Nestlé Türkiye Beslenme ve Sağlık Müdürü Uzman Diyetisyen Ece Nevra DURUKAN, Uzman Diyetisyen İpek Ağaca ile Biyolog-Kozmetolog Pervin Bulgak’ın katılımlarıyla, NESCAFÉ’nin ev sahipliğinde düzenlenen “İçten Dışa Kahve” etkinliği için 16 Kasım Cumartesi günü Point Hotel Barbaros’ta bir araya geldik. Konumuz kahveydi…
Kahveye aşkla bağlı olduğumu bilirsiniz. İlk öğünüm kahvaltımın eşliği bol sütlü kahve ile başlar, bir süre sonra yudumladığım Türk kahvesiyle keyifli bir şölene dönüşür. Benim için etkileşim dolu ve keyifli geçen etkinlikte, kahve sevenlerin merak ettiği konularda hem bilgi sahibi olduk hem de kendi deneyimlerimizi ve fikirlerimizi aktardık.

Antioskidanlar, kahvenin içeriği, tarihçesi, günlük kahve tüketimi, kahvenin kullanım alanları, kış aylarında sağlığımızı korumak için yapabileceklerimiz ve kahve hakkında yanlış bilinenlere dek uzanan sohbetimizde, uzmanlar kahveyi masaya yatırdı ve sorularımızı da sabırla yanıtladı 🙂

Öğrendiklerimi sizlerle paylaşmadan önce, granül kahveye adını veren NESCAFÉ®’nin bu yıl 75. Yaşını kutladığını belirtmek isterim. Günümüzde 150’den fazla ülkede, geleneksel tatlara ve tercihlere uygun olarak üretilen Nescafe, 1 Nisan 1938’de Nestlé ve Cafe kelimelerinin birleşmesinden doğmuş.
Gelelim öğrendiklerime, aşağıda sizi bir depo bilgi bekliyor ☺ Lütfen yazımı bir fincan Nescafe eşliğinde okuyunuz…

Nestlé Türkiye Beslenme ve Sağlık Müdürü Uzman Diyetisyen Ece Nevra DURUKAN “Kahveyi Keşfedin” sunumuyla bizleri kahve ve tarihçesi ile yakından tanıştırdı.
İşte notlarım;
Kahve;
- Bu sihirli meyve 11 yüzyıldır hayatımızda.
- Kahve sadece tropik kuşakta yetişiyor.
- Kavanozlarda tükettiğimiz lezzetli NESCAFE ürünlerinin içerisinde sadece su ve kahve var.
- Kahve aynı zamanda doğal bir antioksidan kaynağı.
- Orta düzey kahve tüketimi sağlık için faydalı.
- Sağlıklı bir insanın tüketmesi gereken kafein miktarı kilo başına 4-5 miligram yani 60 kilo gelen bir insanın 300 miligram kafeini aşmaması gerekiyor bu da ortalama 3 fincan kahveye denk geliyor.
Konu ile ilgili yakın zamanda yazdığım Kahve ve Sağlığımız yazısına göz atmanızı öneririm ☺
Aşağıda kahvenin tarihçesini anlatan harika bir video var, mutlaka izleyin .
Malum kış kapıda, Uzman Diyetisyen İpek Ağaca ise bizlere, “Kışa Girerken İçten Dışa Kahve Etkisi” konusunda bilgiler verdi. Kendisinin www.kisiyeozeldiyet.com isimli bir web sitesi bulunuyor. Gelelim notlarıma;

Kışa Girerken;
- Fiziksel aktivitemiz
- İştahımız
- Evde daha fazla vakit geçiriyoruz; dizi, film vb. izlerken atıştırma isteğimiz
- Karbonhidrattan zengin besinlere(makarna, çorba, patates, vs.) eğilimimiz
- Mevsim geçişlerinde hastalıklara yakalanma riski miz
- Hava kirliliği (Vücutta biriken toksik etki ) artarken
Su içme isteğimiz azalıyor ve kalın ve koyu renkli kıyafetler içerisinde olduğumuz için dış görünüşümüze önem vermiyoruz.

Kışa girerken Antioksidanlar ile sağlığımızı koruyabiliriz. Nasıl mı! Önce antioksidan dünyasına yakınlaşalım ☺
- Toksin, vücudumuza zararlı etkileri olan (hastalık, alerji gibi) vücudumuzun ürettiği veya dışardan alınan zararlı kimyasallardır.
- Serbest Radikal , TOKSİN’lerin kana geçtikten sonra dönüştükleri halidir.
- Serbest radikaller , sağlam moleküllerin yapısını bozarlar. Bu sırada hücrelerde oksitlenmeyi sağlayan OKSİDAN moleküller açığa çıkarlar.
- Oksidanlar; kanser, bağışıklık sisteminin baskılanması, kalp damar hastalıkları, eklem hastalıkları, metabolizma hızının yavaşlaması ve yaşlanma gibi etkileri ortaya çıkartırlar.
- Bu zararlı maddelere karşı bağışıklık sistemi bazı mekanizmaları devreye sokar. Bu aşamada görev alan maddeler Antioksidan’lardır.

Toksinler vücudumuza en çok aşağıdaki sebepler yüzünden giriyor…
- Sigara içerken,
- Fazla alkol tüketimi,
- Mangalda, kömür ateşinde pişen yiyecekler ile,
- Kirli hava koşulları ve egzoz dumanı,
- Yanlış ilaç kullanımı,
- Çeşitli iş ortamlarının koşulları (Narkoza maruz kalan sağlık personeli, Kömür ocaklarında çalışanlar, boya ve çeşitli kimyasal maddelerle çalışılan kişiler),
- Bazı besinler veya kirli sulardan alınan kurşun, civa gibi ağır metaller,
- Hatta bazen İstanbul gibi hava kirliliğinin olduğu şehirlerde sadece nefes almak bile yeterli oluyor.
Vücutta biriken toksinler aşağıdaki belirtileri gösteriyor;
Yorgunluk, halsizlik, kendini iyi hissetmeme, aşırı uyku hali veya uykusuzluk, kas ve eklemlerde ağrı, sinir hali gibi ruhsal veya fiziksel sağlık sorunu olarak kendisini hissettirir.

Renkler ve Antioksidan içerikleri ise önemli bir konu…
- Domatese KIRMIZI rengini veren likopen, bir çok kanser türüne karşı koruyucu güçlü bir antioksidandır. (Domates salçası, kurutulmuş domates, ketçap vb.)
- Nar, mürdüm eriği, çilek, böğürtlen gibi MOR-KIRMIZI meyveler çok güçlü antioksidan özelliği taşıyan flavanoidlerden zengindir.
- Antioksidan kaynağı maydanoz, roka, nane, tere, kivi gibi YEŞİL renkli sebze ve meyveler de C vitamininden zengindir.
- SARI-TURUNCU renkteki kayısı, hurma, havuç gibi meyve ve sebzeler Beta-karoten yani A vitaminin öncü maddeleri içermektedir; kuvvetli antioksidanlardır.
- Elma, armut, karnabahar, kereviz, turp, pırasa, soğan ve sarımsak gibi BEYAZ renkteki sebze meyveler antioksidan özellikteki ögeler sayesinde detoks diyetlerinin vazgeçilmezleridir.
- SİYAH erik, siyah üzüm antosiyaninlerden zengin birer güçlü antioksidandır.
- KAHVERENGİ’ye adını veren Kahve, içeriğindeki Polifenoller sayesinde kuvvetli antioksidan etkiye sahiptir. Polifenol içeriği bakımından kahve’yi kakao izler.

Kahve doğal bir antioksidan demiştik;
- Kahvenin içerisinde pek çok besin öğesi bulunur.
- Kahve, doğal olarak antioksidanlardan oldukça zengindir. Bu antioksidanlar temelde polifenollerdir.
- Kahve, kakao ve yeşil çay çeşit ve miktar bakımından diyetteki en önemli polifenol kaynaklarıdır .
Formunuzu korumak için metabolizmanızı hızlandıran kahve dünyasına yakınlaşın ☺
- Kahve, Fiziksel performansı arttırır.
- Kahve(kafein) daha iyi hissettirir.
- Kahvenin depresyona karşı koruyucu etkisi çalışmalarda kanıtlanmıştır.
- Konsantrasyon ve uyanıklığı arttırır, zihinsel yorgunluğu giderir; CANLANDIRIR!

Kahve Hakkında Bilinmesi Gerekenler;
- Portakal kabuğu görünümündeki Selülitler; Kadınların %90’ının sorunu !!!
- Dokular arasında biriken suyun, hareketsizliğin de etkisiyle zaman içinde DOLAŞIM SİSTEMİ BOZUKLUĞU haline gelmesi …
- SELÜLİTi Etkileyen Faktörler : Genetik etmenler, hormonlar, ödem, yağ hücresinin genişlemesi, bağ dokudaki değişim, dolaşım sistemindeki bozukluk ve yaş…
- Selülitin tedavisi tam olarak mümkün değildir; ama azaltılabilir. BOL SU!!
- Kafeinin yani kahvenin, yağ yakıcı etkisi bulunmaktadır.
- Kahve, selülit sorununu tetikleyici etki göstermez.
- Aksine yağı ayrıştıran enzimleri harekete geçirir;
- lenf akışına ve dolaşım sistemine olumlu etki gösterir.
- Kahve, kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olur (Yapılan çalışmalar..).
- Güçlü antioksidan içeriği, kan şekerini dengelemesi ve sağlık üzerindeki diğer faydalarından dolayı kahve harika bir ARA ÖĞÜN alternatifidir.
- Ara öğünlerinizde kahvenize süt ekleyerek; protein kalitesi yüksek, tok tutan ve Ca’ dan zengin bir kahve şeklinde de içebilirsiniz.
- 1 kupa (150ml) kahve (kafeinli kahve) ortalama 80-110mg kafein içerir.
- 200-300mg kafein, metabolik hızda %2-12’lik artış yaratır.
- Enerji harcamasını arttırarak, yağ depolarını boşaltmaya yardımcı olur.
- Günde 2-3 kupa kahve kilo kaybında etkilidir.
- Kahve doğal olarak antioksidan içerir.
- Yeşil kahve çekirdekleri, kavrulmuş kahve çekirdeklerine oranla daha fazla antioksidan içerir.
- Daha fazla antioksidan ve daha fazla arınma için ‘Green Blend’ kahveleri tercih edebiliriz.
- Kahve, karaciğer kanseri riskini azaltır!
- Parkinson ve Alzheimer’a karşı korur!
- Böbrek taşı oluşma riskini azaltır!
- Tip 2 diyabet’ e karşı koruyucu etkisi bulunur!

Biyolog-Kozmetolog Pervin Bulgak’ın sohbetimize farklı bir yön verdi ve kahvenin dıştan içe doğru etkisine örnekler verdi ☺Web sitesinde harika bitkisel tarifler var 🙂 Mutlaka göz atın…
Kahveyi sadece içecek olarak değil; maske, peeling ve canlandırıcı bakımlarda da kullanabileceğinizi biliyor muydunuz?
Kahve aynı zamanda sağlık ve cilt güzelliği kaynağı. Aşağıda kahve ile ilgili gizli formüller var ☺




NESCAFE ile daha da yakınlaşmak için okumaya devam edin ☺

Hazır kahvenin yaratıcısı NESCAFÉ®’nin Tarihçesi
1929’da Nestlé’nin Yönetim Kurulu Başkanı Louis Dapples eski işvereni Banque Française et Italienne pour l’Amérique du Sud (Güney Amerika için Fransız ve italyan Bankası) tarafından ilginç bir işle görevlendirildi. Wall Street’in çöküşü ve kahve fiyatlarının dibe vurmasının sonucunda bankanın Brezilya’daki depolarında yüklü miktarda satılmamış kahve bulunuyordu. Bu stokların “çözünebilir kahve küpleri” haline getirilip tüketicilere satılıp satılamayacağı konusunda Nestlé’ye danışıldı. Böylelikle NESCAFÉ®’nin serüveni başlamış oldu. Kimyager Dr. Max Morgenthaler liderliğindeki Nestlé Ar-GE ekibi kahvenin doğallığını koruyarak sadece su eklenmesiyle kaliteli bir fincan kahve yapabilmenin yollarını aradı. Üç yıllık bir araştırma sonucunda süt ve şeker ile karıştırılan kahve, “café au lait”, aromasını daha uzun süre koruyabilmesi için toz haline dönüştürüldü. Ancak bu toz kolayca çözünmüyordu ve süt ile şekerin dahil olması da üretim yönünden zorluklar oluşturuyordu. Nestlé’nin İsviçre’nin Orbe şehrinde yer alan laboratuvarlarında tam 7 yıl süren uzun araştırmalar sonunda cevabı buldular.
Ve NESCAFÉ® doğdu…
Dr. Morgenthaler kahvenin tadının ve aromasının tatlandırılmamış olanına göre tatlandırılmış sütlü kahvede daha iyi korunduğunu gördü. Buna ek olarak yüksek sıcaklık ve basınca maruz kalan kahvenin daha uzun süre dayandığını belirledi. Bunun üzerine Dr. Morgenthaler kahve aromasının korunmasının sırrının yeterli karbonhidrata sahip çözünebilir bir kahve oluşturmakta gizli olduğu sonucuna vardı. Bu yepyeni bir fikirdi ve daha önceki düşünce sistemlerinin tam tersi yöndeydi. Bir yıl sonra bu özel tekniği kullanarak bunu başarabilen bir toz geliştirdi ve bu tozu içilebilir, çözünebilir kahve örnekleri olarak Nestlé Yönetim Kurulu ve teknik direktörlerine sundu. İki yıl sonra, 1 Nisan 1938’de bu yeni ürüne Nestlé ve Cafe kelimelerinin birleşmesinden oluşan NESCAFÉ® ismi verildi ve ilk olarak İsviçre’de piyasaya sunuldu. Bu yeni marka iki ay sonra Birleşik Krallıkta, 1939’da ise Birleşik Devletlerde piyasaya sürüldü. NESCAFÉ® Nisan 1940’da dünya çapında 30 ülkeye yayılmıştı. Nestlé’nin İsviçre’nin Orbe şehrinde bulunan fabrikasında NESCAFÉ® ‘yi üretebilmek için geniş ölçekli bir kahve özütleme ve kahve çekirdeklerini “spreyle kurutma” üretim hattı oluşturdu.
Savaş zamanı NESCAFÉ®
NESCAFÉ® ‘nin dünya çapındaki üretiminin dörtte üçünden fazlası İkinci Dünya Savaşı süresince İsviçre, İngiltere ve ABD’de tüketildi. Taze kahveden daha uzun olan raf ömrü popülerliğinin artmasına yardımcı oldu ve satış hacmi ikiye katlandı. NESCAFÉ® ‘nin üretiminin büyük bir kısmı ABD’li askerlere erzak olarak sunuldu. Talebe yetişebilmek adına 1943 yılında ABD’de iki fabrika kuruldu.
Yıl 2013… NESCAFÉ® dünyadaki 75. Yılını kutluyor
NESCAFÉ®’nin bugün 150’i aşkın ülkede farklı tatlara ve tercihlere uygun hazır kahve çeşitleri saniyede 5.500 bardaktan fazla tüketiliyor. NESCAFÉ® kahve içeceği kategorisine liderlik etmeyi sürdürdükçe gelecekte de büyüyeceğinin sinyallerini veriyor.
NESCAFÉ® Uzmanlık/ Üretim / Doğallık
Kahve çekirdeği yaşamına kahve ağacındaki bir çiçek olarak başlar. NESCAFÉ®’ye mükemmel tadını veren dünyanın en kaliteli çekirdekleridir. Bu çekirdekler, tropikal iklimde ve en verimli topraklarda özel olarak yetiştirilir. Kahve bitkisi görünüm olarak defne ağacına benzer ve 6 yaşına geldiğinde ilk meyvelerini verir.
Olgunlaştıkça kızaran meyveler toplanarak kalitesi, rengi ve büyüklüğüne göre sınıflandırılıp güneşte kurumaya bırakılır. Her meyvenin içinde iki adet çekirdek yer alır.
Kabuklarından ayrılan kahve çekirdekleri işlenmeye hazır hale gelir. Kahve çekirdekleri kavrulduktan sonra öğütülür ve taze öğütülmüş kahve dev boyutlardaki süzgeçli ibriklere konur. Sıcak suyla pişirilir, kahvenin özü suya geçer, içindeki su buharlaştırılarak saf kahve özü elde edilir.
Bu kahve özü iki yolla kurutulur. Spreyleme (NESCAFÉ® Classic)ve dondurularak (NESCAFÉ® Gold) kurutma teknikleriyle kurutularak çözünebilir hazır kahve elde edilir. Bu işlemle suda yüzde 100 çözünebilen kahveniz hazırdır.
Kahve çekirdekten bardağa uzanan yolculuğunda, su dışında başka hiçbir maddeye temas etmeden işlemden geçirilir. Bu şekilde tamamen doğal, antioksidan aktivitesi zengin hazır kahve elde edilir.
NESCAFÉ®’nin mükemmel tadına ve aromasına her fincanda her zaman ulaşabilmeyi, ilk defa 75 yıl önce Nestlé tarafından geliştirilen bu teknolojiye borçluyuz. Nestlé’nin yaptığı AR-GE yatırımlarıyla yenilediği bu teknoloji sayesinde kahve çekirdeklerinin kavrulurken ve öğütülürken havaya yayılan kokusu (aroması) bir kahve kavanozunun içine sığdırılabilmekte ve kavanoz her açıldığında aynı koku duyulabilmektedir.
Etkinlik daveti için Nestlé Türkiye ‘ye ve Zarakol İletişim Hizmetleri‘ne teşekkürler 🙂
Bu kadar kahveden bahsetmişken, etkinlikte karşılaştığım arkadaşım Onur Yüksel‘in harika çalışmasını eklemeden olmaz. Kendisi kahveye eşlik müzikler için nefis bir çalışma yapıyor ve “Kahve hazırsa fon müziği de hazır” diyerek paylaşıyor 🙂 Mutlaka takibe alın 😉 http://www.coffeeplaylist.com/
Etkinlik daveti ile ilgili daha da fazla okumak için arkadaşlarım Hilal ve Sevil‘in bloglarını da mutlaka ziyaret edin…




