10 Haziran’da vizyona girecek olan, basın gösterimi ile izlediğim İfşa Günü Filmi (Disclosure Day) yorumumu ve film hakkında merak edilenleri yazımda bulabilirsiniz.
İfşa Günü Filmi (Disclosure Day)
İfşa Günü Filmi (Disclosure Day), daha fragmanı yayınlandığı anda yılın en merak edilen filmlerinden biri haline gelmişti. Açıkçası salona oldukça yüksek bir beklentiyle girdim. Spielberg, Emily Blunt, Josh O’Connor, John Williams, UFO komplosu, insanlığın evrende yalnız olup olmadığı sorusu… Kağıt üzerinde her şey yılın en güçlü bilim kurgu deneyimlerinden birine işaret ediyordu.
Ne var ki İfşa Günü Filmi (Disclosure Day), büyük beklentilerle izlenen ama bittiğinde insanın içinde tuhaf bir eksiklik bırakan filmlerden biri. Kötü bir film mi? Hayır. Sıkıcı mı? Bence hayır. Hatta 145 dakikalık süresine rağmen kendisini izletmeyi başarıyor. Fakat Spielberg’ün E.T. ve Close Encounters of the Third Kind gibi sinema tarihinde iz bırakmış bilim kurgu işlerinin ardından gelen bu dönüş, o mirasın ağırlığını taşımakta zorlanıyor.
İfşa Günü Filmi (Disclosure Day) konusu
İfşa Günü Filmi (Disclosure Day), insanlığın evrende yalnız olup olmadığı sorusunu UFO komplosu, devlet sırrı, kurumsal gizlilik ve bireysel temas duygusu üzerinden ele alıyor. Film, bir yandan bilinmeyene duyulan merakı canlı tutmaya çalışıyor. Diğer yandan insanların büyük bir hakikatle karşılaştığında nasıl tepki vereceğini sorguluyor.
Filmin ilk saati gerçekten güçlü. Merak duygusu iyi kuruluyor, UFO komplosu ilgi çekici bir yerden açılıyor, Emily Blunt’ın canlandırdığı Margaret Fairchild karakteri hikayeye duygusal bir merkez kazandırıyor. Kansas City’de çalışan bir meteorolog ve eski gazeteci olan Margaret’in garip psişik belirtiler yaşamaya başlaması, filmin Spielberg’e özgü “sıradan insanın olağanüstüyle karşılaşması” damarını taşıyor. Yabancı diller konuşması, sezgisel bağlantılar kurması ve gerçeğe bedeni üzerinden yaklaşması filmin en iyi fikirlerinden biri.
Diğer tarafta Josh O’Connor’ın canlandırdığı Dr. Daniel Kellner var. Daniel, Wardex adlı karanlık yapının sakladığı gerçekleri açığa çıkarmaya çalışan bir siber güvenlik uzmanı ve ihbarcı. Margaret daha sezgisel, daha duygusal bir teması temsil ederken Daniel bilgiye, kanıta ve ifşaya dayalı daha rasyonel bir hatta ilerliyor. Film bu iki karakter üzerinden güzel bir karşıtlık kuruyor. Biri bilinmeyeni hissediyor, diğeri bilinmeyenin üstünü örten mekanizmayı çözmeye çalışıyor.
İfşa Günü Filmi (Disclosure Day) oyuncu kadrosu

İfşa Günü Filmi (Disclosure Day) oyuncu kadrosunda Emily Blunt, Josh O’Connor, Colin Firth, Colman Domingo ve Eve Hewson gibi güçlü isimler yer alıyor. Oyuncu kadrosu kağıt üzerinde filmin taçlandırıyor. Ancak film ilerledikçe karakterlerin potansiyeli tam anlamıyla derinleşemiyor.
Emily Blunt, filmin en güçlü kozlarından biri. Margaret karakterinin tuhaflığını, kırılganlığını ve giderek büyüyen kozmik temasını ilk bölümde çok iyi taşıyor. Ancak film ikinci yarıda dağıldıkça onun performansının etkisi de azalıyor. Josh O’Connor ise Daniel karakterine sinirli, huzursuz ve hakikat arayan bir enerji veriyor. Fakat onun hikayesi de bir süre sonra klasik ihbarcı-gerilim çizgisine sıkışıyor.
Colin Firth’ün canlandırdığı Noah Scanlon, Wardex’in başındaki güçlü ve soğukkanlı figür olarak karşımıza çıkıyor. Gerçeği saklayan kurumsal aklı, devlet refleksini ve kontrol arzusunu temsil ediyor. Colman Domingo’nun Hugo Wakefield karakteri ise aynı sistemin içinden çıkmış vicdan gibi çalışıyor. Wardex’ten kopmuş, ifşa yanlısı ve Daniel’in yolculuğuna ahlaki zemin sağlayan bir figür. Kağıt üzerinde bu karakterlerin her biri güçlü bir dramatik alan açıyor. Ancak film ilerledikçe karakterlerin potansiyeli tam anlamıyla derinleşemiyor.
İfşa Günü Filmi (Disclosure Day) teknik bilgiler
İfşa Günü Filmi (Disclosure Day), Steven Spielberg’ün yönetmenliğini üstlendiği, senaryosu David Koepp’e ait olan bir bilim kurgu ve gerilim filmi. Filmin müziklerinde John Williams imzası bulunuyor. Görüntü yönetiminde Janusz Kamiński yer alıyor. Bu isimler bir araya geldiğinde doğal olarak beklenti de yükseliyor. Çünkü Spielberg sineması, özellikle bilim kurgu söz konusu olduğunda, yalnızca hikaye anlatımıyla değil; müzik, ışık, ritim ve görsel hafıza ile de izleyicide güçlü bir iz bırakıyor.
Teknik açıdan ise film şaşırtıcı derecede pürüzlü. Bir Spielberg filminde bu kadar zayıf CGI görmek açıkçası beklediğim bir şey değildi. Özellikle CGI hayvanlar, bazı sahnelerde filmin gerçeklik duygusunu kırıyor. Bugün yapay zeka ile üretilen kısa videoların bile bu kadar gerçekçi göründüğü bir dönemde, Hollywood’un hâlâ bu kadar plastik ve yapay duran görüntüler üretmesi tuhaf bir çelişki yaratıyor.
Benzer bir sorun bazı aksiyon sekanslarında da var. Filmdeki aksiyon anları bana fazla sakil ve yer yer gereksiz geldi. Kötü kurgulandıkları ve basit sunuldukları için seyirciyi hikayenin içine çekmek yerine geri itiyorlar. Oysa Spielberg, sinema tarihinde aksiyonu duyguyla, gerilimi karakterle, gösteriyi merakla birleştirmeyi en iyi bilen yönetmenlerden biri. İfşa Günü Filmi (Disclosure Day) içinde ise bu denge her zaman kurulamıyor.
Görüntü dünyasında da ilginç ama kafa karıştırıcı tercihler var. 60’lar tarzı Hitchcockvari çekim teknikleri, yüze vuran ışıklar, iç içe geçen görüntüler, aşırı lens flare kullanımı ve bazı sahnelerdeki stilize tercihler yer yer deneme-yanılma hissi yaratıyor. Spielberg ve görüntü yönetmeni Janusz Kamiński birlikte çalıştığında ortaya çıkan görsel dilin gücünü biliyoruz. Bu filmde de güçlü anlar var. Fakat bütünün içinde bazı tercihler fazla gösterişli, bazıları da şaşırtıcı biçimde amatör görünüyor.

Crop Circle sahnesi bu açıdan benim için filmin en zayıf halkalarından biri oldu. UFO mitolojisinin en ikonik görsel motiflerinden biri bu kadar düz ve etkisiz kullanılınca, film kendi kurduğu büyüyü bir anda kaybediyor. Halbuki bu sahne, Spielberg’ün elinde çok daha ürpertici, çok daha şiirsel ve çok daha akılda kalıcı olabilirdi.
Müzik tarafında da benzer bir kararsızlık var. John Williams elbette başımızın tacı. Spielberg sinemasının hafızasında onun müziklerinin yeri bambaşka. Ancak İfşa Günü Filmi (Disclosure Day) içinde müzikler filmin ruhunu büyütmek yerine zaman zaman geçmiş Spielberg filmlerinden tanıdığımız duyguların aranje edilmiş yankıları gibi duyuluyor. Sanki Williams bugüne kadar yaptığı film müziklerinin bazı parçalarını yeniden düzenlemiş ve filmin üzerine bırakmış gibi. Bu durum nostalji yaratmak isterken filmin zaten kararsız olan tonunu daha da belirsizleştiriyor.
İfşa Günü Filmi (Disclosure Day) eleştirisi
İfşa günü filmi büyük beklentinin gölgesinde kalan bir Spielberg dönüşü

Sorun biraz filmin ikinci yarısında başlıyor. İfşa Günü Filmi (Disclosure Day), ilk bölümünde kurduğu merak, gerilim ve komplo hissini ikinci yarıya aynı güçle taşıyamıyor. Hikaye bir noktadan sonra daha tanıdık kaçış-kovalamaca kalıplarına yaslanıyor. Siyah arabalar, gizli organizasyonlar, peşine düşülen ihbarcılar, yarım bırakılmış bağlantılar ve tamamlanmamış ilişkiler arasında film, güçlü bir bilim kurgu fikrinden daha sıradan bir komplo gerilimine doğru kayıyor.
Filmin “disclosure” kısmı ise beni gerçekten etkiledi. Çünkü hayatım boyunca okuduğum, izlediğim, takip ettiğim UFO ve uzaylı temasına dair her şeye bir saygı duruşu gibi hissettirdi. Spielberg’ün uzaylı tasvirinde hâlâ eski ısrarını koruması, bu anlamda çok kıymetli. Bugünün sinema teknolojisi içinde bambaşka formlar, daha karmaşık varlık tasarımları ya da daha soyut temas biçimleri beklenebilirdi. Spielberg ise yine o tanıdık hayret duygusuna, o çocukluk merakına, gökyüzüne bakarken içimizi kaplayan bilinmezlik hissine dönüyor.
Fakat bu büyü hikayenin tamamına yayılmıyor. Film, serim ve düğüm bölümlerinde kuramadığı bazı duygusal ve dramatik bağları finalde yoğun biçimde vermeye çalışıyor. Bu yüzden çözüm bölümünün etkisi var ama o etkiye giden yol yeterince dolu hissedilmiyor. Sanki boş bir puzzle’ın içinde uzun süre dolaşıyoruz; sonra finalde bazı parçalar önümüze dökülüyor ama resmin tamamı zihnimizde tam olarak birleşmiyor.
Filmin güncel tarafı ise bence çok önemli. Son yıllarda UAP dosyaları, kongre oturumları, resmi kayıtlar ve devletlerin uzaylılar konusunda daha açık konuşmaya başlaması, İfşa Günü Filmi (Disclosure Day) yapımını yalnızca nostaljik bir Spielberg filmi olmaktan çıkarıyor. Film, bugünün çok canlı bir kültürel sinirine dokunuyor. İnsanlık gerçekten evrende yalnız olmadığını öğrenirse ne olur? Bu bilgi panik mi yaratır, yoksa bizi birbirimize yaklaştırır mı? Devletler gerçeği saklamaya devam eder mi, yoksa açıklamak zorunda mı kalır? Medya, teknoloji şirketleri ve sıradan insanlar böyle bir bilgiyle nasıl baş eder?
Bunlar çok güçlü sorular. Hatta ben uzaylıları gerçekten görmemizin artık çok uzak bir ihtimal olmadığını düşünenlerdenim. Belki de bu yüzden filmin “ifşa” tarafı beni bir ölçüde büyüledi. Spielberg hâlâ gökyüzüne aynı çocuk merakıyla bakıyor. Hâlâ insanlığın korkudan çok empatiye ihtiyacı olduğuna inanıyor. Hâlâ bilinmeyenin karşısında gözlerimizi kapatmak yerine yukarı bakmamız gerektiğini söylüyor.
Ama sinema yalnızca iyi niyetle yürümüyor. İfşa Günü Filmi (Disclosure Day), güçlü bir fikirle yola çıkıyor. Ancak o fikrin etrafına yeterince sağlam bir hikaye kuramıyor. İlk saatteki vaat, ikinci yarıda klişelerin arasında zayıflıyor. Finalde uzun zamandır görmeyi beklediğimiz bazı sahneler var ve bu sahneler meraklısı için filmi izlenebilir kılıyor. Yine de finalde “bilinmeyenin” fazla gösterilmesi ve filmin geneline yayılamaması, o büyük gizem duygusunu büyütmek yerine tüketiyor.

Close Encounters of the Third Kind, kendi döneminde devrimsel etki alanı yüksek, eşsiz bir filmdi. Bugün izlediğinizde temposu bazı seyirciler için ağır gelebilir. Diğer yandan sinema tarihinde açtığı alan hâlâ çok güçlü. İfşa Günü Filmi (Disclosure Day) benzer bir formüle yaklaşmaya çalışıyor ama aynı etkiyi yaratamıyor. Spielberg’ün bilim kurgu sinemasına büyük ölçekli dönüşü takdire değer. Ancak ortaya çıkan film, onun zirve işleriyle aynı seviyeye çıkamıyor.
Yine de tamamen gözden çıkarılacak bir yapım olduğunu düşünmüyorum. UFO meselesine meraklı olanlar, Spielberg’ün bilim kurgu mirasını sevenler ve “disclosure” fikrine özel ilgi duyanlar için filmde izlemeye değer anlar var. Sadece beklentiyi doğru ayarlamak gerekiyor. Fragmanı izlediğimizde yılın filmi olacak gibi duran İfşa Günü Filmi (Disclosure Day), perdeye geldiğinde daha çok ustalara saygı kategorisinde kalan, pürüzlü ama merak uyandıran bir deneyime dönüşüyor.
IMAX şart mı? Bence hayır. Büyük beklentiyle gidilmeli mi? Kesinlikle temkinli olmakta fayda var. Ama Spielberg’ün gökyüzüne bir kez daha bakışını görmek, finalde uzun zamandır beklenen bazı görüntülerle karşılaşmak ve uzaylı sinemasının hâlâ neden bu kadar güçlü bir merak alanı yarattığını hatırlamak için izlenebilir.
İfşa Günü Filmi (Disclosure Day), büyük bir hayal kırıklığı ile içten bir saygı duruşu arasında duran bir film. Spielberg’ün merak duygusu hâlâ orada. Fakat bu kez o merak, kusursuz bir sinema deneyimine dönüşmüyor.



