Bitkisel gıda takviyelerini öneren uzmanların ve tüketen bizlerin sayısı her geçen gün artıyor. Genetik sürekliliği olan hastalıklar ve sindirim sistemi bozukluklarındaki artış ise düşündürücü. Üstelik bu tür hastalıkların çoğunun tedavisi ve kontrolü ne yazık ki mümkün olmuyor.
Kapsül haline getirilerek %100 doğal etiketiyle satışa sunulan bu gıda takviyelerini kullananların, sonu ölümle veya kalıcı sağlık sorunuyla biten hikayelerini gazetelerin 3. sayfalarında endişeyle okuyoruz.
Özellikle zayıflama ve kilo kontrolü amacıyla sürprizli ve içinde ne olduğu bilinmeyen aktar paketleri ölüm saçıyor. İştah kapatan, xx hastalığa iyi gelen, saçlarımızı yeniden çıkartacağı söylenen, tırnaklarımızı hızla uzatıp kırılmalarını engelleyeceği garantisi verilen zararlı kimyasalları ve bazen ağır metalleri bilinçsizce satın alıp – kullanıyoruz.

Sadece bu kadarla kalsa iyi, gün geliyor tanınmış bir doktor kansere deva bitkiyi açıklıyor – sonraki zamanlarda o bitkinin bırakın tedavi ediciliğini – sağlığa son derece zararlı olduğu açıklanıyor. Ülkenin başbakanı altın çilekle formunu koruduğunu söyledikten kısa süre sonra sindirim sistemi sorunu sebebiyle ameliyat oluyor. Afrika mangosu ile zayıflamaya çalışan 35 yaşındaki Balıkesir’li Nilüfer Gülmez’in otopsi rapor hala açıklanmadı ama bu gıda takviyesi Doktor Öz’ün pompalamasıyla hala satışta. Örnekler yazmakla bitmez.

Geçenlerde tarım ve gıda bakanlığının web sitesini incelerken zehirli ve zararlı oldukları için gıda amaçlı kullanımı yasaklanan bitkilerin listesini gördüm. Bu liste hazırlanırken 1500’e yakın bitki incelenmiş ve 266 bitki yasaklanmış. 125 bitkinin ve 43 adet mantar ekstresinin gıda takviyelerinde yer alamayacağı açıklanmış. Liste burada ve bazıları ne yazık ki tanıdık.
Biraz daha araştırdığımda ise sebze – bitki hastalıklarını gördüm ve mücadele yollarını. Hepsi kimyasal…
Yakınlarda vücudumuz beslenmek için aldığımız kimyasallara karşı bir koruma yöntemi geliştiremezse kendi kendini imha eden bir ırk olarak azalarak tükeneceğimiz günler çok uzak görünmüyor.

Belki çok karamsar düşünüyorum ama bu konuda biz kadınlara çok iş düşüyor. Daha fazla araştırıyor, gıda alışverişini yapıyor, ailemizi ve kendimizi önemsiyoruz. Lütfen bilincin az, akıl verenin çok, denetimi etkisiz, tıbbın yetersiz kaldığı ülkemizde sürpriz reçetelerden ve katkı maddesi içeren gıdalardan uzak durun.



