Ölüm Pornosu isimli eseri sebebiyle ülkemizde bir suçlu adayı olarak anılan Chuck Palahniuk’in yazdığı Pigme bu ay raflarda yerini aldı. Ayrıntı Yayınları tarafından yayınlanan eser, Gökçe Çiçek Çetin (kendisi hala hapis istemiyle yargılanıyor!) tarafından çevrilmiş.
Çoğunlukla kapitalist sistemi eleştiren cesur kitaplarıyla tanıdığımız Amerikalı yazar Chuck Palahniuk, bu defa liberal kapitalizmi ve otoriter devletçiliği eleştirdiği kitabıyla karşımıza çıktı. Mektup roman adı verilen günlük tarzında düzenlenmiş bir teknikle yazılan kitapta, anlatılanları çözmek zor ve sıkıcı. Sebebi ise kitabın kahramanı (İngilizcesi yetersiz) Pigme’nin ağzından anlatılıyor oluşu. Kimi zaman bu anlatım esprili ve ilginç gelmesine rağmen genel ele alındığında okurken oldukça can sıkıyor.

Gelelim detaylara
Kitap Adolf Hitler’in “Kim gençliğe sahip olursa, geleceği de kazanır” sözüyle başlıyor ve bu söz kitabın bölümlerinde sık sık geçiyor.
Kitapta rapor adı altında tutulmuş, zaman aralığı belli olmayan 36 bölüm var.
Her rapor; “Eleman ben, ajan 67 numaranın xx beyanı burada başlıyor” diyerek gelişiyor. Anlatıcımız Pigme, dört yaşındayken ailesinden alınıp süper ajan olarak yetiştirilen ve ağır totaliter rejim şartlarında büyüyen bir genç. Geniş soluklu inek baba, tavuk anne, kedi kız kardeş, domuz köpek erkek kardeş diye adlandırdığı Amerikalı ailenin yanına, değişim öğrencisi olarak geliyor. Çocukluğundan beri bu ülkeye nefretle büyüyen Pigme, sözde ülkeye geliş sebebi olan Ulusal Bilim Fuarı için ödüllü proje oluşturarak “Kargaşa Operasyonu” adı verilen planı uygulayarak, yozlaşmış – ırkçı ve hastalıklı bir şekilde dine yönelen bu toplumu yok etmek için yaşıyor.

Anlatım boyunca totaliter rejimin katılığına ve bireyselliğin engellenişine tanık oluyoruz. Eleştiriden batı toplumu, birleşmiş milletler, faşizm, otoriter devlet ve totaliter rejim bolca nasibini alıyor.
Yazar her kitabında anlatımın içine öğretici bilgiler yerleştirir, bu da garip bir şekilde hikayeye daha fazla yoğunlaşmanızı ve gözünüzde canlandırmanızı sağlar. Pigme, bolca öldürme ve dövüş tekniği, belki ilk defa duyacağınız onlarca silahın teknik bilgisi ile dolu.
Sonuç olarak ne yazık ki Ölüm Pornosu ve Ninni gibi Pigme’yi de sevemedim. Dilimize çevrilen tüm kitaplarını zevkle okumama rağmen bu roman bende sık sık yarım mı bıraksam duygusunu yaşattı. Yazar açısından bu anlatımın zorlayıcı olduğu, işinin kolay olmadığı aşikar ama ben fazla zorlayıcı ve deneysel buldum. İlk defa Palahniuk okuyacak olanların bu kitaptan başlaması büyük şanssızlık olur. Sürekli takipçileri için ise hayal kırıklığı yaşatacaktır diye düşünüyorum.
Yazı dili ve anlatım biçimi benim için çok özel olan Chuck Palahniuk’i ilk defa okuyacaklar için sırasıyla; Gösteri Peygamberi, Görünmez Canavarlar, Dövüş Kulübü, Tıkanma, Çarpışma Partisi, Tekinsiz, Günce, Kaçaklar ve Mülteciler’i öneririm.



