çocuklarıyla olan iletişiminde bile Claude’dan destek aldığını esprili bir dille paylaştı. Deniz Güven de bu noktada Claude tercihine katıldığını belirtti.

Etkinlik kısa bir aranın ardından “Startup Pitch Compettion” ile devam etti. Ancak ben etkinliğin bu bölümünü takip edemedim. Davet için Natus İletişim’e teşekkür ederim.


