Film, çikolata sevgileri ve yalnızlıkları dışında ortak noktaları olmayan Mary ve Max’in mektup arkadaşlığının anlatıldığı hem sevimli hem de hüzünlü bir öyküye sahip kil animasyon.
Mary Dinkle, alkolik anne ve yarı deli bir babanın içine kapanık, kaka renginde doğum lekesine sahip olan, gülümseyemediği için annesinin rujla yüzüne gülücük yaptığı yalnız ve küçük bir kız.
Max Horowitz ise kilolu, agorafobi atakları yaşayan, duygularını ifade edemeyen ve New York’ta çocuklar tarafından gözü oyulmuş kedisi ve balığı ile yaşayan bir adam. Üstelik herkesin sahip olmak isteyeceği bir komşuya sahip.

Bebeklerin bira köpüğünden veya çöp kovasından çıktığına inanan Mary, bir şeyleri aşırmayı adet haline getiren annesi ile kütüphaneye gider, New York telefon rehberinden Max’in adresini bulur. Yazdığı mektuba elleriyle çizdiği fotoğrafını ve çikolatasını ekleyip, gönderir.

Filmi izlerken 20 yıllık mektup arkadaşlığının bazen kahkahalarla güldüren çoğunlukla hüzünlendiren hikayesine şahit oluyoruz. Son zamanlarda bu türde izlediğim en iyi film olan Mary and Max’i tüm çocuk ruhlu dostlarıma tavsiye ederim. İzledikten sonra mektup arkadaşı edinmek istiyorsunuz. Belki bunu yaparsınız 🙂
Not: Filmi tavsiye eden ve yazıyı hazırlamama büyük katkısı olan kardeşim Özlem’e kocaman teşekkür.



