İyimser Gelecek, NTV Kitaplarından satın aldığım, 153 düşünürün gelecekte dünyanın neden daha iyi bir gezegen olacağını anlattığı harika bir kitap.
Kitabın oluşum kaynağı ise Edge adında harika bir web sitesi.
1997 yılında hayata geçirilen Edge; evrimci biyoloji, geometri, bilgisayar, nörofizyoloji, psikoloji ve fizik gibi bilim dallarında spekülatif fikirler sunuyor. Burası, çalışmalarıyla ve açıklayıcı yazılarıyla hayatımızın derinliklerindeki anlamları görünür kılmak, kim olduğumuzu – ne olduğumuzu yeniden tanımlamak gibi görevler edinen bilim adamlarının yer aldığı bir havuz. İnternetin hızla büyümesi ile birlikte bilgi paylaşımının artışı neticesinde bilim adamlarına “Hangi konuda iyimsersiniz? Neden? Bizi şaşırtın!” denmiş ve alınan cevaplardan bu kitap oluşturulmuş.

Kitabın editörü John Brockman diyor ki;
“Bir faaliyet ve bir zihin durumu olarak bilim temel olarak iyimserdir. Bilim, bazı şeylerin nasıl çalıştığını bulur ve dolayısıyla daha iyi çalışmasını sağlar. Haberlerin çoğu ya iyi haberdir ya da derinleşen bilgi ve eskiye göre daha verimli ve güçlü hale gelmiş araç ve tekniklerle daha iyi hale getirilebilir.”
Kabul etmek gerekir ki genellikle gelecek konusunda kötümser ve endişeliyiz. Oysa bu kitap geleceğe pozitif bir ışık tutarken, bilim dallarına ve gelişimlerine yakından bakmaya da olanak sağlıyor. Aynı zamanda genel kültür açısından minik bir ansiklopedi gibi. Özellikle toplum ve bilimle ilgiliyseniz kitaplığınızda bu kitaba yer açın. İyimser olmaktan kimseye zarar gelmez, üstelik bunları söyleyenler bilim adamları 🙂

Kitapta en çok beğendiğim bölümleri yazmaya kalksam ne siz ekran başında okursunuz ne de tüm bunları yazabilecek kadar sabrım var. Bu sebeple Profesör Diane F. Halpern’in “Teknolojinin Dünyayı Kurtarma Şekli” isimli makalesinden bazı bölümleri aktarıyorum.
…
Geçtiğimiz yıllarda, blog yazarları bazı siyasi kariyerlere (Mark Foley) son verirken bazılarını da (Barack Obama) başlattı. Teknoloji bilgi edinme şeklimizi, vergilerimizi hesaplayıp ödeme biçimimizi, nasıl günlük tuttuğumuzu, ödev yapışımızı, birbirimizle bağlantı halinde kalışımızı, kitap okuyuşumuzu, herhangi bir şeyi nasıl öğrendiğimizi, eş buluşumuzu, iş yapma şeklimizi, hastalıkları nasıl teşhis ettiğimizi ve daha pek çok şeyi değiştirdi. Fareye bir kez tıklayarak Polonya’da rap dinleyip – organ bağışçısı bulabiliyorum. Teknolojinin aynı zamanda birbirimiz hakkında düşünme biçimimizi de derinden değiştireceğine de inanıyorum ki bu değişim, büyük yönde iyi olacak.
Teknolojinin ilişkilerimizi nasıl kişisellikten uzaklaştırdığını, savaşı nasıl etkinleştirip propagandayı da nasıl daha inanılır hale getirdiğine dair bir takım olası Kıyamet Günü senaryoları var. Ancak ben bir öğretmenim ve öğretmenin merkezinde iyimserlik vardır. Profesörlerin huysuzluğunun asabi cilasını dahi kazıdığınızda, bir iyimserlik damarı bulursunuz. İyimserlik, işleri daha iyi gidecek şekilde erteleyebilme inancıyla olası geleceklere bakmanın bir yoludur.
…
Teknolojinin, gezegenimizi paylaşan “diğer insanlara” dair bakışımızı nasıl derinden değiştirdiğini daha yeni fark etmeye başladık. Yabancı olanı tanıdık kılmak için teknolojinin kullanılması, küçülen dünyamızda başkalarına dair düşünme biçimimiz üzerinde olumlu bir etki yapacak. Temel insanlığımız içinde daha birbirine benzer ve bağlı hale geliyoruz. Bu da iyi bir şey.



