Arabanın anahtarını nereye koyduğumuzu neden unuturuz da araba kullanmayı hiç unutmayız?

NTV yayınlarından satın aldığım “Beyninize Hoş Geldiniz!” beynimizin bilinmeyen dünyasına her açıdan ışık tuttuğu gibi, kendi kendimize sorduğumuz ama cevabını bir türlü bilemediğimiz sorulara ışık tutuyor.
Beyin araştırmaları, nörobilim ve moleküler biyoloji uzmanı Sandra Aamodt ve Sam Wang’in ortak çalışması. Benzer konuları araştırırken böyle bir ortak çalışma yapmaya karar vermişler. Bilimsel oluşunun yanı sıra genel kültür açısından da oldukça değerli bir eser ortaya koymuşlar.

322 Sayfadan oluşan bu kaynak kitap ilk bölümünde, “beyninizi ne kadar tanıyorsunuz” adı altında günlük hayatta aklımıza gelen soruları bize test şeklinde soruyor. Sorulara göz attıkça kitapla ilgili merakınız da artıyor.
Bu kitap;
- Erkekler ve kadınlar doğuştan gelen hangi farklılıklara sahiptir?
- Beynimiz ne kadar enerji kullanır?
- Gıdıklama hissini nasıl azaltırız?
- Gürültülü ortamda cep telefonumuzun sesini nasıl daha iyi duyarız?
- Beynimizin en zor yaptığı şey hangisidir?
- Beynimizin ne kadarını kullanırız?
… gibi akılınıza gelen sorulara karşı, şaşkınlıkla okuyacağınız cevaplarla dolu.
Belki salt bilimsel bilgi vermediği, genel kültürümüzü sorguladığı için sıkmadan ve kolayca okunuyor.
Bu kitabı bitirmem uzun sürdü ama bu satırları yazarken bile hala hayretle okuduğum çok şey öğrendim. İyi ki okumuşum 🙂

Kitap ara başlıklar hariç toplam altı bölümden oluşuyor.
- Birinci bölüm beynin yapısını anlatıyor. Yaşam sürerken arka planda oluş bitenleri göstermek için perdeyi aralıyor ve beynimizin dünya üzerindeki varlığımızı sürdürebilmemiz için bize nasıl yardımcı olduğunu anlatıyor.
- İkinci bölümde nasıl gördüğümüzü, duyduğumuzu ve dokunduğumuzu, koku ve tat aldığımızı açıklayarak – duygularımızın nasıl oluştuğuna açıklık getiriyor.
- Üçüncü bölümde beynimizin yaşamımız boyunca, doğumdan itibaren yaptığımız yolculukta nasıl bir değişim geçirdiğini anlıyoruz.
- Dördüncü bölümde beynimizin hayatımızı daha verimli bir şekilde sürdürmemize nasıl yardımcı olduğunu inceliyor ve duygusal mekanizmamızın derinlerine iniyoruz.
- Beşinci bölümde; karar verme, zeka ve cinsiyet farklılıkları da dahil olmak üzere aklın idrak yeteneğine dair bir sürü ipucu buluyoruz.
- Altıncı ve son bölümde ise bilinç, uyku durumu, ilaçlar, alkol çeşitleri ve hastalıklarımız hakkında birbirinden önemli ve hayatımız boyunca faydalanacağımız bilgileri okuyoruz.
Sadece bu kadar da değil. Günlük hayatta işimize yarayacak özet bilgi kitabın sayfalarına sıkıştırılmış. Bilgisayar ve beynimiz arasındaki ilişkiden göz tembelliğinin sebeplerine, körlerin neden daha iyi duyduğundan işitme kaybını nasıl engelleyeceğimize, akupunkturun işe yarayıp yaramadığından lisan öğrenmek için en uygun yaşa, neden bazı şeyleri öğrenmenin kolay olduğuna, sınav öncesi yapılabilecek en iyi şeyden tutun beynimizi yaşlılığımızda nasıl koruyacağımıza, sosyal zeka gelişiminden otizmin sebeplerine dek bir arada bulamayacağımız kadar bilgiyi de cevaplarıyla içinde barındırıyor.
Yıllar önce izlediğim ve çok önemsediğim bir film olan Sil Baştan’ın temel sorusu “Anılar Silinebilir mi?” ye ait sorunun kitaba göre yanıtını aşağıda paylaşıyorum.

…
2004 yılı yapımı Eternal Sunshine Of The Spotless Mind “Sil Baştan”da, filmin ana kahramanı, yanlış giden bir ilişkinin kendinde bıraktığı anıları sildirmek için, belli bir bedel karşılığında bu hizmeti sunan profesyonel bir ekibe başvurur. Filmde, teknisyenler kafasını araştırırken, karakterimiz bağlanmış ve uyku haline geçirilmiştir. Teknisyenleri anılarını izler ve hangilerinin silinmesi gerektiğine karar verir.

Bu olaylar dizisinde dolaylı olarak anlatılan şey, sinirsel etkinliğin bir şekilde hatırlanan deneyimlerin belirgin, film gibi tasvirlerini yaratıyor olduğudur. Burada karşılaştığımız mantık tamamen yanlış olmayabilir (yaşadığımız deneyimler, gerçekten de beynin saklayabileceği bir hale dönüştürülürken kısaltılıp sıkıştırılıyor gibi görünüyor), ancak ortaya çıkan sonuç, bütün olayın başa sarılıp aynen gösterilmesi olmayacaktır. Görsel bir sahnenin yeniden hatırlanması, o sahneyi ilk görüşümüzde ortaya çıkan tepkilerle bazı açılardan benzerlik taşıyan beyinsel tepkiler oluşmasına yol açar.

Diğer kısım, yani rahatsız edici anının yerinin belirlenmesi, yeniden gösterilmesi, sonra da istenmeyen bir bilgisayar dosyası gibi silinmesi ise, ilk başta göründüğü kadar fantastik bir şey olmayabilir. Son yıllarda yapılan bazı araştırmalar, anıların yeniden hatırlanmasının hafızayı güçlendirdiği düşündürüyor. Her hatırlayışımızda, anılarımızı “sildiğimizi” ve “yeniden yazdığımızı” gösteren sağlam kanıtlar ve bu da bir gün sadece belirli bir içeriğin silinmesi mümkün olursa, silinecek içeriğin yeniden gösterimini sağlamanın, en temel aşamalardan biri olabileceğini düşündürüyor.
…
Kitabın her satırı, her sayfası çok önemli ve değerli ama kilo vermek için bile beynimizi kandırmak zorunda olduğumuzu, erkekler nasıl düşünür bilmek için beynin kıvrımlarına bakmak gerektiğini, cinselliğe ve duygulara beynimizin verdiği tepkiyi, hangi yaşta ve nasıl daha kolay öğrendiğimizin cevaplarını herkes merak eder sanıyorum. Yeni bir şeyler öğrenmeyi seven herkese bu başucu kitabını tavsiye ederim.



