Biz Filmi – Us Movie

Biz Filmi – Us Movie bu cuma vizyonda.

Basın gösterimi ile izleme şansı bulduğum gerilim filmi hakkında merak edilenleri ve yorumumu yazımda bulabilirsiniz.

Biz Filmi – Us Movie

Get-out – Kapan Filmi ile kalbimizde ayrı bir yer edinen Jordan Peele’in bu son filmi, aksiyon içeren sahneleri, temposu ve korkunun sınırlarında gezen gerilimi daha ilk dakikalarından itibaren hissettiriyor. Başarılı bir kurgu ile izlediğimiz yapımda, politik göndermeler ve kendimce anlamlandırdığım sembollerin sayısı sık tutulmuş. Yazımın yorum kısmında bunları “dilim döndüğünce” sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Bu sebeple spoiler’dan çekinen okuyucular filmin konusundan sonrasını atlayabilir.

 

 

Biz Filmi Konusu

Filmimiz açılışını A.B.D.’de bulunan ve ne amaçla kullanıldığı bilinmeyen yeraltı tünellerinin hatırlatılmasıyla başlıyor.

1986 yılına, Santa Cruz’da yaşayan bir ailenin evine gidiyoruz. Televizyonda insanların yoksullara yardımcı olmak ve toplum bilinci yaratmak için el ele tutuşarak bir zincir oluşturduğunu görüyoruz.

Ardından küçük Adelaide’ın (Madison Curry) anne ve babasıyla bir lunaparkta geçen doğum günü kutlamasını gidiyoruz. Ailesinden uzaklaşan Adelaide, elindeki kartonda Jeremiah 11:11 yazan bir gencin yanından sahile iniyor. Gök gürültüleri ve aniden başlayan yağmur ile birlikte terk edilmiş görünen ve ziyaretçilerini düşsel arayışta kendilerini bulmaya davet eden (Shaman Vision Quest) bir yapıda bulur.

Köhne ve karanlık yapıda panikleyen Adelaide tam çıkışa gideceği sırada kendisinin tıpatıp benzeri ile karşılaşır.

Bu olayların üzerinden yıllar geçer ve günümüze geliriz. Wilson ailesi Santa Cruz sahilinde bulunan tatil evine doğru yola çıkmıştır. Adelaide (Lupita Nyong) büyümüş ve bir aile kurmuştur. Ancak yıllar geçmesine yaşadığı o gece sebebiyle hala tedirgindir ve bunu kocası Gabe’e (Winston Duke) anlatır. Gabe ise eşinin tepkisinin aşırıya kaçtığını düşünür ve çocukları Zora (Shahadi Wright Joseph) ile Jason’ı (Evan Alex) sahile götürmek ve arkadaşlarıyla buluşmak için konusunda cesaretlendirir.

Arkadaşları Tylerlar (Elisabeth Moss ve Tim Heidecker) ve ikiz kızları ile plajda buluşan Wilson’lar, küçük bir korku ve birkaç garip tesadüfü atlattıktan sonra eve dönmeye karar verir.

Eve dönmesine dönerler ama Adelaide hala çok gergindir. Santa Cruz’a geldiğinden beri gördüğü o kızın peşinden geldiğini daha yoğun hissetmiştir. Derken elektrikler kesilir evin önünde karanlıklar içerisinde bir aile belirir. Wilson’lara tıpatıp benzeyen bu aile evin etrafını çevirir, içeriye girmeyi başardıklarında ise durum daha da vahimleşir. Kötü versiyonlarıyla karşı karşıya kalan Wilson’lar için korku dolu anlar başlar, olaylar gelişir.

 

Biz Filmi Oyuncuları

Oscar ödüllü Jordan Peele, yazdığı, yönettiği ve yapımını gerçekleştirdiği biz filmi ile Kapan sonrası bir başka orijinal kabusla geri dönüyor. Günümüzde, Kuzey Kaliforniya sahilinde geçen Biz filmi çokça konuluşacak, kullanılan sembol ve alt mesajlar sebebiyle kafalarımızı kurcalayacak gibi görünüyor. Kapan’dan sonra salt siyahileri değil daha kapsayıcı bir öyküye el atacağını söyleyen Peele, bunu bir nebze de olsa başarmış. Ancak Amerika’da yaşamayan ve dini inancı farklı olanlar için durum biraz karmaşa yaratıyor.

Peele’in bir dönemin kültü olan “Alacakaranlık Kuşağına” ilgisi ve gelecek projeleri malum. Filmin bazı bölümlerinde 80’li yıllarda izlediğimiz korku filmlerinden sahneleri hatırlıyoruz. İlk sahneden finale dek tempo hiç düşmüyor ve merakımızı canlı kılıyor.

 

Aksiyon ve kötü versiyonlarla gerçekleştirilen düello sahneleri çok başarılı. Bu sahnelerde elbette yönetmen kadar oyuncuların da katkısı büyük.

Adelaide rolüyle izlediğimiz Lupita Nyong özellikle kötü versiyonunu ilk gördüğümüz sahnede çok çok başarılı. Adelaide hikayenin merkezinde bir karakter, ancak Nyong bu çok başarılı başladığı performansını akış esnasında zaman zaman düşürüyor. Merkezde olup iki farklı karakteri canlandırmak elbette kolay değil. Bu arada kötü versiyonların kargaya benzeyen bir ses ile iletişim kurduğunu ve bunun çok ürpertici olduğunu da belirtmeliyim. Gabe rolüyle izlediğimiz Black Panther’in M’Baku’su Winston Duke ise esprili havası ve oyunculuğu ile film boyunca süren gerginliği dengeliyor. Bu rol için nokta atış bir seçim olmuş. Belki Lupita Nyong için bir alternatif düşünülebilir ancak Winston Duke için bence bu söz konusu değil.

Çocuk oyunculardan Zora ve Adelaide’ın küçüklüğü rolünde izlediğimiz Shahadi Wright Joseph’in performansı dört dörtlük iken, Jason rolüyle izlediğimiz Evan Alex için bunu söylemek mümkün değil. Keşke Elisabeth Moss’u daha fazla izleyebilseydik.

Mike Gioulakis’in imzasını taşıyan filmin sinematografisi de oldukça etkileyici. Mekan ve ışık geçişleri filmin kurgusuyla bütünleşmişti.

 

Gelelim filmde anlam yüklediğim sembollere.

Buradan aşağısı olduğu gibi spoiler baştan söyleyeyim.

Filmi izledikten sonra incelerseniz ve fikirlerinizi yorum olarak paylaşırsanız sevinirim.

Filmde semboller kısmına tavşanlar ile başlayalım. Peele tavşan ve makastan çok koktuğunu ve kendisi için önemli birer korku filmi figürleri olduğunu açıklamıştı. Açılışta gördüğümüz ve kafes altında tutulan bu deney havanları seçim şansı olmayan ve sesi çıkmayan bir toplumu simgeliyor. Yerin üzerinde olduğu gibi altında da bir sömürü düzeni var.

 

Jeremiah 11:11

Jeremiah 11:11  mesajı ile başlayan Adelaide’ın yolculuğuna yaklaşmak için incili bilmek gerekiyor. Benim böyle bir bilgi birikimim yok ancak google’ladığımda incil ayeti Yeremya 11:11’de şu cümle ile karşılaşıyoruz “Kaçıp kurtulamayacakları bir yıkım getireceğim başlarına. Bana yakarsalar da onları dinlemeyeceğim.” İncil’i bilmeyenler ancak fragmanı izleyenler bir felaketin geleceğini zaten tahmin ediyor. Ancak yeni hikayesini anlatırken kapsayıcı olacağını söyleyen Peele bu bölüm ile hayal kırıklığı yaratıyor. Bir karton üzerine yazılı bu mesajı ileten kişi, filmin akışı içerisinde kötü versiyonlarla karşı karşıya gelinmesinin yolunu da açan kişi. Peele herhalde bu bölüm için gelecek felaket konusunda insanlar tekrar tekrar uyarıldı demek istiyor.

 

Shaman Vision Quest

Düşsel arayışta insanların kendilerini bulmaya davet eden ve bir köprü vazifesi gören bu yapının girişinde bir Kızılderili maskesi görüyoruz. Ancak günümüze gelindiğinde tabela “Merlin’in Büyülü Ormanı (Merlin’s Enchanted Forest)” olarak değişiyor. Ancak içerisi aynı kalmış ve bu yıllar içerisinde değişen yaklaşımların da simgesi niteliğinde. Olaylar burada başlıyor ve gelişiyor.

 

Amerika bu hale nasıl geldi? 

El ele vermiş ve bir bilinç yaratmaya çalışan, tüm Amerika’yı kapsaması planlanan hareket A.B.D. için özel bir anlam taşıyor olsa gerek. Bu sahne filmin ilerleyen anları için önemli. Öte yandan yoksa “siz yapamazsanız, biz yaparız” tehdidi mi taşıyor. Biz bu hale nasıl gedik diye mi sorguluyor. Peele bir yönetmen olarak filmi katmanlara bölmeyi ve bir ahenk içinde kurgulayarak izletmeyi seviyor ancak buradaki temel fikri genel izleyici çözecek mi emin değilim. Burada Trump karşıtı bir duruş da sergileniyor. Sınırları başka toplumlara kapatmaya meyilli Trump ve gittikçe muhafazakarlaşan Amerika, tüm dünyada endişe ile karşılanıyor. Belki filmde bu insan halkasına yaklaşıp, tepkiyi görebilsek bu bölümler daha açıklayıcı olabilirdi.

 

Makas ve Kırmızı Tulumlar

Kanalizasyondan veya tünelden çıkan, kırmızı tulum giymiş, ağzı var dili yok insan toplulukları konuşmaktan aciz. Bir karga gibi sesler çıkararak iletişim kuruyor. Tek kullandıkları silah ise filmde bol bol gördüğümüz makas. Makas aynı zamanda filmin simgesi olmuş durumda. Bir eksen çevresinde dönebilecek biçimde çapraz eklemlenmiş, birbirine bakan yüzleri ile keskinleşen bu aleti arada tutan tek bir vida var. Bu iki uç birbirinin aynı ve o vida olmadan bir işe yaramıyor. Bileştiğinde keskin ve korkutucu bir gücü oluşturuyor. Tıpkı “ya sev ya terk et” misali, bölünen ve kutuplaşan Amerika gibi…

Peele makası filmin promosyonu için de bol bol kullandı. Acaba bu toplumsal birliktelik için keskin bir başlangıç mı?

 

Yazı amma uzadı diyebilirsiniz, benim için de farklı değil öte yandan üzerinde düşündürmesi sebebiyle ilgi çekici. Belki bir filme bu kadar anlam yüklememeli. Yoksa işin içinden çıkmak zor.

 

Gelelim finale…

Peele ilk filmimde bir farkındalık oluşturdum, şimdi birlik olma zamanı, bu işin sonu kötü bitecek mi diyor, emin değilim. Yoksa artık düşük bütçeli filmler yapmak zorunda değilim, siz düşüne durun ve anlam arayın mı diyor onu da bilmiyorum. Üzerinde bu kadar kafa yorduğuma ve düşündüğüme göre başarılı olmuş demektir. Ben filmi beğendim, tekrar ve daha dikkatli izleyeceğim.Sizin de izlemenizi öneririm. Peele’in sinemasını seviyorum, bundan sonraki filminin daha kapsayıcı bir bakış açısı taşımasını istiyorum.

 

Biz Filmi Fragmanı

Biz Filmi Yorumu

 

Şimdiden hepinize iyi seyirler dilerim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir