Ekim ayı yağmurlarıyla birlikte geldi. Havalar soğuyor, sinemalar bizi bekler ☺ Gelin, bu ay vizyona giren filmlerden payımıza hangileri düşecek birlikte görelim…
İlk hafta sıkı bir aksiyon bilim kurgu ile açılıyor.
Kendi halkı tarafından ihanete uğrayan Riddick, gözünü güneşin kavurduğu bir gezegende açar. Başta ıssız görünen gezegen, aslında farklı bir uzaylı türünün yaşam alanıdır. Bu uzaylılar tarafından saldırıya uğrayan Riddick, hayatta kalabilmek için kaçarken yardım alarmını da çalıştırır. Yardım mesajını alan iki gemi gezegene iniş yapar ve aralarında kıyasıya bir savaş başlar.
2004 yılında sanat yönetimini çok başarılı bulduğum halde temposu sebebiyle uyukladığım Riddick Günlüklerinden hatırayacağımız David Twohy yönetmen koltuğunda. Başrollerinde ise adamım Vin Diesel, Katee Sackhoff ve Karl Urban bulunuyor. Güzel bir açılış filmi 🙂
Bu haftanın sürprizi ise Zamanda Aşk & About Time.
Bilim kurgu ögeleri taşıyan bu romantik dram zamanda seyahat etme yeteneğine sahip olduğunu öğrenen Tim Lake’in, hayatında utanç verici bulduğu anlara gidip bunları değiştirmeye çalışmasını anlatıyor. Herkesten gizlediği yeteneğini aşık olduğu kadında denemeye kalkınca işler değişiyor.
Yönetmenliğini ve senaristliğini Richard Curtis’in üstlendiği filmin başrollerinde Domhnall Gleeson ve Rachel McAdams’ın bulunuyor. Filmin konusu bayat görünse bile zamanda aşk hepimizi şaşırtabilir 😉 Üstelik Black Mirror’da izlediğim Domhnall Gleeson’ın oyunculuğuna bayılmıştım.
İkinci haftayı yine bilim kurgu filmlerle açıyoruz ☺ Ekim bereketli demiştim, hatırlayın.
Meksika’lı yönetmen Alfonso Cuarón’un son filmi saf bir bilim kurgu. Gerilimi bu defa uzayda, derin boşluk duygusunu içimize sindire sindire yaşayacağız. Fragman ve hareketli görüntüler benim klostrofobimi tetikleyip, rahatsız etti… Bakalım, izleyip göreceğiz.
Filmimiz uzayda geçiyor. Rutin bir keşif yürüyüşünde mekiğe çarpan cisim yüzünden uzay boşluğuna sürüklenen iki bilim insanı karanlıkla başbaşa kalır. Oksijenin tükenmeye başlaması ile birlikte panik artar ve olaylar gelişir. Sandra Bullock ve George Cloone filmde izleyeceğimiz yıldızlar.
Bu hafta Türkiye’nin ilk 3D animasyon filmi Uzay Kuvvetleri 2911’de vizyonda. Yönetmen koltuğunda yönetmen Şahin Derun bulunuyor.
Bu haftanın diğer alternatifi ise Joseph Gordon-Levitt’in ilk uzun metrajlı filmi Kalbim Sende & Don Jon.
Genç ve başarılı oyuncu senaryosunu da yazıp yönettiği bu romantik komedi ile karşımızda.
Porno bağımlısı Jon Martello, kadınlar konusunda sayısız takıntıya sahiptir. Esther’le ilişkisi sürerken tanıştığı Barbara ilgisini çeker ve onu elde etmeye çalışır. Kadınları elde etme konusunda hayli başarılı olan Jon’un karşısında bu defa idealist ve zor bir kadın vardır. Levitt’e, Scarlett Johansson ve Julianne Moore’un eşlik ettiği filmin fragmanı da ilgi çekici.
Üçüncü hafta iki önerim var.
Buraya Kadar & This is the end, fantastik bir komedi.
Filmde kıyamet günü gelip çatıyor ve oyuncular kendi kimlikleri ile rollerini canlandırıyor. Kaos ortamında, kısıtlı yiyecek ve içecekle James Franco’nun ultramodern evinde tıkılıp kalan kahramanlarımız, hayatta kalmak için çabalıyor. Film, Scary Movie tadında akla gelebilecek tüm saçmalıkları barındırıyor ama kahkaha attırıp, hadi canım bu kadar da olmaz dedirtiyor ☺
Filmin yönetmenliğini Seth Rogen ile birlikte Evan Goldberg üstleniyor. Oyuncu kadrosunda Seth Rogen’ın yanı sıra Jay Baruchel, James Franco, Emma Watson, Rihanna, Jason Segel ve Jonah Hill gibi yıldız isimler de yer alıyor.
Önereceğim diğer fim ise All Is Lost.
J.C. Chandor’ın senaryosunu yazıp yönetmenliğini yaptığı filmin başrolünde usta sinemacı Robert Redford bulunuyor.
Hint Okyanusu’nda tek başına gezinti yapan bir adam, yatının bir gemi konteynırına çarpması üzerine bilincini kaybediyor. Uyandığında vahşi bir fırtınanın tam ortasında kalan kahramanımız için zorlu bir hayatta kalma mücadelesi başlıyor.
Son haftamızın açılış filmi The Fifth Estate.
Wikileaks’in ilk kurulduğu dönemi ve kurucuları Julian Assange ile Daniel Domscheit-Berg arasındaki ilişkiyi anlatan film, yakın dönemde tüm dünyayı sarsan önemli olayları ve ardında yaşananları ekrana taşıyor. Assange’ın destekçisi ve çalışma arkadaşı olan Daniel Domscheit-Berg’in bakış açısıyla Wikileaks’in ilk günlerini izliyoruz. Bir gecede açıkladığı gizli belgelerle tüm dünyayı sarsan Wikileaks, yakın tarihin karanlık sayfalarını ortaya çıkardıkça Assange ve Berg arasındaki fikir ayrılıkları da başlıyor.
Daniel Domscheit-Berg’in yazdığı kitaptan uyarlanan filmin yönetmeni Bill Condon. Başrollerde ise Benedict Cumberbatch ve Daniel Brühl bulunuyor.
Efsane yönetmen Kar Wai Wong’un filmi Yi dai zong shi “The Grandmasters”, biyografik özellikleri olan bir aksiyon. O ne yapsa izlerim açıkçası 🙂 Alçak gönüllü bir dövüş sanatçısı olan IP Man’in hayatını izliyoruz. Olaylar 1930′larda Güney Çin’in Foshan bölgesinde geçiyor. Dövüş sanatlarına ilgi duyan insanlar, eğitim almak için Foshan’a akın ediyorlar. Bir süre sonra ortalık sahte dövüş ustası kaynamaya başlıyor. Muhteşem dövüş sahnelerini, Kar Wai Wong’un eşsiz sanatsal yorumuyla izleyeceğimiz filmi kaçırmayın Tony Leung Chiu Wai, Zhang Ziyi ve Chang Chen başrolde.
Ve son haftanın müthiş finali Prisoners ile!
Bir kaybolma hikayesinin ardında yaşanaları anlatan bu harika gerilimin oyuncuları Hugh Jackman, Viola Davis ve Jake Gyllenhaal ☺
Bu ay sinema açısından oldukça bereketli ☺ Ajandanızda bu harika filmlere yer açmayı ihmal etmeyin… Şimdiden hepimize iyi seyirler…



