“Aile İçi Şiddete Son” demek için neler yapabileceğinizi biliyor musunuz?
Aile içi şiddet, dünyanın her yerinde yaşanmakta olan insan hakları ihlalidir. Bu şiddetin kurbanlarını ise ne yazık ki çoğunlukla çocuk, kadın, yaşlı ve engelli bireyler oluşturur.
Güç ve baskı uygulayarak insanların bedensel ve ruhsal açıdan zarar görmelerine neden olan bireysel ve toplu hareketlerin tümü şiddet tanımı içerisinde yer alır.

Aile içi şiddetin en önemli kurbanları olan kadınlar, fiziksel, duygusal, ekonomik ve cinsel şiddete yani şiddetin tüm unsurları ile karşı karşıya kalmaktadır.
1990′lardan önce daha çok “olağan” sayılan ve üzerine gidilmeyen, istatistiklere bile girmeyen şiddetin çocuklar üzerindeki oranı, yüzde 46′yı buluyordu. Asıl önemlisi, şiddete uğrayanların yüzde 80′inin, buna karşı yapacak bir şey olmadığını düşünmesiydi. 2004 yılında yapılan araştırmalar ise Türkiye’de ailelerin yüzde 34′ünde fiziksel, yüzde 53′ünde sözel şiddet yaşandığını ortaya koymaktadır.
Aile Araştırma Kurumu araştırmalarına göre; Kadınların yüzde 45,8′i balayı döneminin sonunda, yüzde 1,3′ü ilk çocuklarına hamileyken, yüzde 9,9′u doğumdan sonra şiddete maruz kalıyor. Dicle Üniversitesi Araştırması anketine katılan 430 kişiden yüzde 37,4′ü namus cinayetini onayladığını söylemiş, yüzde 21.6′sı öldürme dışında, kulak kesme, burun kesme, saç kazıma gibi cezaların verilebileceğini ve bunların koca tarafından yapılması gerektiğini belirtmiş… Üstelik bu ankete katılanların yüzde 22′si, töre cinayetlerinin asıl kurbanları olan kadınlardan oluşuyor. İnsan dehşete düşüyor öyle değil mi?

Hürriyet gazetesi ülkemizdeki bu gerçeklerden yola çıkarak, bir “kurumsal vatandaşlık” adımı attı ve “Aile İçi Şiddete Son” demek için 2004 yılından beri sürdürdüğü çalışmaları sosyal sorumluluk alanındaki görevi olarak belirledi.
Kampanyanın hedefinde, aile içi şiddetle ilgili kamuoyunda farkındalık yaratmak, toplumsal duyarlılık oluşturmak, davranış değişikliğini sağlamak ve sorunun siyasiler nezdinde çözümüne katkıda bulunmak yer alıyor.
Kampanyada 2007’den bugüne dek,
- 38 bin kişiyle görüşülmüş ve 12 bin acil vaka çözülmüş.
- Acil durumlarda, (bugüne dek sayısız cinayet önlenmiş) uzman ekip (psikolog, avukat) kolluk kuvvetleriyle işbirliğine giriyor.
- Şehirlerde karakol ve valilik, köylerde ise jandarma devreye sokuyor.
- Mutlaka her aşamayı takip ediliyor.
- Mağdur (ki bu nerdeyse yüzde 94’ü) sığınma evlerine yerleştirilene kadar takip ediliyor.

Eğer siz veya çevrenizdekiler şiddet görüyorsa yapabilecekleriniz aşağıda;
Tanıdığınızın şiddet gördüğünü ve yardıma ihtiyacı olduğunu nasıl anlayabilirsiniz?
Tehlikedeyseniz yardım isteyin!
Proje ile ilgili yayınlara buradan ulaşabilirsiniz.
Evinizde şiddet görüyorsanız, şiddet uyguluyorsanız ya da şiddet gören birilerini tanıyorsanız lütfen 0212 656 96 96 & 0549 656 96 96 numaralı telefonları arayın!
Sizler de çalışmalara katkı sağlamak adına telefonlarınızdan AİS yazıp 6643’e mesaj atarak şiddete maruz kalan kadın ve çocuklara destek olabilir, http://siddetekarsiyuzbinsms.
“Aile İçi Şiddete Son” Sosyal Hesaplarını takip ederek projenin gönüllü elçisi olabilirsiniz.

Aşağıdan; çocuk istismarı, Kadın hakları, fiziki istismar konularında yazdığım makalelere ulaşabilirsiniz.
Çocuk istismarı hem vicdanen hem de hukuken ağır bir suçtur.
Şiddete bağlı çocuk sorunları yazılarım.



