Bir gün tam karşınızda kendinize bakıyor olsanız;
Kendinize ne derdiniz?
Kendinizden ne öğrenirdiniz?
Gerçekten ne görmek isterdiniz?
Filmekimi izleme listemde olan “Başka bir dünya” Mike Cahill’in senaryosunu yazdığı ve yönettiği, Sundance Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülünü kazanmış düşük bütçeli bir film.

Film, araba sürerken uzak ufukta mavi bir leke olarak görünen gezegeni fark eden 17 yaşındaki Rhoda Williams’ın, o anki şaşkınlıkla kırmızı ışıkta bekleyen John Burroughs’ın içerisinde eşi ve çocuğunun da bulunduğu araca çarpmasıyla başlar. Kaza sonrası tam bir felakettir – çarpma sonrası araçtan yola fırlamış olan çocuğun görüntüsü içimizi parçalar. Astrofizik eğitimi almayı planlayan ve kazanın olduğu gece MIT’ye kabul edilişini kutlayan Rhoda, bir anda kendini hapishanede bulur. Dört yıllık hapis cezasının bitiminde, başına bu korkunç felaketin gelmesine sebep olan o mavi lekenin, ufukta dünyaya benzeyen bir gezegen gibi durduğunu görür. Ona baktıkça kaza anı aklına gelir, suçluluk duygusu daha da büyür… Birazda kendini cezalandırmak için bir yüksek okulda hademelik yapmaya başlar. Pişmanlığı büyüktür, çevresiyle çok az iletişim kurar ve internetten kazayı araştırırken aynı zamanda ünlü bir müzisyen olan John Burroughs’ın ölmediğini, komadan çıktığını öğrenir. Bir yandan hayatını alt üst ettiği bu adamdan özür dilemenin yollarını ararken öte taraftan gökyüzünde beliren ve Dünya 2 diye adlandırılan gezegene ilk gidecek ziyaretçilerden biri olmak için yarışmaya girer ve kazanır… Öteki dünyanın, dünyamızın kozmik bir simetrisi olduğu ve yeryüzüne paralel bir evren ortaya çıkışı ile film akıp gider.

Filmde çok etkilendiğim bir sahneye ait metin, aslında filmin çıkış noktası;
…….
Biyologlar olarak yaşamımız boyunca küçük, çok daha küçük şeylere bakmayı başarmamıza, astronomlar olarak, karanlık gecelerde zamanın gerisinin ve uzayın dışının ilerisine, çok daha ilerisine bakmayı başarmamıza hayret ettik.
Ama belki de en gizemli olay, ne büyük ne de küçük olanıdır.
Biziz, o kadar yakın işte Kendimizi ayırt edebilir miyiz?
Edebilirsek, kendimizi tanıyabilir miydik?
Kendimize ne derdik?
Kendimizden en öğrenirdik?
Orada durup kendimize bakıyor olsaydık gerçekten ne görmek isterdik?
……..
Başka bir dünya, sağlam bir senaryo, usta oyunculuk ve bilim kurgu sinemasına nihayet farklı bir öykü kazandıran yönetmen Mike Cahill’in etkileyici bir eseri. Bundan sonra ortaya koyacağı filmleri umutla ve merakla bekliyor; yaratıksız, istilasız, geçiştirilmiş senaryo ve birbirinin aynı konulardan sıkılan bilim kurgu sevenlerine bu filmi öneriyorum.



