Beş yıldır gitmediğim Ölüdeniz beni özlemiştir diyerek düştüm yollara. Bir süredir, “denizi çok pis – kalabalık” dedikodularına kendim şahit olmak istedim ki gerçekten ölmüş bir deniz Ölüdeniz.
Deniz dalgalarına kapalı olduğu için çarşaf gibi dümdüz bir denize sahip olan ve bu nedenle de Ölüdeniz adıyla anılan yurdumun cennet köşesi beş yıl içerisinde nasıl bu hale geldi düşündürücü.
Eşsiz mavilikteki denizi ile meşhur Belceğiz Plajı içine girmesi ve çıkması güç olan köpüklü, pislik dolu donuk bir maviye dönüşmüş… Çok yazık!
Plajda adım atacak yer yok, her yer Ülker ve Coca Cola şemsiyeleri ile kaplı. 12 TL’ye şezlong ve şemsiye kiralayabiliyorsunuz, artık ne kadar güneşten korursa. Cesaretiniz varsa koşarak arka taraftaki ağaç altlarında serinlemeniz de mümkün. Temmuz ayında 50 derece sıcağı gördüm, çekilmezdi. Bu açıdan en yakın dost klima ve otelin havuzu. Bu kadar kötülememe rağmen hala gitmek istiyorsanız, aşağıdaki hatırlatma notları sizin için.
Ölüdeniz için yola çıkmadan önce;
- Aracınız ile gitmeyi düşünüyorsanız gece doğru bir tercih olmayabilir. Yolları genelde kazı çalışmaları sebebiyle tek şeride indirmişler. Virajlı yollarda işiniz zor.
- Otobüsle gidecekseniz, yollar dantel gibi ve Anadolu yakasından 13 Saat sürüyor. Mola yerlerinde masaj koltuklarını kullanmayı unutmayın. Otogardan Ölüdeniz’e dolmuşlarla yolculuk yaklaşık 20 Dakika ila yarım saat. Taksi ile yola devam edecekseniz 50 TL’yi gözden çıkarın.
- En iyisi uçak diyenlerden iseniz havaalanından Havaş aracı veya taksi ile yaklaşık bir saatte Ölüdeniz’e varıyorsunuz. Taksi ile 80 TL (pazarlık şart)
Kadınlar için not; Gitmeden önce eczaneden gyno-lomexin alın, denizden mikrop kapma olasılığınız yüksek.
Ölüdeniz’e vardıysanız gerisi kolay.
Burada resmi dil İngilizce, o kadar çok İngiliz turist var ki yadırgamak mümkün değil.
Yemek konusunda sıkıntı yaşama ihtimaliniz özellikle Hisarönü bölgesi için oldukça fazla. Her ülke mutfağının yemeğini bulabilirsiniz ancak gündüz mekanları gözden geçirdiğinizde çok pis olduklarını göreceksiniz.
Yemek konusu açılmışken yedi yıl önce keşfettiğim Kumsal Pide hala aynı kalitede ve cebi yakmayan fiyatlarla yerinde duruyor. Belceğiz Plajı bitimine yakın hemen arka tarafta – yeşillikler içerisinde. Özellikle ıspanaklı pidesini (9 TL battal boy) ve ayranı tavsiye ederim. Fırın mantar ve midye dolma diğer favorim.

Ölüdeniz sahilindeki bar ve restoranların tamamına yakını nezih ve başarılı. Fiyatlar biraz cep yakıyor. Buzz Beach Bar’da Mojito ve Margarita sıcakta iyi gidiyor. Sahilde bira ve cips keyfi yapacaksanız plajın girişinde insaflı marketler mevcut.
Romantik bir yemek düşlüyorsanız, Belceğiz Plajı bitiminde merdivenlerle tırmanacağınız gizli bir cennet var. Özellikle gün batımını izlemek için o merdivenleri göze almalısınız. Yemek yiyecekseniz rezervasyon ve şık bir kıyafet şart. Ederi ise oldukça yüksek ama kesinlikle değer.
Gelelim burada yapabileceklerinize;
En favori yapılacaklardan biri Yamaç Paraşütü. Günün her saati tepenizde süzülerek uçan insanlar görmeniz mümkün. Annem, terlikle dövmekle kalmayıp evlatlıktan reddedeceğini söylediği için ben yapamadım. Ücreti pazarlığınıza bağlı olarak 100 TL ila 150$ arasında değişiyor. Toplam 40 Dakika gözetmen eşliğinde uçuyorsunuz, aşağıdakilere hava atarak döne döne uçarsanız bu süre 20 Dakikaya iniyor.

Otellerin havuzları zaten fena sayılmaz ama denize girecekseniz plaj bitik olduğu için tekne turundan başka seçeneğiniz yok gibi.
Ölüdeniz tekne turu 15-25 TL arasında değişiyor. Otelinizden servis aracı ile alınıp saat 6 Civarı yine otelinize bırakılıyorsunuz. İçecekler tura dahil değil ama ücreti uygun. Haftasonu tura katılacaksanız önceden biletinizi almanızda fayda var. Mümkünse kaydıraklı tekneleri tercih edin, oldukça eğlenceli. Tura dahil olan Kelebekler vadisi için, “Kelebekler vadisinde kelebek mi kaldı?” diyenlere inat mutlaka bu bölgeyi gezin. Yol bitiminde minik bir şelale var, serinledikten sonra kol gücünüze güveniyor iseniz halat yardımıyla daha da yukarı tırmanmanızı özellikle tavsiye ederim. Bambaşka bir dünya ile karşılaşacaksanız.
On iki adalar turu daha fazla deniz yolculuğu daha az denize girmek demek ama bu bölgeye giden tekneler daha kaliteli ve yiyecek açısından daha iyi. Pazarlığa bağlı olarak 30-40 TL arasında bir ücreti var. Fethiye`den saat 10:30 da kalkan tekneler, Şövalye adası, Kızıl ada, Deliktaş adası, Yassıcalar, Tersane Adası, Kleopatra Hamamı, Bedri Rahmi Koyu ve Göbün koyu`na uğradıktan sonra,sat 18:00’de tekrar Fethiye`ye dönüyor.
Sıcaktan bunaldıysanız orman içerisinde at bineceğiniz yarım günlük turlar bile var. Kaya köy civarını da gezmeyi unutmayın. Fiyatı 50 TL. den başlıyor.
Eğlenmek istiyorsanız Aqua Park merkeze çok yakın. Bütün minibüsler önünden geçiyor.
Burada tüm gün ATV, jeep safari gibi maceralı turlara katılmanız mümkün.
Trekking yürüyüşleri, Fethiye`nin zengin bitki örtüsünü yakından tanımak isteyenler için güzel bir fırsat ancak oldukça yorucu. Likya Yolu denilen ve antik dönemlerdeki Likya kentlerini birbirine bağlıyan patikalar zincirini oluşturan parkurlar meraklılarını tur firmaları bekliyor.
Yetmedi diyorsanız belirli günler Kapadokya da dahil her yere organizasyon yapılıyor.
Yani burada yapabileceğiniz onlarca etkinlik var ama yiyecek ve temiz deniz özlemi çekeceğiniz kesin.
Gece hayatı vasat ama kendinize uygun bulacağınız yerler çıkabilir.
Önceden bolca bulunan takım formaları ne yazık ki tükenmiş. Marks Spencır gibi komik isimli hediyelik eşya satan yerler bolca mevcut. Sıkı pazarlık yaparsanız bir sürü ürün var.
Gelelim kalacak yerlere;
Pansiyondan hallice otellerin hepsinde havuz var. Fiyatları 25 TL’den 75 TL’ye kadar çıkıyor – belli bir standartta oldukları için sıkıntı yaşanmıyor. Hemen hepsinde klima, televizyon ve oda ücretine dahil kahvaltı mevcut.
Biraz fazla ödeyerek denize yakın Otel Meri http://www.hotelmeri.com/ veya fiyatı dahay uygun olan Seyir Otel http://www.hotelseyirbeach.com/ ve Hisarönü bölgesinde Otel Ünlü tercih edilebilir.
Son not olarak yerli halk çok konuşkan bazen bu sıcakkanlılığın ötesine bile geçebiliyor. Taksi şoförlerinin çoğu taksimetre olmasına rağmen dolandırıcılığa meyilli. En güzeli bir tanesini gözünüze kestirip telefonunu almak ve pazarlık yapmak. Sanırım bundan sonrası için Ölüdeniz’e sadece Kumsal Pide’nin enfes lezzetlerini tekrar tatmak ve akraba gibi olduğum personelini görmek için gidebilirim. Denizi bu hale getirenlerden ben hesap soramıyorum ama birileri mutlaka sormalı. Çok yazık!



