Kötü Ruh yıllar sonra bize gençlik – çocukluk günlerimizi hatırlatırcasına geri döndü. İlkini 1981 yılında izlediğimiz film; çimenlerin üzerinde rahat rahat uzanamamamıza, ormanlara temkinli bakmamıza ve yatmadan önce odamızı ışık seline boğarak uykusuz geceler geçirmemize sebep olmuştu.
Hem o günleri yad etmek hem de bakalım yine korkutacak mı merakıyla, dün filmi izlemeye karar verdim. Bol kanlı korku filmleri türünde bir klasik olan Kötü ruh & Evil Dead’in yeniden çevrimi olan filmimizin gelelim konusuna.
Film ormanda bir kovalamacayla açılıyor. Üstü başı kan içerisindeki kız, iki adam tarafından yakalanarak bir odadaki kütüğe bağlanıyor. Odada bulunanlar kıza endişeyle bakıyorlar, şeytan figürleri çizili kitabı okuyan yaşlı kadın sürekli birşeyler mırıldanıyor. Kızın babası olduğunu öğrendiğimiz adam ise ruhunu özgürleştirmek için kızının üzerine benzin dökerek yakıyor. Bundan sonra yeni karakterler ile tanışıyoruz.
Mia, uyuşturucu bağımlısı bir genç kız. Akıl hastalığı olan annesi ile yalnız kalmış ve belli ki bu durumdan fazlaca etkilenmiş. Yıllardır görmediği ve annesi ile onu bir başına bırakan ağabeyi David ve kız kardeşi ile çocukluk arkadaşları Olivia ve Eric’in dahil olduğu bir hafta sonunda bu bağımlılığından kurtulmak istiyor.
Çocukluğunun geçtiği kulübeden geçecek hafta sonu için herkes hazır. Hemşire Olivia daha önce de uyuşturucuyu bırakmayı deneyen ancak başarılı olamayan Mia konusunda endişeli. David ise kardeşini annesi ile bir başına bımanın suçluluğunu yaşıyor. Kulübeye girdikleri andan itibaren Mia evde kötü bir koku olduğunu söylüyor ancak diğerleri bu kokuyu duymuyor.
Köpekleri grandpa’nın yerdeki kilimi çekiştirmeleriyle taze kan süzülen kapak ortaya çıkıyor ve David ile Eric merdivenlerden aşağıya iniyor. Durum vahim, berbat kokunun sebebi öldürülerek tavana asılmış kediler. Eric’in kedi cesetleri ve tozlu işkence aletleri arasından bulduğu kitabı alarak yukarı çıkıyor ve daha sonra burayı temizlemeye karar veriyorlar.
Mia bu arada ilk krizini geçiriyor ve yağan yağmur altında bir ileri bir geri yürümeye başlıyor. Eric ise bulduğu “Ölüm Kitabı”nın sayfalarını merakla çevirirken ‘Bu kitabı yanlız bırakın yoksa hepiniz ölürsünüz’ yazmasına rağmen, söylememesi gereken kelimeleri sıralayıveriyor. Kötü Ruh’a davet niteliği taşıyan bu cümlelerle şeytan ortaya çıkıyor. Ruhu ele geçen ilk kişi Mia, ancak uyuşturucu sebebiyle başına gelen iğrençlikler halüsinasyon mu, yoksa kötü ruhlu iblislerin gerçekten ruhunu ele geçrimeye mi çalıştıklarını bilmiyor. Çevresindekiler ise yeni bir kriz deyip ilaç müdahalesine başlıyor.
İnsan derisinden yapılma ölüm kitabında yazılan senaryo işlemeye başlıyor ve kan gövdeyi götürüyor. Her tür uzuv, kopup atılmaya başlıyor. İnsanlar şırınga, çivi silahı, maket bıçağı, elekrikli testere ve elektrikli bıçaklarla parçalara ayrılıyor…
Uruguaylı yönetmen Fede Alvarez, ilk uzun metraj filmi olan Kötü Ruh’u sağlam karakterlere oturtup bizi sıkmadan ve bilgisayar efektlerine boğmadan izletiyor. Yıllar once izlediğimiz parti yapan gençler ve komik unsurların filmden çıkartılmış olması sevindirici. Konuyu birebir almadan yenilikler ve gerçeklik unsuru kattığı için bir klasik sever olarak mutluyum.
Kan, vahşet ve iğrençlik öğeleri ise arada ölseler de gitsek dedirtmesine rağmen etkili. Temponun ve gerilim dozunun hiç düşmediği film özellikle gorefest sevenleri memnun edecek nitelikte.
Filmin baş rollerinde Jane Levy, Elizabeth Blackmore, Shiloh Fernandez, Jessica Lucas ve Lou Taylor Pucci yer alıyor. Yapımcılar ise The Evil Dead’in yaratıcısı ve yönetmeni Sam Raimi, Robert Tapert ve filmin starlarından Bruce Campbell ☺
Film bitince salondan hemen ayrılmayın, jenerikten sonrasını bekleyin diyerek korkmak isteyenlere Kötü Ruh’u tavsiye ediyorum.
İlk versiyon o kadar korkunç muydu gerçekten diyenler için aşağıda bir sürpriz var 😉













