Çocukluğumuzdan beri aşina olduğumuz Grimm Kardeşlerin Pamuk Prenses masalı vizyonda, üstelik muhteşem yönetmen Tarsem Singh imzasıyla. Çocuk masalı olduğu düşüncesinden mütevellit olsa gerek, filmin dublaj gösterimini bulmak kolay olmadı. Buna rağmen yılmadım ve izleme listemdeki bu güzel filmi Kanyon CineBonus sinemalarında izledim.

Konusu malum, cildine güneş ışığı değmemiş – üvey annesi kötü kalpli kraliçe tarafından saraydaki odasından çıkmasına izin verilmeyen kiraz dudaklı Pamuk Prensesin aşkını bulma yolundaki öyküsü… Bu defa Tarsem’in yönetimindeki öykü mizahla ve sanatla karılarak iz bırakan bir film haline gelmiş. Kostüm tasarımcısı – muhteşem kişi Eiko’nun da desteğini alarak görsel bir şölene dönüştürülmüş.
Aslında bu müthiş ikilinin diğer ortak çalışmaları The Cell, The Fall ve Immortals hepimizin hafızasına kazınmıştır… Filmleri izledikten sonra hangimiz o kareleri unutabildik!

Gelelim filme, kötü kalpli kraliçe (Julia Roberts), sarayında fakir halkı önemsemeden bolluk bereket içerisinde yaşamaktadır. Kraliçenin sihir ve büyü ile ortadan kaldırdığı kraldan yoksun kalan halk, hem kraliçeden nefret etmekte hem de ormanda bulunan sözde canavarların varlığından çok korkmaktadır. Saltanat iddiasında bulunmaması için çevreye hasta olduğu duyurulan Pamuk Prenses (Lily Collins) ise hem sarayda tutsak yaşamakta hem de kraliçenin psikolojik eziyetine maruz kalmaktadır.

18. Yaş gününü sadece hizmetlilerin hatırladığı Pamuk Prenses, bir şekilde saraydan çıkmayı başararak ormanda yürüyüş yapmaya başlar. Bu sırada dev bacaklı 7 cücelerin saldırısına uğrayan Prens Alcott (Armie Hammer) uşağıyla birlikte çıplak şekilde ağaca asılı bırakılmıştır. Uzun zamandır saraydan çıkmayan pamuk Prenses, gökte ararken yerde bulduğu prensi kurtarark serbest bırakır. Çıplak bir şekilde saraya sığınan prens, halkı sömüre sömüre iyice fakirleştiren acımasız kraliçe ile tanışır. Maddi sıkıntılarının artması sebebiyle yaşlı ve çirkin bir baronla evlenmek üzere olan kraliçe, yakışıklı prensi görünce ayağına gelen kısmetini çevirmemek için hemen bir tanışma partisi düzenlemeye koyulur.

Öte yandan gizli gizli partiye katılarak prensin aklını başından alan Pamuk Prenses, kraliçenin öldürme emriyle partiden uzaklaştırılır. Öykünün bundan sonraki bölümü hepimizin bildiği gibi 🙂 Fakat anlatıma getirilen mizah anlayışı ve görsel zenginlikler, öyküyü her yaş için izlenebilir kılıyor.

Filmin hemen başında göze çarpan fantastik dünyadan etkilenmemek mümkün değil. Yedi cücelerin dev gibi gösterilerek sunuluşu, kraliçenin aynadan geçerek ulaştığı evren, evcil ve gösterişli canavar, gökyüzünden iplerle oynatılan kuklalar ve elbette kostümlerin ve yaratılan dünyanın muhteşemliği göz kamaştırıcı.

Ben bu filmde kötü kalpli kraliçe Julia Roberts’a bayıldım. Partiye öyle bir hazırlanıyor ki, daha güzel ve genç görünmek uğruna uyguladığı formülleri uygulamak büyük cesaret işi. Kendisi doğal botoksu ilk bulan, cildini gerginleştirebilmek için tarihteki en çetrefilli maskeyi uygulatabilen ve yaşlanmaya karşı savaş açan cesur bir savaşçı 🙂 Filmde büründüğü kostümlere, çevresindeki karakterleri izlemeye doyamadım. İzleyen herkesin kraliçenin kötü dünyasında bir dakikada bile olsa bulunmak isteyeceğine inanıyorum.

Lily Collins ise sanki dünyaya Pamuk Prensesi oynamak için gelmiş ve Audrey Hepburn’un kalın kaşlı haline fena halde benziyordu. Aynı zamanda Nickelodeon’da çocuk programları sunucu – yazar ve modellik yapıyan Lily’i biraz sıkıcı bulduğumu itiraf etmeliyim. Tamam masumdu, güzeldi, hoştu ama onun bulunduğu sahneleri sıkılmadan izlemek benim için zordu. Gözüm hep kötü kalpli kraliçeyi aradı.

Filmin görüntü kalitesi ise şaşırtıcı derecede kötüydü. İyi bir salonda görme şansı bulduğum film widescreen bile değildi, arada ekranda beliren filmin dağıtımcısına ait siyah uyarı ekranlarına anlam veremedim.

Son söz olarak izlenimim gördüğüm karelerin Tarsem’in Eiko ile birlikte sadece kendileri için çektikleri bir sanat filmi olduğu. Sürprizli sonu izleyince bundan emin oldum 🙂 Benim için Pamuk Prenses’in Maceraları, tekrar tekrar izlemekten bıkmayacağım ve hayal gücümü canlı tutacak bir kaynak gibi. Kötü kalpli kraliçeye adanan bu masalsı filmi, ruhu çocuk kalmış, detaylara ve sanata gönül vermiş herkese tavsiye ederim.




