Brand Week İstanbul 2018 Ardından

Brand Week İstanbul 2018 ‘in ardından neler oldu neler…

Gelin sizi Brand Week İstanbul 2018’e götüreyim. Katıldığım oturumlardan aldığım notlar yazımda sizi bekliyor.

 

Brand Week İstanbul 2018 ’in Ardından

Sınır Tanımayan Fikirler” temasıyla, markaları ve fikirleriyle sınırları aşarak değişim yaratmak isteyenlerle sektörlerinde fark yaratan isimleri ağırlayan Brand Week Istanbul 2018’in ardından izlediğim oturumlardan aldığım notları sizin için bir araya getirdim.

Bu yıl oturumları farklı salonlardan seçtiğim için biraz koştur koştur durumum oldu. İpin ucunu kaçırmamak için twitter ağrılıklı paylaşım yapmak yerine bolca not aldım. Katıldığım oturumlar ağırlıklı olarak “Master Hall” bölümünde idi. Bu sebeple diğer oturumları kaçırdım. Umarım benim taslaklayamadığım oturumları bir başkası paylaşma fırsatı bulur.

 

İlk olarak Yekta Kopan ile başlamak isterim. Yekta Kopan her zamanki zerafeti ve sıcaklığı ile bizi sahnede karşıladı.

 

Katıldığım oturumlardan aldığım notları aşağıda bulabilirsiniz.

 

McKinsey Digital Tasarım Deneyimi Yönetici Direktörü Gianluca Brugnoli

Brugnoli,Müşteri Yolculuğu Haritalaması ile Tasarım ve İş Stratejisini Bağdaştırmak” konulu sunumuna büyük resmi görmemiz konusunda uyarı yaparak konuşmasına başladı.

Brugnoli,Dijital kullanıcıların satın alma süreçlerini yeniden şekillendirmiş olsa da sonuç almak için odaklanılması gereken tükecinin satın alma sürecinde neler yaptığıdır.” dedi ve ekledi.

Önce büyük resmi görün ve bundan sonra bir hedef oluşturun. Temas noktalarını oluşturduktan sonra tüm yolculuğu ölçeklendirmeniz gerekiyor. Lütfen müşterilerinizi dinleyerek başlayın işe başlayın. Esas olan budır. Varsayımların ötesine geçip kendinizi zorlamalısınız. Elde ettiğiniz içgörüler doğrultusunda çalışmalarınızı şekillendirebilirisiniz. Müşteri yolculuk haritası sadece kurumsal bir fonksiyon değildir,  stratejik bir kurumsal araçtır. Buna şirketin her biriminin ihtiyacı var. Tasarım araçlarını kullanırken çok dazla şey öğreniyoruz. Ama bu araçlar sizi tasarlamaz ve bir ekibe ihtiyacınız var. Doğru deneyime sahip kişilerle doğru ortamlarda çalışmalısınız. Bunun için araçlar yeterli gelmeyecektir. Tüm bu unsurlar size çeviklik getirir. Araç sadece tasarımı yapmak için bir yol sunar. Uygulamanız önemlidir. Tasarımı uygulamak ise ekip işidir.

 

Brand Week İstanbul 2018 'in ardından

Brand Week İstanbul 2018 ‘in ardından

Facebook, MEA Bölgesi Creative Shop Direktörü Weera Saad

Saad, “Kültür, Topluluklar ve İletişimin Yeni Çağı” konulu sunumuna kendisini tanımlayarak başladı. İyimser, globalist ve teknolojisi olduğunu söyleyen Saad, teknolojinin doğru şekilde ve amacına uygun kullanıldığında faydalı bir araç olduğunun altını çizdi.

Hedefimizin insanlar ve insanları birbirine yakınlaştırmak olduğunu hatırlayıp insan merkezli bir yaklaşımla hareket etmeliyiz.”  İki keşif anı bugünlere gelmemizde çok önemli diyen Saat, bunun açılımını “İletişimin keşfi” ve “Cahilliğin keşfi” olarak yaptı. Tüm bunların modern bilim çağının başlangıcı oluşturduğunu söyleyen Saad “Hedefimizin insanlar ve insanları birbirine yakınlaştırmak olduğunu hatırlayıp insan merkezli bir yaklaşımla hareket etmeliyiz.  dedi ve ekledi.

Beynimiz bilgiyi artık emiyor. 0.03 saniyede bir görseli algılayabilir hale geldik. Saniyede 4 hd filmi izlediğimiz hızlı görüntüler üzerinden algılayabiliyoruz. Beynimiz gittikçe daha hızlandı ve evrimleşti. Neleri tutmalı ve neleri atmalıyız bu konuda beynimiz kendisini geliştiriyor. Yaratıcılık cephanemizde bulunan en önemli araçtır. Üç saniyede algılanan bu dünyada yaratıcılık en değerli olandır. En büyük para birimi ise ilgi ve dikkat günümüzde. 3 saniyelik iletişim çağında tek işlevsel olan yaratıcılık. 

Saad; hızlı – çevik.- mobil dünyalara uygun çalışmalardan örneklerle sunumunu süsledi. Bunlardan bazıları;  Scento, Pantene, Lays, Genius (national geographic üzerinden başlayan dizi) oldu. Türkiye’nin bu konuda öncü ülkelerden biri olduğunu görmek sevindiriciydi. Hikayelerini mobile uygulayan ilk bankanın Akbank’ın ilk banka olduğunu ve bunu tüm sunumlarında kullandığını da sözlerine ekledi.

Messenger üzerinden 24 saat süreli izlenebilen reklamların önemine değinen Saad ekledi;

Mobile first’ten sonra Human first noktasındayız. Misyonumuzu bu doğrultuda değiştirerek geliştirdik. Facebook olarak insanlara topluluk yaratabilme gücünü verdik. Bu topluluklar sayesinde kişiler bir güç haline gelebilir. Facebook veya Instagram üzerinden topluluk kuran insanların hesapları büyüme gösteriyor. İnsanlar ortak duygu, inanç, meslek ve tepkileri olduğu için de bir araya geliyor. Bu grup veya topluluklar bir amaç doğrultusunda bir araya geliyorlar. Markalar veya kişiler bu grupları kurduğunda fikirler güçlendirici veya pekiştirici fikirler yaratıyor. Bu fikirler ise dünyayı değiştiriyor. Son beş yılda yapılan ödül alan çalışmalarının % 70’i topluluklarla doğrudan ilgiliydi. Topluluk oluşturmaya yönlenin, başa dönün. Bu yolu siz bulabilirsiniz ve ben bir platform olarak ancak sizden öğrenebilirim. Topluluğunuzu keşfedin ve sağduyu ile bunu geliştirin. Topluluğunuzu şaşırtıcı fikirler burun. Kişilerin  kendisini keşfetmelerine imkan tanıyın. Bu yolda ilham alın, kutlamalara özen gösterin ve eğlendirmeyi ihmal etmeyim.

 

Geometry Global Strateji Yöneticisi Jonathan Dodd

Jonathan Dodd,Dönüşümü Tetikleyen Anlar: Müşteri Karar Yolculuğunu Anlamak” başlıklı sunumuna,  müşterilerin hayatta kalmasına yardımcı olmak üzere beş yıldır çalıştıklarını söyleyerek başladı.

“‘Satın Alma Yolculuğu Haritası’ müşteriler hakkında bize birçok içgörü verir.” diyen Dodd, ekledi.

Yolculuklar gittikçe daha fazla önem kazanıyor. Yeni büyüme fırsatları bulmak ve işlerini verimli hale getirmek için müşteri yolculuğuna dikkatli bakmak lazım. Alışveriş yapma biçimleri değişti ve değişimeye devam edecek. Marka pazarlaması artık geçerliliğini kaybetti ve daha karmaşık bir dünyada yaşıyoruz. 

Bugünkü dünya bizim karşımızda fırsatlar çıkartıyor. Hayat daha karmaşık ve geçmişe kıyasla müşteriler deredeyse sınırsız kanal ve ürünle karşı karşıya. Bunun kilit parçası verinin işinimizi yapış biçimimizi daha da geliştirmesi ile ilgili. Veri ve algoritmalar kişisel deneyimler yaratmamızı ve kişiselleştirilmiş pazarlama yapmamızı mümkün kılıyor. İnsanların hayatlarına dokunabilmek ana amaçlarımızda biri ve bunu fikirler aracılığıyla yapmak ve önemli anlar yaratmamız gerekiyor. Yaratıcılık büyük bir değer ve önemi daha da artacak. İnsan odaklı ve etkileşim odaklı, deneyimle şekillenen bir ortam yaratmamız gereklilik haline geldi. Kesintisiz deneyim dünyasında bunlar vazgeçilmezlerimiz. 

İçgörü strateji ile başlar. Çoklu kanaldan globale, ardından yerele uzanan noktalarda markaların rolü değişiyor. Teknolojiyle şekillenen yeni yöntemlerin ortaya çıkış hızı inanılmaz. Sesli alışveriş yükseliyor. Bu konuda Amerika ve Çin öncü kullanım konusunda öncü durumda. Kişilere özgü kişiselleştirilmiş sistemler devreye konuyor. Örneğin Alexa sesinize göre sağlığınızla ilgili tespitler yapıp yönlendirme yapıyor

Markaların her yerde ve herkese ve her zaman görünür olması gerekiyor. Entegrasyonun bir gerekliliği bu.

Temas noktaları fiziksel alandan dijitale doğru geçiyor. Bu konuda yaygın ve sabit bir kullanıcı alışkanlığı yok. Yolculuk tabanlı yaklaşım bu konuda bize yardımcı oluyor.

Beklentilerin yüksek olduğu bir çağdayız. Çoklu kanallarda belli noktalara dikkat etmeliyiz.

İnsanların daha az zamanı var ve fiziksel mağazalara daha az gidiyorlar. Bu sadakati düşürüyor.

İnsanlar diğer insanların davranışlarına – ilham aldıkları noktalara daha odaklılar. Ama bu beklentilerin yüksek olmasına ve hayal kırıklıklarına sebep olabiliyor. Bizim anları doğru şekilde anlamamız, markaların insan hayatında nasıl bir önem teşkil ettiğini iyi anlamamız gerekiyor.

Çoklu kanallı dünyasında markaların görsel tabanlı mesajlardan çıkarak, insanlarla etkileşime geçmesi gerekiyor. Pek çok marka şimdiden doğrudan müşterilere ulaşmak için arayışta. Bu sadece verimlilik sağlamıyor, bu aynı zamanda müşterilerin ihtiyacını daha hızlı ve daha doğru anlayabilmek demek.

Dodd, kişiselleştirilmiş bağlantılı çözümlere Nike’ın uygulamasını ve Apple Watch’u gösterdi.

Markalar, öncelikle müşterilerinin hayatlarına nasıl girdiklerini anlamalı. Çin online bir pazar. Bu konuda özel bir örnek teşkil ediyorlar. Kullanıcılar mobil yaşıyorlar. Hindistanda ise hala küçük bağımsız mağazalardan alışveriş yapılıyor. Yerel ortakla hızlı teslimat yapmak üzerine ilerliyorlar. Teknoloji kültürden bağımsız olamaz. Bu örnekler sözümün gerçekliğini vurguluyor.

Türkiye ise dönüşümde önemli bir konumda. Bazı alanda globalde geridesiniz. Genç kullanıcılar ise inovasyon kültürünü değiştiriyor. Bu değişimin nasıl ve ne kadar olacağını ise bilemiyoruz. Dodd burada “Kapgel” örneğini verdi.

Brand Week İstanbul 2018 'in ardından

Brand Week İstanbul 2018 ‘in ardından

Manning Gottlieb OMD Davranış Bilimleri Başkanı ve “The Choice Factory” Kitabının Yazarı Richard Shotton.

Shotton “Karar Fabrikası: Satın Alma Davranışını Etkileyen Düşünce Hataları” başlıklı sunumuna, bu işi yapmaya nasıl karar verdiğini anlatarak başladı. Kan bağışı kampanyasına başlamışlar ancak ilerleyememişler. Konu elzem olmasına rağmen ilgi görmemiş. Bununla ilgili olarak “Kitty Genovese” cinayeti sonrası gelişen toplumsal olayları örnek olarak gösterdi.

Catherine Susan Genovese, 13 Mart 1964’te Winston Moseley tarafından bıçaklanarak öldürülmüştü. O yıllarda nezih olarak bilinen bir semtte yaşayan kadın, önce takip edilmiş ardından yaşadığı binanın içerisinde bıçaklanmıştı. Yardım çığlıklarının duyulmaması imkansızdı, buna rağmen kisme polisi aramadı veya yardıma gitmedi. Olay öyle iç burkuyor ki, katil Catherine’in öldüğüne emin olmak için binaya tekrar girmiş ve kadını tekrar bıçaklamıştı. Bu Amerika’nın en tüyler ürpertici suç hikayelerinden biri ve toplumun yardım çağrısına cevap vermemesi ve cinayeti sadece izlemesi yani tepkisizliği yıllarca konuşulmuştu. Bu olayı inceleyen İki psikolog, konuyu daha derin araştırıyorlar ve benzer durumda da aynı davranışın sergilendiğini ve şahit olanların yardım çağrısını bir başkasına bıraktıklarını görüyorlar.

Shotton, kampanyalarına olan kayıtsızlığı gidermek için önce kampanya dilini değiştirdiklerini ve lokale yönelik çalışma başlattıklarını söyledi. Bu şekilde sadece iki hafta içerisinde %12’lik bir oranında artış sağlayabilmişler.

Shotton, davranış bilimin önemi konusunda ilk olarak örnek olarak sunduğu izleyici etkisini vurguladı ve izleyen fazla olunca bir başkası ilgilenir deyip çekimser kalmak ve pasif davranmanın bu etki dahilinde geliştiğini söyledi.

Nakitsiz ödeme ve temasısız ödeme arasında ilginç bir farkı da vurguladı. Aynı ürün için nakit ödeme yapanların bedeli hatırladığını, temassız ödeyenlerin ise bunu hatırlamadığını belirtti. Yaygın bir kanı olarak “günde 1 pound algısının ucuz”, “ayda 30 pound algısının ise pahalı” bulunuşunu hatırlattı. Örneklerle devit ettiği sunumunu, “Ayrılabilen şey hatırlanan şeydir. Hangi sorunla karşılaşırsanız karşılaşın aslında size yardımcı olabilecek bir önyargı vardır. En fazından bu şekilde davranışlara odaklanarak başarıyı bulabilirsiniz.” diyerek tamamladı.

 

Yönetmen Tasarımcı Animasyon Sanatçısı Eric Goldberg

Walt Disney stüdyolarında animasyon sanatçısı, tasarımcı ve yönetmen olan Eric Goldberg, 90. yaşını kutlayan Mickey’nin ortaya çıkış hikayesini bizlerle paylaştı.

Eric Goldberg bir yandan Mickey Mouse’un yıllara göre değişimini çizerken bir yandan da hikayesini bizlere aktardı. 1955 yılında Mickey araba tasarımlarından etkilenip, bambaşka bir şekle büründüğünü.  1977 yılında ise diskoya gidişini ve o zamanın toplumunu nasıl temsil ettiğini aktardı. Zamansız bir kahraman olan Mickey Mouse izleyicilerden büyük bir ilgi gördü ve Eric Goldberg’e onlarca soru iletildi.

Eric Goldberg “Animasyon yaparken pozlar yaratırız ve diyalog olmayan animasyonlarda bu çok önemlidir. Mickey, kendini ifade etmek için bütün bedenini kullanıyor ve biz onun ne düşündüğünü, ne hissettiğini bu şekilde anlıyoruz.’ dedi.

Google Türkiye Sektör Lideri Mehmet Keteloğlu

Mehmet KeteloğluOmnichannel Perakende: Çevrimiçi ve Çevrimdışı Dünyayı Birbirine Bağlamak” başlıklı sunumunda 4 temel trende vurgu yaparak başladı “Yakın gelecekte hayatımız big datayı kullanan yaşamımızı kolaylaştırmak için tasarlanan cihazlarla dolacak” dedi ve ekledi.

Kullandığımız cihazlar artık bizimle daha fazla etkileşim içerisinde. Makine öğrenimi bu alanda çok etkili ve edinilen deneyim, çok daha derin şekilde kullanılabiliyor. İkinci trend başlığı olarak sesli sitemlerin yükselişine dikkat çekmek istiyorum. Lokasyon bazlı çalışan ve sorulan soruları hızlı şekilde yanıtlayarak yönlendirme sağlayan bu sistemler yapay zeka sayesinde geliştirilebiliyor.

Müşteri yolculuğundaki değişim, daha fazla verinin desteği ile bolca etkileşim kaynaklı. Her seferinde sizi tanıyan ve öğrenen ses sitemleri daha da yükselecek.

Bağlı cihazlar sizin hakkınızda çok fazla veriye sahip ve sizi çok iyi tanıyor. Hem topluma hem kamuya fayda sağlayan ve algılayıcı sensöre sahip bu bağlı cihazlar büyük avantajlar sunuyor. 

 

Örneğin Google asistant sorularınızı yanıtlayıp, sipariş vermenize olanak tanıyor. Tüm bunlar verim konusunda markalara büyük katkı sağlıyor. Amerikada ses destekli sistemlere ilgi yoğun ve talep artıyor. Bağlı cihazların sunduğu deneyim oldukça farklı ve İleride bu talebin daha da yoğun olması bekleniyor.

Perakendedeki sorunları gidermek ve çözmek için müşterilerinizi dinleyin, gözlemleyin. Trafik artık sizin KPI nız değil. Çünkü paradigmalar değişti. 

Trafik düştü ama e-ticaret büyüdü, sepet oranı 25 kat arttı e %62 oranında aramalarda artış var. Artık müşteri web sitenize arayarak gidiyor, aramadan gitmiyor. 

Mobilin sağladığı değişim tüketiciye daha fazla bilgi sağlamak yönünde oldu, bundan sonrası size kalmış ve pazarlama yaklaşımlarınızı “KPI larınızı” bu doğrultuda değiştirmeniz lazım.

Müşteriler, sabırsızlar, talepkarlar ve sadık değiller. Bunun sebebi ise markaların vaatleri. Vaatlerin gerçekleşmemesi sebebiyle tüketiciler değişim sergiliyor.

Arama hacimleri seneden seneye sürekli büyüyor. Tüketici daha fazla aramaya meyilli – örneğin tuvalet kağıdı değil 36’lı tuvalet kağıdı arıyor. Bu durumu anlayamazsanız müşteri gelmez.

Yeni nesil çok hızlı deneyimleyip, adapte oluyor. Markalarda buna uyum sağlamalı. Offline hantallaştı, online ise daha dinamik ve canlı.

Mevcut güncel arama trendlerine baktığımıza; aynı gün teslimat aramaları iki katına çıkmış.

Seyahatte “bugün” kavramı üzerinden aramaları %150 artış göstermiş. “Şu an açık” anahtar kelimesi ise 3 kat daha fazla aranıyor

Kullanıcıların %45’i lokal alışverişe yönlenmiş. “3 alana 4. ücretsiz” ve “Stok sayısı kontrolü” yine yükselişte olan arama trendlerinden. Tüketiciler sipariş vermeden önce yüksek oranda stok kontrolü yapıyor. Son dönem yapılan çoklu kanal araştırması ise mağaza ziyaretlerinin %72 oranında artış sergilediğini gösteriyor. Araştırmaya göre;

Kullanıcı dijitalden tetiklenerek mağazadan satın alıyor.

Türk kullanıcılarının %13’ü direkt mağazadan alıyor – %46 sı ise web’den sipariş veriyor. Türk kullanıcıların %41’i önce araştırıyor, sonra mağazadan alıyorOnline alışverişte her yüz kişiden 59’u mobili tercih ediliyor.
Keteloğlu, Jeff Bezos’un “bir şikayeti 6000 kişi görür” sözünü de hatırlattı ve “iade talebin belirtisidir, bu iyi olarak algılanmalıdır”. dedi ve ekledi.

Sorunlara çözüm için müşteri – tüketici odaklı olmalısınız. Unutmayın, eninde sonunda tüketici kazanıri İade tarafınızı geliştirin, bu tüketici odaklılığınızı artırır. Bunu önemseyin ve pozitif geri dönüş sağlamayı kolaylaştırın. Tüketici odaklı davranın gerisi gelir. Tüketicinin online araştırmasısı tarafında tüketiciye yardımcı olmazsanız “asiste etmezseniz” sizin yerinize rakibiniz bunu yapar.

Web sitenizin hızının 5 saniyenin altında olması lazım, yoksa müşteri çıkıyor. Jeff Bezos bunun 1 saniye olmasını istiyor. Amerika’da web sitesi hızı genelde 3 saniye.

Keteloğlu sunumunu örneklerle noktaladı.

 

Sharif Teknoloji Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Shanin Rouhani

Sharif Teknoloji Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Shanin Rouhani “İnovasyonun Karmaşık Yüzü” başlıklı sunumuna “Uçurtma rüzgarla birlikte değil, rüzgara karşı uçar. İnovasyon bir şeyle savaşmıyorsa yükselemez.” diyerek başladı ve kompleks teorisinin detayları aktardı.

 

 

“İnovasyon temel olarak tehdit duygusu yaşatan bir kavramdır. Sisteme giren her farklılık değişimi beraberinde getirir ve mevcut olanı tehdit eder. Herhangi bir şirket ve sektörde kompleks sistemler görüyoruz. Sisteme giren her farklılık değişimi beraberinde getiriyor. İnovasyonu kompleks bir sistemde kurguladığınızda inovasyon ön görülebilirliği azaltıyor. Bu sebeple tercih edilmiyor. Değişiklik sistem için bir tehdit ve bu tercih edilen bir durum değil. Bazı değişiklik ve inovasyonlar devrimseldir. Yaşayan bir organizmada inovasyon mutasyondur. Ve bu mutasyon gerçekleşmese bizler var olamazdık. İnovason temel olarak tehdit eden bir kavramdır. Kompleks sistemler doğası gereği inovasyona karşı durmaya çalışır. İyi bir inovasyon mutlaka karşı bir güç görür.” dedi ve bitcoin’in yarattığı etkiyi örnek olarak gösterdi.

 

Televizyon Yapımcısı, Yazar Ed Stafford

Televizyon Yapımcısı, Yazar Ed Stafford “Yokluk Paradoksu” başlıklı konuşması için sahnedeydi.
Discovery Channel’dan televizyon yapımcısı, kaşif ve yazar Ed Stafford 60 gün süren adeta hayatta kalma mücadelesi olan yürüyüşünün ardındakileri bize anlattı. Amazon Nehri’ni baştan sona yürüyerek geçen ilk insan olarak Guinness Dünya Rekoru’na sahip olan Stafford’u dinlemek keyifliydi.

 

 

Amazondaki amacını ve hayatta kalma mücadelesinde göze aldıklarını bizlerle paylaşan Stafford,Fiziksel ve mental zorluklara rağmen hayatta kalmayı başararak hepimizin kendi hayatlarımızda birer “survivor”a dönüştüğümüzü, asıl maceranın sınırların dışına çıkarak düşünmek olduğunu” söyledi ve ekledi; Böylelikle kendi duyularınızı kullanıyorsunuz. Yiyecek arama durumunda kalıyorsunuz ve bulduğunuzla yetinerek, seçeneklerinizi düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Ruh dediğiniz şey çok güçlü ve direniyor. Hayatınızı böyle bir serüvene soktuğunuzda bazı hedefler ve zorluklar belirleyip, bunlarla yüzleşmeniz gerekiyor. Bu durum hayatınızı dönüştürecek edinimleri beraberinde getiriyor. Hayatınıza serüveni kattığınız zaman daha heyecanlı ve keyifli oluyor.” 

 

Profesör Barry Schwartz 

Psikolog; Sosyal Teori ve Davranış Bilimleri Profesörü Barry Schwartz ise bizlere, tüketicinin binlerce alternatife sahip olmasının yarattığı bolluk paradoksundan bahsetti.

Doğru ürünü sunarak, onlarca seçenekle müşterilerimize işkence etmekten de kurtuluruz.” diyen Schwartz, bu yolla satışlarını artıran Proctor and Gale, Tader Joe, Costco gibi markaları örnek gösterdi. “Herşeyin en iyisine sahip olmak isteyenler, dışarıdan iyi gözükür ama iç dünyaları karanlıktır. Ortalamayla yetinenler her zaman daha mutludur.” dedi ve ekledi;

 

 

 

Artık çok fazla seçeneğimiz var. Çok fazla seçenek insanları paralize ediyor. Hangisini seçeceğimize karar veremiyor ve bu sebeple satın almakta tereddüt yaşıyoruz. Bu durum okuma ve izlememizi de etkiliyor. İzlemek istediğimi filmleri daha popüler olanların arasından seçiyoruz. En çok okunan best seller kitaplara odaklanıyoruz. Uygulamada bolluk paralizasyona sebep oluyor. Seçeneğiniz çoksa sizi zorlamayanını seçiyorsunuz. Seçenek bol olunca tatmin duygusu daha az oluyor ve pişmanlıklar başlıyor.

Kimse yanlış olanı seçmek istemiyor. Kaybedilen kaçırılan fırsatlar bu sebeple insanları rahatsız ediyor ve seçmediğiniz opsiyon sebebiyle pişmanlıklarınız artıyor. Ne düşünürseniz düşünün, tek seferde sadece bir şeyi bir kere kere yapabilirsiniz. Ne kadar fazla karşılaştırma yaparsanız o kadar çok acı çekersiniz.

Beklentilerle gerçekleri karşılaştırırsanız hayal kırıklığına uğrarsınız. İşler kötü giderken beklentiler makuldür ve memnuniyetimiz daha yüksektir.

Bolluk içinde yaşarken beklentileri düşük tutmak mümkün değil. İnsanların bazıları karar almaları gerektiğinde standartlarını göz önünde bulunduruyorlar. Bazı insanlar ise hep en iyisini arıyor – bu insanlara maksimize edenler diyoruz. Maksimize edenler acı çekiyor – kendilerini daha kötü hissediyor. 

Çok fazla seçenek olduğunda bu durum daha fazla rahatsız ediyor. Seçeneklerimize çok fazla anlam yüklediğimizde üzerinde daha derin düşünüyoruz. Bu sadece bir giysi olmaktan çıkıyor ve ciddi bir karar haline geliyor. 

Seçenek iyi bir şey ve seçenek bol olunca insanı mutlu ediyor. Seçenek refah düzeyini artırıyor ama bir süre sonra bu eğeri düzeliyor ve terse dönüyor, eksiler arttıyor. Seçenek azaltılınca insanlar verecekleri kararlar konusunda daha mutlu oluyor. Böylelikle karar vermek kolaylaşıyor ve tüketici memnuniyeti artıyor. İnsanların seçeneklerini azaltarak onların memnuniyet ve mutluluklarını artırırsınız. 
Benim size önerim, diğer insanlarla iletişim halinde olun, günlük hayattaki ilişkilerinize odaklanın.

Bunlar sizi belki özgürleştirmez ama kısıtlar getirir. Başka insanları düşündüğünüzde seçenekleriniz sizi rahatsız edecektir. Seçim fırsatının yarattığı tatmin hissi maksimum seviyeye çıktığında bir geri dönüş ivmesi yaşanır. Belli bir orandan sonra kişiler üzerindeki etkisini yitirir.”

Brand Week İstanbul 2018 'in ardından

Brand Week İstanbul 2018 ‘in ardından

The Famale Quotient CEO’su Shelley Zalis

The Famale Quotient CEO’su Shelley Zalis “Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini İdealiniz Değil; Gerçeğiniz Yapın!” başlıklı sunumunda ilham veren konuşmasıyla yüreklerimizi titretti. Benim son dönemde gördüğüm en etkili konuşmacılardan biriydi.

Shelley Zalis; eşitsizliğin sadece kadınlar için değil erkekler için de bir sorun olduğunu belirterek bu problemin sosyal ve akademik bir boyutta olduğunun altını çizdi.

 

 

 

Shelley Zalis özetle “Verilere baktığınızsa satın alma kararının %80’i kadınlar tarafından yapılıyor. Kadınların %40’ı reklam filmindeki kadınlarla kendilerini özdeşleştiremiyorlar. İnsani becerilerin daha somut becerilerle bir araya getirilmesi lazım. The Girls’ Lounge ile bilim, teknoloji, mühendislik ve yapay zeka alanında korkusuzca kendilerine güvenen kadınlar bu sisteme dahil olabiliyorlar. Günümüzde üst yönetime çıkabilen kadınların sayısı sadece %15. Kadınlar, orta kademe yöneticiliğe kadar çıkabiliyorlar. 1940’lara kadar mavi aslında kadınların, pembe ise erkeklerin rengiydi. Çünkü pembe çok güçlü bir renkti. Kadınların %59’u Erkekler Kulübü’ndeki davranışların farkında. Erkekler Kulübünden rahatsız değilsek, yeni bir şeylere hazır değiliz demektir. Konfor alanımızdan çıkmadan ilerleyemeyiz. Farklı düşüncelerin ortaya çıkması ve çalışan memnuniyetinin artması için şirketin her kademesinde ve organizasyonun her aşamasına kadınları yerleştirmeniz gerekiyor.” dedi.

 

 

Anomaly Global Operasyonlar Başkanı ve Partneri Karina Wilsher

Anomaly Global Operasyonlar Başkanı ve Partneri Karina Wilsher, “Zamanların En İyisi, Zamanların En Kötüsü” başlıklı sunumunda yaratıcılığın önemini vurguladı ve ”Değişen dünyada sektörlerdeki yaratıcılık anlayışı da değişti.” dedi. Karina Wilsher özetle; ebay’den 140 milyon dolarlık yat alınan, tüketici dünyasında %50’den fazla ürünün ilk defa Amazon’dan arandığı, her bireyin kendi sosyal medya hesabı için strateji geliştirdiği günümüzde yaratıcılık ve iletişim kanallarının dönüşümünden bahsetti. Yaratıcılığın sadece bu konunun profesyonel aktörlerinin çalışmaları anlamına gelmediğini belirten Wilsher, yaratıcılığın artık, ürün tasarımında kullanılan yenilikçi düşüncelere, yeni iş modellerinde zekice kullanılan veriye, ve yaratılan yeni imkanlara dönüştüğünü açıkladı. Medya araçlarında sadece satın alınan ve ölçümlenen sınırların dışına çıktığını söyleyerek, elimizde dolaştırdığımız alışveriş poşetlerinin bile bir iletişim kanalı olduğunun altını çizdi.

 

Burger King Küresel Marka Pazarlamasından Sorumlu Başkan Marcelo Pascoa

Burger King Küresel Marka Pazarlamasından Sorumlu Başkan Marcelo Pascoa ise “Kim Korkar Muhteşem Fikirden? Cevap: Tüm Markalar” başlıklı sunumunda herkese eğlenceli ve keyifli anlar yaşattı. Pascoa, kariyeri boyunca popüler kültürde önemli bir yeri olacak projelere odaklanan; yaratıcı işlerin gerçek bir değişime yol açabileceğine inanan önemli bir isim.

Pascoa, ”Fikirleri gerçekleştirmek için kuralları ihlal etmekten korkmayın. İyi fikirler korkutucudur ama bir o kadar da heyecan uyandırır. O yüzden korkutan fikirler bulun.” dedi ve sunumunda, pazarlamada yapılmasında çekince görülen ve sonuçları kestirilemeyen projelerin harika sonuçlar verebileceğinden bahsetti. Efsane reklam ajansı David’den ayrılarak kendi bağımsız ajansını kuran Anselmo Ramos, en iyi işlerin bağımsız kurumlardan çıktığına dair olan inancıyla hayalini nasıl gerçeğe dönüştürdüğünün hikayesini aktardı.

 

WARC Pazarlama Direktörü Imaad Ahmed

WARC Pazarlama Direktörü Imaad AhmedDünyanın En İyi Yaratıcı Kampanyalarından Dersler” başlıklı sunumunda bol bol kampanya örneklerine ve içgörü sonuçlarına yer verdi.

Imaad Ahmed özetle; “Kadınlara özgü segmentlerin yükselişi söz konusu. Bu doğrultuda iletişim dilini değiştirmek zorunluluk. Değişime adapte olmalısınız. İnsanları insan olarakı anlamak ve korkularını – duygularını anlamak lazım. İnsanlarla iletişim kurmak ve iletişimi bu doğrultuda sürdürmek lazım. YouTube, google, facebook gibi şirketler hem bir marka hem de kültürel bir temsil. Kültür ve gelişimimizin hangi noktada olduğunu ve nasıl geliştiğini anlatan kültürel temsiller. Markalar zihnimizi kışkırtır ve gelecek adına fikir verir. Esas olarak sosyo demografik ve sosyo ekonomik açıdan bu durumu değerlendirebilirsiniz. Duyguların ve eğlencenin yükselişini gözden kaçırmamak lazım. En iyi reklamların iki önemli özelliği var. Güçlü bir mesaj ve mükemmel deneyim sunması.”

 

Fjord EALA Genel Müdürü Thomas Müller

Fjord EALA Genel Müdürü Thomas MüllerTemas Noktalarından Güven Noktalarına” başlıklı sunumunda tasarım açısından Blockchain’i değerlendirdi. Fjord’un açıkladığı ana trendler üzerinden şekillenen sunumunda özetle;  Şeffaflık trendi çok önemli ve buna güveniyoruz. 30 yıldır hepimiz “bir dünya oluşturmaya çalışıyoruz ve buradaki amacımız nedir” gerçekliğini sorguluyoruz. İnsanların kurumlara olan güveni azaldı. Güven seviyesi umduğumuz seviyede değil ve güvensizlikte artış gözlemlenmiyor. Güven sorgulanır durumda ve gittikçe azalıyor. Bu sebeple karar alma algoritmalarına geçtik. Makine öğrenimi ve makinelerin anlam arama arayışı yükselişte. Blockchain küresel güven krizi ortamında dünyayı daha iyi hale getirebilir mi? Bu ivme kazanan bir trend.” dedi.

 

Brand Week İstanbul 2018 'in ardından

Brand Week İstanbul 2018 ‘in ardından

Dentsu Creative Technologist Kyoto Yonezawa

Dentsu Creative Technologist Kyoto YonezawaYaratıcı Bir Teknoloji için Tasarım ve Mühendisliğin başlıklı sunumunda creative technologist olarak ajansa nasıl katkıda bulunduğunu açıkladı. Geleneksel ajanslarda yaratıcı ekiplerin art direktörler ve metin yazarlarından oluştuğunu söyledi. Creative technologist ise hibrit bir göreve sahipmiş ve bu ekipler arasında teknolojiyle kreatif sürece katkıda bulunuyormuş. Kyoko Yonezawa dahil olduğu işlerden örnekler verdi. Honda için Internavi projesi Honda’nın Japonya’da 1988 yılında başlattığı öncü bir trafik bilgilendirme sistemi. Yonezawa, projenin nasıl hayata geçtiğini anlattı ve Sound of Honda, Brian Eno’s The Ship ve Olympus Air örneklerine yer verdi.

 

Mehmet Sezgin’den ”Hikayesi En Bol” 

Garanti Ödeme Sistemleri’ni kurucusu ve Bonus Kart’ı  bir marka haline getiren Mehmet Sezgin, Bonus’un hikayesini anlattığı ”Hikayesi En Bol” isimli kitabının lansmanı için bizlerle bir araya geldi.

Sezgin, “Garanti Bankası’ndan BBVA’ye geçmesinden sonra çok uzun iş yolculukları sırasında ortaya çıktığını ifade eden Sezgin, ilk olarak işletmecilik ve yöneticilikle ilgili bir blog açtım, birkaç yıl suren yazılardan sonra kafamda olan Bonus hikayesini işletmecilikle ilişkilendirip yazdım. Ana amacım da, ‘Okulda öğretilenler kitaplarda kalmamalı, iş hayatına yansıtılmalı. Bunları iş hayatına da uygularsanız, başarılı olursunuz’ demek” vurgusunu yaptı.

 

 

Kitabının aslında bir işletmecilik kitabı olduğunu ve ona uygun bölümler halinde yazıldığını belirten Sezgin, “kitabın daha rahat okunması için ODTÜ’deki öğrencilik dönemimden itibaren hikâyeyi ilişkilendirdim. Bonus fikrinin doğuşu ve süreçlerini farklı bölümlerde kaleme aldım.“ dedi. Kitabında özellikle genç yönetici ve öğrencilere seslenmek istediğinin altını çizen Sezgin, “Büyük şirketlerin ellerindeki büyük imkanlarla topluma ekonomik değer katması daha kolay. Bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde büyük şirketlere büyük iş düşüyor. Bu şirketler eğitim, sanat ve spora zaten yatırım yapıyor ama ellerindeki yetenekli insanların önlerini daha fazla açmalılar” dedi ve ekledi;

Şirketlerin daha yaratıcı olması gerektiğini düşünüyorum. Ayrıca bu şirketlerin teknolojiyle iç içe yenilik pesinde olması da lazım. Bunu yapabilmek için de, yöneticilerin sabah işlerine isteyerek, motivasyonla gitmelerini sağlamak lazım. Sıkıcı olan iş hayatındaki bu sıkıcılığı aşağı düşürmeliyiz. Kitabın gençlere, yöneticilere ve hatta genel müdürlere ilham vereceğini düşünüyorum. Şirketlerimizin daha yaratıcı olma yolunda harekete geçmelerine biraz katkıda bulunabilirsem çok mutlu olurum.

 

Şener Şen, Brand Week Istanbul’da kendisi hakkında bilinmeyenleri anlattı

Brand Week Istanbul’un bu yılki onur konuğu Şener Şen, sanatla geçen 60 yılını özel hikayeler eşliğinde bizlere aktardı. Tam 40 sene önce tiyatro sahnesinde olduğu Zengin Mutfağı oyunuyla, tiyatroya Aralık ayında yeniden dönüş yapacağını müjdedi.

 

Brand Week İstanbul 2018 'in ardından

Brand Week İstanbul 2018 ‘in ardından

Gururumuz Vakıfbank Kadın Voleybol Takımı 

Gururumuz Vakıfbank Kadın Voleybol Takımı sahnedeydi. Başarılarının ardındaki sırrı ve motivasyon kaynaklarını bizzat kendilerinden dinleme fırsatı bulduk.

 

 

 

Brand Week Istanbul 2018’de Fark Yaratan Kadınlar Ödül Töreni’ne de katılma şansı buldum.

2018 yılının Fark Yaratan Kadınlarını hatırlamak için aşağıdaki yazımı okuyabilirsiniz.

Fark Yaratan Kadınlar Ödüllerine Kavuştu. 

Fark Yaratan Kadınlar Ödüllerine Kavuştu

 

 

 

Brand Week Istanbul 2018’de Türkiye’nin en sevilen markaları ödüllerine kavuştu. “Lovemarks Ödül Töreni” detaylarını ve 2018 yılının en sevilen markalarını hatırlamak için aşağıdaki yazımı okuyabilirsiniz.

LoveMarks Ödülleri 2018

Lovemarks Ödülleri 2018 Sahiplerini Buldu

 

 

 

Fayda görmeniz dileğiyle.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir