
Yaşam Şifresi olarak güzel dilimizde çevrilen bilim kurgu türündeki bu film; dram, romantik, aksiyon ve gerilim türünde de izlenebilir. Tek bir kategoride ele alınacak olursa zayıf kalacağı için mümkün olduğu kadar türde etiketlemekte fayda var 🙂
Gelelim filme; Bu yıl izleme listeme koyduğum Source Code, zaman zaman düşen temposuna rağmen iyi kurgulanmış – oynanmış ve yönetilmiş bir film ancak öykünün temelde dayandığı teori öyle bir karmaşık anlatılmaya çalışılıyor ki şaşarsınız. Gelelim detaylara; Chicago’ya giden banliyö trende başka bir adamın kimliğinde uyanan Colter STEVENS’ın görevi 8 Dakika içerisinde havaya uçacak trendeki suçluyu bulmaktır. Tren havaya uçtuğunda kendini bir kapsülün içinde bulan STEVENS, toplum tarafından henüz bilinmeyen ve işe yaradığını ispatlaması beklenen yeni bir projenin parçası olduğunu “geç de olsa” anlıyor. Proje, 8 dakika boyunca başka birinin bilincine geçmeyi sağlayan bir simülasyon. Bilim adamları STEVENS’ii bombacıyı bulana kadar sürekli trene geri yollayıp, bu amaç uğrunda yeni yollar denemesini istiyor. Bu süreç boyunca sıkılmayalım diye film bazen romantik, dram, komedi; zaman zaman gerilim, macera arada azıcık bilim kurgu türüne kaynak yapıyor. Bana zaman zaman Vantage Point’i (ki, kimse bu filme bilim kurgu etiketi koymamıştı) hatırlatan filmi hoşça vakit geçirmek isteyenler için önerilebilirim.

Yönetmen Duncan JONES’a Moon filmi yüzünden sempati duyuyorum ve bilim kurgu sinemasına ileride büyük katkıları olacağına inanıyorum. Bu filmi belli ki bolca para için yapmış. Kötü bir film olduğu için değil, ilk filminden sonra izleyicilerde beklenti oluşturduğundan bundan sonra kalitesi yüksek ve daha tatminkar işler yapması gerektiğini umarım birileri kendisine söyler 🙂



