Facebook’tan ne istiyorlar?

Facebook’tan ne istiyorlar?  

Zuckerberg’i tarafsız bir gözle ve manipülasyonu bir tarafa bırakarak izlerseniz, Cambridge Analytica skandalı sonrası çıkan sonuçların bambaşka olduğunu görebilirsiniz.

Digital Age Dergisi Mayıs sayısı için kaleme aldığım “Facebook’tan ne istiyorlar?” başlıklı yazımı okumaya lütfen devam edin.

 

Facebook’tan ne istiyorlar?

Cambridge Analytica skandalının ardından bir süredir düşüşte olan Facebook hisseleri daha da geriledi. Zuckerberg ifade vermek için senato üyelerinin karşısına çıktı. Senato üyelerinin yargılama yetkisi yok, yasa çıkarabilmek için bilgi toplamaya çalıştıkları biliniyor. Bu yönde atılan tüm adımlar tekrar bir Cambridge Analytica ve olası yeni bir seçim krizinin önüne geçimesi yönünde gibi (mi) görünüyor!

The Guardian ve The New York Times’ın ortaya çıkardığı skandalın ana hatları şöyleydi;

  • Politik danışmanlık şirketi olan Cambridge Analytica’nın 87 Milyon Facebook kullanıcısının verisini kullanarak çok çeşitli eyatet ve bölgelere göre ilgi alanlarını belirlemesi ve onlara özel dark post’lar oluşturması. Yani kullanıcıların ilgi alanlarına göre belirlenen içeriklerin ana akış üzerinde sanki normal (herkesin gördüğü standart haber) bir habermiş gibi öne çıkarılması.
  • Son A.B.D seçimlerinde Rusya’dan yönetildiği tespit edilen sahte hesapların, Amerikan halkı üzerinde gerçekleştirdiği manipülasyon. Low tech ve fake news odaklı bu çalışmaların alttan alta Trump’ı başkanlığa taşıdığı inancı.

Gidişatı etkileyen tetikleyici bir diğer güç ise;

Facebook üzerinde uygulamaya sokulan Trending News’un başarısı. İnsanların haber almak için tek bir platformu yeterli bulması sebebiyle para kaybeden ve bu başarıdan rahatsız olan medya patronlarıydı.

 

Facebook’tan ne istiyorlar?

Algı yönetimi sert başladı.

Facebook hakkında oluşturulmaya çalışılan algı “Demokrasiyi tehdit ettiği, ayrımcılığa sevk ettiği” yönünde. Diğer taraftan izlediklerimiz teatral bir aklama gibi göründü.

Herkes Zuckerberg’in beden diline, döktüğü soğuk terlere, düşen omuzlarına, hemen arkasında bulunan kişilerin ciddiyetsiz görüntüsüne kilitlendi.

Belli bir yaşın üzerinde olan senato üyelerinin olaya hakimiyeti, sordukları sorular ve yaklaşımları ise tartışılır düzeydeydi. İş modellerinin veri gizliliğini yer yer ihlal ettiğini Zuckerberg’in yüzüne çarpan senatör ve vekiller de oldu, konuyla kısmen bilgi sahibi olan çocuk azarlar gibi tavır takınanlar da. Zuckerberg ise verdiği yanıtlarla kullanıcı gizliliği ve platformun bütünlüğüne odaklandı. Bir güvenlik açığının olmadığını, tüm verilerin normal yollardan gittiğini ve herkesin paylaştığı veriler için gerekli izinleri verdiğini belirtti. Parmak sallanarak bir tehdit olarak öne sürülen regülasyonlar için ileride kapalı kapılar ardında konuşulabileceğini de kabullenmiş göründü.

Peki teknoloji dünyasının işleyişinden belli ki bihaber olan ve regülasyondan bahseden bu kişilerin bir kontrol mekanizması geliştirebileceğini düşünebilir misiniz?

Tüm bu yapılan çalışmaları yasaklayan, sınırlayan yasal bir çerçeve bulunmuyor. İfadesi alınan ve sorgulanan Zuckerberg ise tarihteki tek kişi değil. Microsoft’un tekelleşme soruşturmasına ve Jobs’ın savunmasına, Zuckerberg’in terletilmesi de eklendi diyebiliriz.

 

Öte yandan Zuckerberg’i tarafsız bir gözle ve manipülasyonu bir tarafa bırakarak izlerseniz, çıkan sonuçların bambaşka olduğunu görebilirsiniz.

 

Facebook’tan ne istiyorlar? Veriyi kullanan tek şirket Facebook değil.

Mobil cihazlar, bilgisayarlar, işletim sistemleri, uygulamalar, servis sağlayıcılar, teknolojik ürünler ve çok daha fazlası kişisel verilerimizi kullanıyor. Facebook, Google, Apple, Microsoft, Samsung, Tesla ise tüm bunları üreten başlıca teknoloji devleri. Bu teknoloji devleri geleceği şekillendirmek konusunda tüm devletlerden üstün konumda ve hızla büyüyorlar. Tümü yapay zeka, robotik ve veri gibi önde gelen teknolojileri geliştirmek için yatırım yapıyorlar.

Google’da veya sosyal medya platformlarında aradığınız bir ürünün peşinizi bırakmadan ekranınıza sürekli düşmesi elbette bir rastlantı değil. Bu dev bir sektör ve sürekli büyüyen pazarlar oluşturuyor. Sürekli yenilenen ve daha çok yapay zeka kontrolüne giren algoritmaların geliştirilme sebebi bu.

Facebook’un büyümesinin en önemli sebeplerinden biri ise, uygulamalara tanıdığı erişimin genişliği. Birçok ülkede Facebook demek; İnternet, iş olanağı, haber kaynağı ve sosyal yaşam alanı demek. Zuckerberg, sosyal mecraların atası olan friendfeed’i satın alarak yapısını Facebook’a dahil etti, iletişim kanallarını ve sektörü bir dağ gibi büyüttü. API’larını geliştiricilere açarak pek çok girişimin hayata geçmesine, yeni kaynaklar oluşturulmasına sebep oldu. Elinde sadece 87 Milyon kişinin değil tüm dünyadaki kullanıcıların verisini bulunduruyor. Elbette ne kadar büyük bir güç olduğunu biliyor.

 

Facebook’tan ne istiyorlar?

Siyasiler ise bu gücün farkına yeni yeni varmaya başladı

Siyasiler ise bu gücün farkına yeni yeni varmaya başladı ve ele geçirmenin yollarını arıyor. Kullanıcı verilerinin gizliliğini ise hemen hiç kimse kimse umursamıyor. Kullanıcıların kendileri da buna dahil.

Geçtiğimiz yıllarda verinin ne kadar değerli olduğunu, nasıl kullanıldığını, gelecekte nasıl kullanılabileceğini hep yazdık çizdik. İki yıldır da bireysel güvenlik ve siber güvenlik kavramlarının önemine dikkat çektik. Bu alanda maddi ve manevi kayıpların ucu bucağı yok. Yine yazıp çizenler olarak sosyal mecralarda haber kaynağını kontrol altında tutmak, hesap güvenliği için ayarlamalar yapmak, gizlilik ayarlarını gözden geçirmek gibi pek çok konu başlığını kaleme aldık. Ancak güvenlikle ilgili hiçbir yazımız ve uyarımız platformların sundukları yenilikler, yeni entegre uygulamalar ve daha fazlasını elde etmenin yolları başlıklı yazılarımız kadar okunamadı.

En basitinden “Hangi ünlüye benziyorsun, cinsiyetin farklı olsa nasıl görünürdün, yaşlandığında nasıl görüneceksin” ve çok daha fazlasını denemek için kullandığımız test ve uygulamalar için verdiğimiz izinlerin kimse farkında değil. Umarsızca eğleniyor, bu eğlenceyi çevremizdekilerle paylaşmayı görev sayıyoruz. Teknolojinin içine doğan çevremizdeki çocukların anne karnındaki ultrason görüntülerinden doğum fotoğraflarına, karnelerinden kazandıkları üniversiteye kadar tüm detayları biliyoruz. Üstelik bunun için kullanıcıların bir anket doldurmasına veya ek bir uygulama yüklemesine bile gerek yok. Kullanıcılar bırakın genel veri gizliliğini, belki özel kalması gereken bilgilerinin gizliliği konusunda bile umarsız.

 

Facebook’tan ne istiyorlar? Bu tür durumların yaşanmasında kullanıcıların hiç suçu yok diyebilir miyiz?

Platformların güvenlik ayarlarını kontrol etmek, hangi uygulamaların hangi tür verilere eriştiğini incelemek ve gereksizde kullanmamak kullanıcıların elinde. Ekranına düşen bilginin doğruluğunu kontrol etmek ve olası kişisel manipülasyondan korunmak da öyle. Her halükarda manipüle edilebiliriz, ediliyoruz ama farkındalığımızı artırabiliriz.

Facebook’tan ne istiyorlar?

Facebook gibi ucu bucağı görünmeyen bir potansiyele sahip platformun dizginleri tutulabilir mi?

İnsanların rızası varsa her yol mübah olabilir mi? Facebook hesabını silmenin kişisel verilerinizi ortadan kaldıracağını veya reklam engelleme uygulamalarının hayatı toz pembe bir hale getireceğini düşünüyorsanız yanılırsınız.

Çözüm belki tüm teknoloji devlerinin etik kurallar belirlemesi ve kendi aralarında bir kontrol mercii oluşturulmasıdır. Buna niyetleri var mı tartışılır, öte yandan bunu yapsalar da yapmasalar da ruhumuz duymaz. Merdiven altı diye tabir edilen teknoloji çatısı altındaki çalışma ve geliştirmeleri her daim duyuyoruz, gerçekliğini ise bilemiyoruz.

Teknoloji her alana hakim ve meslekleri, iş yapış biçimlerini, sektörleri dönüştürüyor. Bunu ne kadar inkar ederseniz edin, çevremizde yaşanan bu. Facebook kullanıcı bilgileri açısından bir altın madeni, tıpkı Google gibi. Google ise çok daha fazla veri ve bilgiyi elinde tutmasına rağmen hiç konuşulmuyor. Google’a da bağımlıyız. Üstelik Google sadece kendi temel hizmetlerinden değil, kullandığınız tüm uygulama ve uzantılardan da veri topluyor.

Öte yandan İnternet’in kuruluşundaki niyet elbette bu değildi. Dijital ekonomide en değerli varlık artık veri. Alphabet’in sadece 2017’de elindeki nakit ve benzerleri 15 milyar dolar arttı ve yılsonu itibariyle 100 milyar doları geçti. Facebook ise 2017 yılında 39.9 milyar dolarlık reklam geliriyle yeni bir rekora imza attı. Kişisel verilerin güvenliği, kişiler kadar aracı kurumların da elinde.

 

Facebook, iş modelini hangi yönde evirecek önümüzdeki günlerde göreceğiz.

Platform üzerinde şimdiden API’lar kapanmaya ve “Bilgilerinizi Koruma” başlıklı uyarı ve yönlendirme mesajları ekranımıza düşmeye başladı. Belki bir süre daha Facebook hisseleri değer kaybeder, hesabını silen kullanıcılar geri döner, platform üzerindeki fake hesapların “bir kısmı” silinir. Yaşayıp, göreceğiz. Bilişim ve teknoloji sektöründe çalışan ve biraz sorgulayan herkes için hem bu süreç hem de Facebook’un parmakla gösterilerek yürütülen bu algı yönetimi teatral ve tuhaf.

 

İnternet 3.0 olarak da tanımladığımız blockchain teknolojisinde veri güvenliği bir öncelik.

Bu teknoloji altında alınan patentlerin lideri ise Amerika değil Çin. Verinin güvenliğini sağlamak, bir o kadar da kullanıcılara, kendi verilerinden avantaj ve fırsatlar yaratmaları için imkan sunmak o kadar da zor değil. Çözüm ne hesap silmekte ne de şaşkınlığını dile getirmekte. Kullanıcılar tüm bu olan bitenin farkında olmalı, kişisel olarak önlem almalı, bilgilerini taza tutmalı ve taleplerini de dile getirmeli. Uyum sağlamak, geride kalmamak ve fırsatları değerlendirmek hepimizin elinde.

 

Facebook Hizmet Koşullarını ve Veri Politikalarını günceleyeceğini duyurmuştu. Facebook’un, hizmet koşullarını ve veri politikalarını daha açık ve kolay anlaşılır hale getirmek için hayata geçecek güncellemeleri yazımda bulabilirsiniz.

Facebook Hizmet Koşullarını ve Veri Politikalarını Güncelliyor

 

 

Fayda görmeniz dileğiyle.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir