Süper Acıklı Gerçek Bir Aşk Hikayesi Leningrad doğumlu Amerika’lı yazar Gary Shteyngart’ın bilim kurgu romanı.
Yakın gelecek distopyasında geçen romanda; orta yaşlarının sonunda – kitap okuduğu için tuhaf karşılanan, hassas Lenny Abramov ile sosyal medyada soluk alıp veren, alışveriş bağımlısı ve sağlık takıntılı, sıfır beden Koreli Eunice Park’ın yalnızlık dolu aşk hikayesi anlatılıyor.

Aşk hikayeleri genellikle hüzünlüdür. Hikayenin süper olarak başlık bulması yaşananlara bir gönderme aynı zamanda. Roman bize günlükler üzerinden aktarılıyor. İlk karakterimiz Lenny müşterilerine ölümsüzlük vaat eden bir şirket çalışanı. İşinde başarılı olduğu söylenemez, ölümsüzlük ise çok pahalı o da yaşattıkları ile kendisini ölümsüz yapacağına inandığı Eunice Park’a aşık oluyor ve bunu bize klasik günlüğünde anlatıyor. Aile değerlerini, maddi kaygılarını, kendine güvensizliğini, Eunice’e duyduğu derin aşkı, arkadaşlık ilişkilerini bir bir sıralıyor. Kullandığı dil akıcı, kendini güzel ifade ediyor, kitaplar ve bankadaki hesabı ise Eunice’ten sonraki en büyük tutkusu. Aşkını ve duygularını böyle derin ifade edebilmesinin ve onu anlayabilmemizin tek sebebi kitap okumayı bırakmamış oluşu. Günümüzde asosyal ve pinti olarak tanımlanabilecek biri Lenny, yaşadıklarını da sadece kendisine yazıyor, paylaşmaktan hoşlanmıyor.
Koreli Eunice Park ise Hukuk okumak için ailesinden uzaklarda. Sosyal medya ile yatıp kalktığından tam bir dijital iletişim tutkunu. Bir partide tanıştığı Lenny’den başta hoşlanmamasına karşın, daha iyi bir hayat ve yeni bir başlangıç için Lenny Abramov’un peşinden Amerika’ya gidiyor. Tam bir tekno kız, yaşadıklarını hatta sevgilisine bile söyleyemediklerini en ince detayına kadar apparatı ile sosyal paylaşım platformları üzerinden arkadaşına ve kardeşine anlatıyor. Kullandığı kelimeleri basit tutuyor ve anlatılan dönemde yaygın olan küfürlü (o zamana ait sokak dili) bir dil kullanıyor. Alışveriş yapmak güncel olmanın ve rağbet görmenin tek yolu. Herkes birbirini matematiksel ifadelerle dış görünüşüne göre puanlıyor. Bu puanların yüksek olması, sosyalleşebilmeniz demek. Saçlarınızın hafifçe açılmış olması, dışarı çıkmaya başlamış ayva göbeğiniz, alnınızdaki kırışıklık sizinle alay edilen yorumlar yapılmasına ve yorumların aparatlarla paylaşılmasına sebep oluyor. Eunice genç, zayıf bir kız olduğu için sosyal ilişki puanları ortalamanın üzerinde. Sıkıntıları ise yeteri kadar alış veriş yapamamak, kilo almak ve ailesi. Bir yandan babasından şiddet gören annesine üzülürken, diğer yandan yardıma muhtaç insanlara destek oluyor.

Öykünün anlatımına Eunice’in paylaşımları ile birlikte annesi, kardeşi ve sadece aparat üzerinden iletişim kurduğu sanal dostları katılıyor. Annesi hem sosyal paylaşımdan hem de kitaplardan bihaber olduğu için kendisini zar zor ifade ediyor. Arkadaşları ve kardeşi ise Eunice ile aynı dili kullanıyor.
Tüm bunlar yaşanırken Amerika’da işler kötüye gidiyor. Hiçbir şey üretmeyen bu ülkede dolar düşerken, mali kriz kapıyı çalıyor. Sokaklar asker dolu, güçlü Çin işgal tehditleri savuruyor. İletişim ve paylaşımın sınırının olmadığı bu dünyada, apparat denilen sosyal hayatlarını paylaştıkları – iletişim kurdukları, birbirlerine bağlandıkları ve hatta varoluş değerlerini belirleyen cihazın bağlantı sorunu ortaya çıkınca kaos oluşuyor. Lenny, banka hesabı, ailesi ve işi için endişelenirken, Eunice aparatı çalışmadığı için adeta yarı ölü. Hem ailesi ve arkadaşları için endişeleniyor hem de daha iyi fırsatlar için arayışa giriyor.

Romanın karakterlere göre günlükler üzerinden anlatımı oldukça ilgi çekici. Kahramanlarımız Lenny ve Eunice’in günümüz karakterlerine bu kadar yakın oluşu oldukça şaşırtıcı. Büyük bir zevkle okuduğum kitap beni yaşadığım dünyadan uzaklaştırdı ve çevremde yaşanan yalnızlıkları daha anlamlı görmemi sağladı.
Sosyal medyanın ve dijital yaşamın hayatımıza getirdiği yenilikler malum. Bazen bu yenilikler dilimizi bozarken bazen de günlük hayatımıza yerleşip bizi heyecanlandırıyor. Kitap okumak yerine, göz atmanın, imla kuralları yerine klavye sembolleri ve kısaltmaların kullanıldığı günümüzde hepimizin dikkatli olmasında fayda var. Dilimiz, yeni üreyen tekno dijital dil yüzünden belki unutulmuyor ama kelime hazinemizin daralması beni kişisel olarak endişelendiriyor. Yazarın, “Süper Acıklı Gerçek Bir Aşk Hikayesi”nde karamsar bir gelecek üzerinde sistemi ve toplumu eleştirirken yaptığı göndermelere ise katılmamak mümkün değil. Bu aşk hikayesini tüm gerçekliği ile satır satır okurken kalbimiz kırılıyor 🙁 ama hayat böyle, hep biraz acıklı.

Kitabın arkasında da dendiği gibi yaralayıcı ve avutucu olmayı aynı anda başarabilen bu roman, sizi umut ve umutsuzluk arasında bırakacak, dokunaklı bir aşk hikayesi. Öte yandan henüz kitapların demode olduğuna ve koktuğuna inanılmayan bir dünyada yaşamak çok güzel. Lütfen kitap okumayı ihmal etmeyin.
Kitap okumaya ara verenler, ne duruyorsunuz, yeniden başlamanın tam zamanı 🙂 Kitap okumak en güzel alışkanlıktır.



