1960’ların başlarında, soğuk savaşın zirvesinin yaşandığı günlerde geçen “Kod Adı U.N.C.L.E./The Man from U.N.C.L.E.” 28 Ağustos’ta vizyona giriyor.
Warner Bros Türkiye Basın gösterimi ile izlediğim film, uzun zamandır sesi soluğu çıkmayan Guy Ritchie’nin yönetiminde efsane olmaya aday bir yapım.
1964-68 yılları arasında sevilen televizyon dizisi “Kod Adı U.N.C.L.E./The Man from U.N.C.L.E.”dan uyarlanan bu sinema filmi o dönemi kusursuz yansıtıyor ve Guy Ritchie’nin dehası ile tam bir seyir şöleni sunuyor.

Kod Adı U.N.C.L.E. Filmi Konusu
1960’lı yıllarda Soğuk Savaş dönemindeyiz.
Bir zamanlar sıkı düşman olan CIA ajanı Solo (Henry Cavill) ve KGB için çalışan Kuryakin (Armie Hammer), uluslararası bir suç örgütünü çökertmek için birlikte çalışmaya adeta zorlanır.
Söz konusu görev, elinde benzersiz nükleer silahlar bulunduran bir suç örgütünün etkisiz hale getirilmesi için yapılacak bir dizi gizli göreve yöneliktir.

Örgütün ortaya çıkarılması konusunda ikilinin elindeki tek ipucu ise, birdenbire ortadan kaybolan Udo (Christian Berkel) adlı Alman bilim adamının kızı Gaby (Alicia Vikander) dir.
Solo ve Kuryakin, üstlerinden gelen emir doğrultusunda Gaby’i de yanlarına alarak bir plan yaparlar. Zamana karşı girişilen bu operasyon için üçlünün yeni kimlikleri oluşturulur. Rekabet ve güç savaşının yaşanacağı bu yeni görev, sürprizlerle doludur.

Guy Ritchie’nin yönettiği ve senaryosunu Lionel Wigram ile birlikte yazdığı “Kod adı U.N.C.L.E.” iki zıt karakterin rekabeti ile renklenen, 60’lı yılların Avrupa’sı ve dönemin muhteşem müzikleri eşliğinde şekillenen, eğlenceli ve son derece keyif veren bir film olmuş.

Kendine has üslubu ile belleklerimize yer eden Guy Ritchie’yi özlemiştik. Hareketli kamera açıları ve muhteşem müziklerin eşliğinde düşmeyen bir tempo ile izlediğimiz film, kusursuz bir retro havası yaşatıyor ve her sahnesinde sürüklüyor. Bir ajan olarak James Bond’un gittikçe sertleştiği günümüzde, filmin Bond serisinin Roger Moore’lu yıllarını hatırlatan bir tat bıraktığını söylemek lazım. O dönemin tüm çizgilerini “Kod Adı U.N.C.L.E./The Man from U.N.C.L.E.” da kanlı canlı izlemek keyif verdi.

Kod Adı U.N.C.L.E. Filmi Oyuncu Kadrosu
Filmin oyuncu kadrosu anlatımı sürükleyecek kadar başarılı bir uyum içinde. Üstelik çok yakışıklılar ve fazla güzeller.

Süper kahraman rolleri “malum” oyuncular için büyük bir handikap.
İşkence gördüğü zaman bile soğukkanlılığını koruyabilen CIA ajanı Napoleon Solo rolü ile Henry Cavill hem çok havalı ve yakışıklı, hem de bu rolü ile Süperman’ı hatırlatmayacak kadar başarılı bir kompozisyon çiziyor.

Fazla yakışıklı olmak da bir handikap.
Sorunlu bir geçmişi olan, içe kapalı ve öfke problemi bulunan KGB ajanı Kuryakin rolünde Armie Hammer’ı izliyoruz. Ben kendisini görünce hep beyaz atlı prens performanslarını hatırlıyorum. Çok heybetli (1.96 boyu var) ve kusursuz bir herkül. Ne kadar başarılı bir oyuncu olursa olsun ister istemez bir süre sonra ne kadar yakışıklı olduğunu düşünüp, oynadığı karakterden uzaklaşıyorsunuz. Kuryakin rolüne ise çok yakışmış ve can vermiş.

Gaby rolüyle izlediğimiz Alicia Vikander ise sima olarak o dönemin kadın oyuncularını hatırlatıyor. Ben havasını Ali MacGraw’a benzettim. Vikander’i en son Ex Machina’da Eva rolü ile izlemiştik ve Gaby rolünde de göz kamaştırıyor.

Bu oyuncu kadrosuna ek olarak Jared Harris ve Hugh Grant’i rolleri küçük bile olsa izlemek keyifliydi. Hugh Grant’i görmek insana bir şekilde iyi geliyor ve gülümsetiyor. Yıllar geçtikçe oyunculuğu daha bir katmerlendi.

Victoria rolüyle izlediğimiz Elizabeth Debicki’nin oyunculuğu kadar kıyafetleri de çok konuşululacağa benzer… Dönemin kıyafetlerinde Lincoln ile Oscar adayı olan köstüm tasarımcısı Joanna Johnston’ın imzası var.
Kod adı U.N.C.L.E, keyifli ve eğlenceli bir casus filmi. Üstelik Guy Ritchie’nin dokunuşuyla sanatsal, akıcı, sürükleyici ve unutulmaz bir seri halinde sunuluyor.
Film bitiminde bir sonraki macera için İstanbul görüntüleri ekrana yansıyor. O dönemi daha iyi yansıtabilecek ve değer katacak ender şehirlerden biri İstanbul. Almanya ve İtalya sokaklarında başlayan retro yolculuğun yaşadığımız şehirde süreceğini bilmek ayrı keyif. Filmde dönemi yansıtması açısından tek bir detayın atlanmamış oluşu ve kusursuz yansıtılması yapımı daha bir değerli kılıyor. O döneme dair renkler, tabelalar, grafikler, fontlar, kıyafetler, dekorlar, araçlar ve şehir kimlikleri benim için baş döndürücü oldu. İstanbul’la ilgili kısımda ise ben ufak bir hata yakaladım, bakalım siz de izledikten sonra o minik detayın farkına varabilecek misiniz?

Son olarak filmin efsane müziklerine de değinmek lazım.
Guy Ritchie izlediklerimizi, eşliği müziklerle sürüklemek ve unutulmaz kılmak konusunda bir deha.
Kod Adı U.N.C.L.E. Filmi (IMDB)
Kod Adı U.N.C.L.E. Filmi Fragmanı
Bu filmi sevenlere Counterspy isimli oyunu öneririm. Retro konusunda tıpkı film gibi, tam bir tatmin yaşatıyor.
Şimdiden hepinize keyifli seyirler 🙂



