2016 Oscar ödüllerinde “En iyi film” dalında aday olan Spotlight Filmini nihayet izleyebildim.
Spotlight, çarpıcı konusu, başarılı oyunculukları ve yalın anlatımı ile hem cesur hem de dört dörtlük bir yapım olmuş.
Filmin konusuna geçmeden önce, Spotlight’ın yalın anlatımıyla insanı afallattığını söylemek isterim. İzlerken sık sık aklımdan geçen ve “aslında izleyenler adına” Michael Keaton’ın kameraya dönerek “bunlar olurken biz neredeydik?” sorusu aklımdan hala çıkmıyor.
Muhafazakar bir eyalette kiliselerde cinsel tacize uğrayan gençlerin ve çocukların varlığını yok sayan ve dahası bu tacizlerin sıradanlaştıran, üstünü örten bir yapıyı gözler önüne seren film, Oscar’ın en güçlü adaylarından.

Spotlight Filmi Konusu
Film 2000’li yılların başında Boston Globe Gazetesininde bir veda töreni ile açılıyor.
Gazetenin Spotlight adı verilen ve dört gazeteciden oluşan araştırmacı ekibi, dahil oldukları gazetenin yönetim kadrolarına karşı bağımsız ve kapalı bir çalışma yöntemine sahiptir. Gazetenin yönetimi değişir ve genel yayın yönetmeni olarak New York’lu editör Marty Baron göreve başlar. İlk yaptığı toplantıda ise Spotlight ekibine tecavüzcü papazlar konusunun üzerine gitmelerini söyler. Boston muhafazakar bir eyalettir ve kilisenin etkisi derindir. Baron hatırlatana kadar bu konunun üzerine hiçbir gazeteci gitmemiştir. Daha ilk toplantıda böyle bir önerinin gelmesi herkesi şaşırtır.
Spotlight araştırmalarına başlar ve çok sayıda çocuğun – ailenin hayatını cehenneme çeviren olaylar zinciri gelişir. Ekibimiz, zaman içinde kendilerini de sorguladıkları korkunç gerçekleri ortaya çıkarmak için zamanla yarışmaya başlar.

Spotlight Filmi Oyuncu Kadrosu
Spotlight, hatırlayacağınız üzere Amerikan Ulusal Eleştirmenler Birliği tarafından 2015 yılının en iyi filmi seçildi.
Filmin Michael Keaton, Mark Ruffalo, Rachel McAdams, John Slattery, Brian d’Arcy James ve Stanley Tucci’den oluşan dev bir oyuncu kadrosu var. Oyunculukların tümü yalın ve etkileyici. Diğerlerinden daha fazla önce çıkan bir oyunculuk gözlemlemedim. Öte yandan Mark Ruffalo ve Rachel McAdams ise bu yıl en iyi yardımcı oyuncu dallarında Oscar adayı olarak açıklandılar. Bu yıl Oscar’da herkesin işi zor, Ruffalo ve McAdams iyi oyuncular ama ödül açısından pek şanslarının olduğunu sanmıyorum. Çok daha iyi oyunculuk sergiledikleri yapımları izlemiştik.

Yönetmen Thomas McCarthy filmi çok yalın, akıcı bir kurgu ile ve çok dengeli bir şekilde sunuyor. Filmin kahramanlarının yanı sıra izleyen herkesin bir parça kendinde suçluluk hissetmesinde yönetmenin payı çok büyük.
Film çok cesur demiştim. Düşünsenize Ermeni bir avukat, yahudi bir gazete editörü ve Portekiz asıllı bir gazeteci… Bu haliyle sisteme alışmış ve sürdüren – bir anlamda görmezden gelen “yerli”leri doğruları sunmaya adeta sürükleyen bir üçlü. Öte yandan bu durumu kabullenmiş, işin içinde din olunca geriye çekilen bir toplum. Bu suça bulaşmış bir rahibin, “çocuklarla şakalaştığını ama kendisini tatmin etmediğini belirtip, bundan zevk almadığı için kendini suçlamayışı ve çocukken asıl kendisinin tacize uğradığını söyleyerek tüm bunları normal karşılaması” filmin diğer vurucu sahnelerinden biriydi. Bazen bir cümle bile o toplumun yapısını anlatmaya yetiyor.

Spotlight kesinlike çok çarpıcı ve vicdanlara sesleniyor. Bu kadar hassas bir konuyu, böyle basit, akıcı ve etkileyici anlatmak kolay iş değil. Tek eleştirim ise filmin sonuna dair oldu, sonrası için biraz daha detay verilebilirdi. Biraz koştur koştur bitti ve vicdanımızdaki o sızıyı dindiremdi.
Spotlight Filmi Fragmanı
[youtube id=”EwdCIpbTN5g” align=”center” mode=”normal” autoplay=”no” maxwidth=”720″]
Şimdiden hepinize iyi seyirler dilerim…



