Garanti BBVA’nın Ekonomist Dergisi ve KAGİDER iş birliğiyle hayata geçirdiği ve bu yıl 19. kez düzenlenen Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması ödül töreni için birlikteydik.
Garanti BBVA’nın Ekonomist Dergisi ve KAGİDER iş birliğiyle hayata geçirdiği ve bu yıl 19. kez düzenlenen Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması sonuçlandı
Garanti BBVA, KAGİDER ve Ekonomist Dergisi iş birliğiyle bu yıl 19.’su düzenlenen “Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması” ödül töreni, kadın girişimciliğinin Türkiye ekonomisindeki dönüştürücü gücünü bir kez daha sahneye taşıdı. Garanti BBVA’nın kadın girişimciliği alanındaki 20 yıllık yolculuğunun da kutlandığı gecede, farklı şehirlerden, sektörlerden ve üretim alanlarından gelen kadın girişimciler başarı hikayeleriyle öne çıktı.
Kadın girişimcilerin hikayelerini insanın içi burkulmadan, gözleri dolmadan dinlemesi gerçekten zor. Bu özel gecede her biri emek, cesaret, sabır ve dirençle örülen değerli hikayeleri dinlerken duygu dolu anlar yaşadık. Hatta sık sık gözyaşlarımı tutamadığımı itiraf etmeliyim. Ödül alan, aday olan, aday olamayan; üreten, cesaret eden, yol açan tüm kadın girişimcilerle gurur duyuyorum. Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması 2026 ödül töreninde aldığım notlara aşağıdan ulaşabilirsiniz.
Bu yıl yarışmada “Türkiye’nin Kadın Girişimcisi” Bahar Şamhili Tanju olurken; “Türkiye’nin Yöresinde Sürdürülebilir Fark Yaratan Kadın Girişimcisi” Bahar Alan, “Türkiye’nin Teknolojide Gelecek Vadeden Kadın Girişimcisi” Hülya Tomak, “Türkiye’nin Kadın Sosyal Etki Girişimcisi” İpek Tüysüzoğlu ve “Türkiye’nin Kadın Kooperatifi” Sıla Elevli ödüle layık görüldü.
Gecede Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Esra Bezircioğlu, Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Sibel Kaya, Garanti BBVA’nın eski yöneticilerinden Nafiz Karadere, Ekonomist Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Talip Yılmaz ve 2010 yılında Türkiye’nin Kadın Girişimcisi seçilen Gamze Cizreli konuşmalarıyla kadın girişimciliğinin geçmişten bugüne uzanan yolculuğunu değerlendirdi.
“Kadın girişimciler ekonomiye ivme kazandırıyor”

Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, konuşmasında kadın girişimciliğinin yalnızca iş kurma meselesi olmadığını, ekonomiye ve topluma doğrudan etki eden güçlü bir dönüşüm alanı olduğunu vurguladı.
Akten, 20 yıl önce Türkiye’de girişimciler içinde kadın oranının yüzde 5 seviyesinde olduğunu hatırlatarak bugün bu oranın iki buçuk katına çıktığını söyledi. Avrupa’da kadın girişimci oranının yüzde 31, ABD’de ise yüzde 39 seviyesinde olduğuna dikkat çeken Akten, Türkiye’nin daha gidecek yolu olduğunu ancak son 20 yılda önemli bir mesafe kat edildiğini belirtti.
Mahmut Akten, Garanti BBVA’nın kadın girişimciliği alanındaki desteğini şu sözlerle anlattı:
“Kadın girişimciler toplumun çok önemli bir büyüme potansiyelini temsil ediyor. Onlar sadece iş kurmuyor; ekonomiyi büyütüyor, ekonomiye ayrı bir ivme kazandırıyor ve toplumu dönüştürüyor. Biz bu dönüşümün içinde olmaktan, bu ivmeyi yaratmaktan büyük mutluluk duyuyoruz.”
Akten, programın temelinde finansmana erişim, cesaretlendirme, eğitim ve pazara erişim başlıklarının bulunduğunu ifade etti. Garanti BBVA’nın son beş yılda kadın girişimcilere 350 milyar TL kredi sağladığını belirten Akten, kadın girişimci tanımını şahıs firmaları ve tüzel ortaklıkların en az yüzde 50 payına sahip olduğu şirketler üzerinden ele aldıklarını ve bu kapsamda 750 bin müşteriye ulaştıklarını paylaştı.
Akten ayrıca yarışmanın ilk yılında 103 başvuru aldığını, yıllar içinde toplam başvurunun 50 bini aştığını, bu yıl ise 2 bin başvuruya ulaşıldığını söyledi.
“Bu hikaye cesaret, finansman ve eğitim ihtiyacından doğdu”

Gecede söz alan Nafiz Karadere, yarışmanın nasıl ortaya çıktığını anlatarak 20 yıllık yolculuğun çıkış noktasını paylaştı. Karadere, görev yaptığı dönemde ABD’de katıldığı bir bankacılık etkinliğinde kadın girişimcilerin belirli bir büyüklüğe ulaştıktan sonra büyümekte zorlandıklarına dair bir oturum izlediğini söyledi.
Bu gözlemden sonra Türkiye’deki duruma baktıklarını anlatan Karadere, o dönemde kadın girişimci oranının yüzde 5 seviyesinde olduğunu gördüklerini belirtti. Karadere’ye göre bu tablo, Garanti BBVA’nın kadın girişimciliği alanında daha sistemli bir yolculuğa başlamasında belirleyici oldu.
Karadere, ilk günden itibaren üç temel ihtiyaç belirlediklerini söyledi: Kadın girişimcilerin cesaretlendirilmesi, finansal kaynaklara erişimin kolaylaştırılması ve eğitimle desteklenmesi. Finansman tarafında bankanın rol üstlendiğini, eğitim ve cesaretlendirme başlıklarında ise KAGİDER ve Ekonomist Dergisi ile güçlü bir iş birliği kurulduğunu ifade etti.
“50 bin hikaye dinledik, 500 bin hikaye dinlemeye hazırız”

KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Esra Bezircioğlu, törende yaptığı konuşmada yarışmanın kadın girişimciler için yalnızca bir ödül platformu olmadığını, Türkiye’nin dört bir yanında kadınların görünürlük kazandığı güçlü bir yolculuk olduğunu söyledi.
Bezircioğlu, KAGİDER, Garanti BBVA ve Ekonomist Dergisi’nin 19 yıldır aynı enerjiyle bu projeyi yürüttüğünü belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bu akşam sadece bir ödül töreninde bulunmuyoruz. Aynı zamanda uzun bir yolculuğun tam kalbindeyiz. Garanti BBVA ve Ekonomist Dergisi ile 19 yıldır cesaretiyle ilham veren kadınları birlikte alkışlıyor, birlikte taçlandırıyoruz.”
Bezircioğlu, yarışmanın 103 başvuruyla başladığını ve bugün 50 bini aşan hikayeye ulaştığını hatırlatarak, “50 bin hikaye dinledik; 500 bin hikaye dinlemeye hazırız. Yeter ki bu hikayeler Türkiye’de ve dünyada artsın” dedi.
KAGİDER’in sosyal etki ölçümüne de değinen Bezircioğlu, yaptıkları çalışmaların her 1 TL’lik yatırım karşılığında 4,8 TL’lik sosyal etki yarattığını söyledi.
Konuşmasının en güçlü vurgusunu “cesaret” kavramı üzerine kuran Bezircioğlu, kadın girişimcilerin çoğu zaman görünmeyen eşikleri aştığını belirtti:
“Cesaret bazen bir fikirle başlar, bazen ‘neden olmasın’ sorusuyla. Çoğu zaman da kimsenin görmediği bir yerde insanın kendine verdiği sessiz bir sözle başlar. Kadınların cesareti sessizdir ama derindir; dönüştürür ve iz bırakır.”
“Bu yarışma kaybedeni olmayan bir yolculuk”
Ekonomist Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Talip Yılmaz ise kısa konuşmasında yarışmanın Türkiye’de kadın girişimciliği alanındaki en uzun soluklu çalışmalardan biri olduğunu belirtti.
Yılmaz, bugüne kadar bu platformdan çıkan birçok girişimcinin kendi alanında güçlü başarı hikayeleri yazdığını söyleyerek, yarışmanın yıllar içinde yalnızca geleneksel sektörleri kapsayan bir yapıdan teknoloji, yapay zeka, e-ticaret, oyun, bilim ve sürdürülebilirlik gibi çok farklı alanlara açıldığını ifade etti.
Yılmaz’a göre yarışmanın beş farklı kategoriye ulaşması, kadın girişimcilik ekosistemindeki çeşitlenmenin ve gelişimin önemli göstergelerinden biri.
“2006’da dinlediğim hikayenin bugün sorumluluğunu taşıyorum”
Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Sibel Kaya, “Türkiye’nin Kadın Kooperatifi” ödülünü açıklamadan önce kendi deneyimini paylaştı. Kaya, 2006 yılında Ortaköy Şube Müdürü olduğu dönemde Nafiz Karadere ve KAGİDER’in önceki dönem başkanlarından Meltem Kurtsan ile bu yolculuğun ilk adımlarına tanıklık ettiğini anlattı.
Kaya, o gün dinlediği hikayeden çok etkilendiğini ve 20 yıl sonra projeyi yönetmenin kendisi için büyük bir gurur olduğunu söyledi.
Türkiye’nin Kadın Kooperatifi Sıla Elevli oldu

Bu yıl “Türkiye’nin Kadın Kooperatifi” ödülü, Tek Fındık Kadın Kooperatifi adına Sıla Elevli’ye verildi.
20 yaşındaki Sıla Elevli, genç yaşına rağmen fındık üretiminde kadın emeğini görünür kılan, dijital altyapıyla desteklenen ve izlenebilir üretim yaklaşımını merkeze alan bir model geliştirdi. Elevli, çocukluk yıllarında fındık bahçelerinde çalışırken üretim süreçlerindeki sorunları gördüğünü ve bu alanda daha sistemli, dijital ve kadın emeğini güçlendiren bir yapı kurmak istediğini anlattı.
Tek Fındık Kadın Kooperatifi, modern üretim süreçleri, dijital kayıt altyapısı, onarıcı tarım uygulamaları ve kadın istihdamını birlikte ele alan modeliyle dikkat çekiyor. Elevli, yaklaşık 168 kadınla birlikte çalıştıklarını belirterek kooperatifin yalnızca üretim yapan bir yapı olmadığını, kadınlara eğitim, sosyal güvence ve mesleki görünürlük kazandıran bir dönüşüm alanı olduğunu söyledi.
Elevli’nin en güçlü vurgusu, kadınların tarımdaki bilgisinin yeni nesillere aktarılması üzerine oldu:
“Kadınlarımız kooperatifimizin her yerindeler. Benimle birlikte öğreniyorlar, benimle birlikte öğretiyorlar, arazide çalışıyorlar. Biz yeni bir sistemin, yeni bir girişimin içinde kadınlarımızla birlikte geleceğe ilerliyoruz.”
Türkiye’nin Kadın Sosyal Etki Girişimcisi İpek Tüysüzoğlu oldu

“Türkiye’nin Kadın Sosyal Etki Girişimcisi” ödülü, Yugen Company kurucusu İpek Tüysüzoğlu’na verildi.
Tüysüzoğlu, tarımsal atıklardan katma değerli ürünler geliştiren girişimiyle özellikle tekstil, otomotiv, mobilya ve moda sektörlerinde hayvansal ve suni deriye alternatif bitki bazlı biyomalzeme üretimine odaklanıyor.
Girişimin ilk ürünlerinden biri olan biyomalzeme, nar kabuğu gibi tarımsal atıklardan elde ediliyor. Tüysüzoğlu, yalnızca Türkiye’de yılda 100 bin ton endüstriyel nar kabuğunun atık olarak kaldığını belirterek, bu atığın yüksek katma değerli bir malzemeye dönüştürülebileceğini anlattı.
Tüysüzoğlu’nun girişimi çevresel sürdürülebilirliğin yanında sosyal ve ekonomik sürdürülebilirlik boyutuna da odaklanıyor. Tamamı kadınlardan oluşan ekibiyle çalışan Yugen Company, nar üreticileriyle iş birliği yaparak iyi tarım ve sürdürülebilir tarım uygulamalarına yönelik eğitim süreçleri de yürütüyor.
Tüysüzoğlu, etki yaratmanın tek başına yürünebilecek bir yol olmadığını vurguladı:
“Bir derdi kendime mesele edindim ve bu yola çıktım. Etki yaratmak, etkiyi yaymak kolay bir süreç değil. Kolektif olmaya, birlikte olmaya ihtiyacımız var. Bu destek bizim için çok kıymetli.”
Türkiye’nin Yöresinde Sürdürülebilir Fark Yaratan Kadın Girişimcisi Bahar Alan oldu

“Türkiye’nin Yöresinde Sürdürülebilir Fark Yaratan Kadın Girişimcisi” ödülü, Novavera kurucusu Bahar Alan’a verildi.
ODTÜ Endüstri Mühendisliği mezunu olan Bahar Alan, Ayvalık’ta kurduğu Novavera ile zeytin ve zeytinyağı üretimini uçtan uca sürdürülebilir bir modele dönüştürdü. Kendi fidanını üreten, 55 bin ağacında kendi zeytinini yetiştiren, bu zeytinleri kendi fabrikasında işleyen ve ürünlerini restoran deneyimiyle tüketiciyle buluşturan Novavera, yüzde 55 kadın çalışan oranıyla dikkat çekiyor.
Alan, üretim süreçlerinde yenilenebilir enerji kullandıklarını, organik tarımı benimsediklerini ve negatif karbon ayak izi yaklaşımıyla çalıştıklarını anlattı. Kadın çalışanlara üretimden mühendisliğe, mutfaktan yönetim süreçlerine kadar farklı alanlarda öncelik verdiklerini belirtti.
Bahar Alan, Ayvalık gibi güçlü bir zeytinyağı geleneğine sahip bölgede en büyük zorluğun yerleşik alışkanlıkları değiştirmek olduğunu söyledi. Zeytinin çuvalla toplanması gibi geleneksel yöntemlerle mücadele ettiklerini ve üretimi uçtan uca kontrol ederek kaliteyi yükselttiklerini ifade etti.
Alan, Türkiye’nin yerel zeytin çeşitlerine dikkat çekerek şöyle konuştu:
“Türkiye’de 98 farklı zeytin çeşidi var. Her biri farklı aromalar veriyor. Biz bu çeşitleri yurt dışındaki yarışmalara göndererek Türk zeytinini uluslararası jürilere tanıtmaya çalıştık. Şu anda dünyanın en çok ödül alan zeytinyağı markasıyız. 2024 ve 2025 yıllarında dünyanın en iyi zeytinyağı üreticisi seçildik.”
Türkiye’nin Teknolojide Gelecek Vadeden Kadın Girişimcisi Hülya Tomak oldu

“Türkiye’nin Teknolojide Gelecek Vadeden Kadın Girişimcisi” ödülü, dijital su yönetim teknolojileri geliştiren BULİT kurucusu Hülya Tomak’a verildi.
Tomak, 23 yaşında girişimcilik yolculuğuna başladığını ve o dönemde Türkiye’de henüz yeterince konuşulmayan bir alanda, suyun yönetim biçimini teknolojiyle dönüştürmeye odaklandığını anlattı.
BULİT, endüstriyel tesislerde ve ticari binalarda su ve atık su proseslerini uçtan uca dijitalleştiren, yöneten ve optimize eden teknolojiler geliştiriyor. Girişimin çıkış noktası ise küresel su krizi.
Tomak, teknoloji geliştirmek kadar farkındalık yaratmanın da kritik olduğunu söyledi:
“Teknolojiyi yaygınlaştırmak için önce farkındalığı artırmamız gerekiyordu. İlk zamanlarda çok zorlandık. Su ülkemizde bol bir kaynak gibi görülüyordu. Ancak son dönemde su kesintileri arttıkça farkındalık yavaş yavaş oluşmaya başladı.”
Tomak, Türkiye’de yaklaşık bir yıl önce yayımlanan su yönetmeliğinin hem regülasyonel baskıyı hem de farkındalığı artırdığını belirterek, BULİT’in bu süreçle birlikte daha hızlı büyümeye başladığını ifade etti. Türkiye’de doğan bir su teknolojisini Avrupa ve İngiltere pazarlarına taşımak için somut adımlar attıklarını da paylaştı.
“Girişimcilik dünyanın en kalabalık yalnızlığıdır”

Gecenin en güçlü konuşmalarından biri, 2010 yılında Türkiye’nin Kadın Girişimcisi seçilen Gamze Cizreli’den geldi. BigChefs’in kurucusu Cizreli, 16 yıl önce aynı yarışmada ödül aldığı geceyi hatırlatarak sahneye çıktığında bugün çok daha heyecanlı olduğunu söyledi.
Cizreli, 2010 yılında finalist olduğunu bildiğini ancak birinci seçileceğini beklemediğini anlattı. Four Seasons’ta düzenlenen törende salonun arka tarafında oturduğunu, üçüncü ve ikinci açıklandıktan sonra ödül ihtimalinin azaldığını düşündüğünü, tam salondan çıkmayı planlarken kendi adının açıklandığını söyledi.
O gecenin hayatında bir dönüm noktası olduğunu vurgulayan Cizreli, o ödülün yalnızca bir takdir anlamı taşımadığını, kendisine “doğru yoldasın” duygusu verdiğini anlattı.
“Bugün sadece kendi hikayemi anlatmıyorum. Burada binlerce kadının ortak yürüyüşünü görüyorum. Girişimcilik, dünyanın en kalabalık yalnızlığı. Bir yola çıkarsınız; cebinizde hayaliniz, sırtınızda kimsenin görmediği yükler vardır. Kimse sabah uyandığınızda size ‘bugün harika işler yapacaksın’ demez. Kimse tutmayan hesaplarda, uykusuz gecelerde sırtınızı sıvazlamaz. Girişimci yalnızdır.”
Cizreli, girişimciyi “kendi karanlığında kendi ışığını yaratmaya çalışan yalnız yolcu” olarak tanımladı. Ankara’dan İstanbul’a geldiği dönemde henüz yolun başında olduğunu, çevresindeki birçok kişinin kendisine şüpheyle baktığını anlattı. Tam da o noktada Garanti BBVA, KAGİDER ve Ekonomist Dergisi’nin verdiği ödülün, hayatının yönünü değiştirdiğini söyledi.

Bugün BigChefs’in 140 şube, 9 ülke ve 6 bine yakın çalışanla halka açık bir şirket haline geldiğini belirten Cizreli, başarının arkasında yalnızca iş modeli veya büyüme stratejisi olmadığını, görünür kılınmanın ve desteklenmenin büyük rol oynadığını vurguladı.
“İnsanın en saf ve en çocuksu ihtiyacı alkıştır. ‘Doğru yoldasın, seni görüyorum, çabanı fark ediyorum’ denmesi çok önemli. O gece bana bunu hissettiren herkese, tüm kadın girişimciler adına yeniden teşekkür ediyorum.”
Cizreli, konuşmasında günümüz dünyasının zorluklarına da değindi. Savaşlar, ekonomik daralma, iklim krizi ve belirsizliklerle dolu bir dönemde bu tür gecelerin umut yarattığını söyledi.
“Bu salona girdiğimizde biri bizi içeri çekti ve ‘Durun, burada umut var’ dedi. Burada birbirinin ışığıyla aydınlanan kadınlar var. Ve o kadınlara sonsuz destek veren şahane erkekler var.”
Cizreli, kadın girişimciliğinde rol modellerin çoğalması gerektiğini belirterek, “Birimizin ‘yapabildim’ demesi binlerce kadının ufkunda güneş açtırıyor” dedi. Eğitimden iş hayatına, siyasetten girişimcilik ekosistemine kadar her alanda görünmez duvarların ancak dayanışmayla yıkılabileceğini söyledi.
Konuşmasını kadınlara ve girişimcilere bir çağrıyla tamamladı:
“Gelin kendimize bir söz verelim. Ne olursa olsun yıkıldığımız yerde kalmayacağız. Yorulduğumuzda duracağız belki, durmayı da bileceğiz ama asla vazgeçmeyeceğiz. En önemlisi birbirimizin elinden tutmaya ve birbirimizin sesini yükseltmeye devam edeceğiz.”
Cizreli, sözlerini Rudyard Kipling’in “If” şiirinden ilhamla tamamladı. Herkes yolunu kaybetmişken kendi yolunu çizebilmenin, kuşku anlarında kendine güvenebilmenin, beklemekten yorulmadan yürüyebilmenin ve yıkılan hayalleri yeniden kurabilmenin insanı olgunlaştıran en büyük sınavlardan biri olduğunu söyledi.
“Biz bu yolculukta insan kalmayı seçiyoruz.”
Cizreli’ye, 2010 yılından bu yana kadın girişimcilere ilham veren yolculuğu ve desteği için gecede özel bir teşekkür ödülü takdim edildi.
Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Bahar Şamhili Tanju oldu

Gecenin büyük ödülü olan “Türkiye’nin Kadın Girişimcisi” ödülü, Gurvita markasının kurucusu Bahar Şamhili Tanju’ya verildi.
Tanju, ödülünü alırken tüm kadın girişimciler adına büyük gurur duyduğunu söyledi. Çalışma arkadaşlarına, ailesine, eşine ve kendisine inanan herkese teşekkür eden Tanju, ödülü üreten ve inanan tüm kadınlar adına aldığını ifade etti.
“Yeter ki fırsat verilsin. Kadınlar akıllarına koydukları her şeyi fazlasıyla yaparlar.”
Bahar Şamhili Tanju’nun girişimcilik hikayesi kişisel bir sağlık deneyimiyle başladı. Medya sektöründe profesyonel kariyerini sürdüren Tanju, kemik erimesi rahatsızlığı yaşadıktan sonra doktorlarının önerisiyle kemik suyu ve sakatat çorbalarını düzenli tüketmeye başladı. Evde kendisi için hazırladığı bu ürünlerin piyasada güvenilir, taze ve erişilebilir biçimde bulunmadığını fark edince Gurvita’nın temellerini attı.
Tanju, taze kemik suyu ve çorba üretimiyle Türkiye’de yeni bir kategori yarattıklarını anlattı. Bu geleneksel gıdayı modern üretim teknolojileriyle buluşturduklarını, iki üniversiteyle yaklaşık iki yıllık Ar-Ge süreci yürüttüklerini ve üretim prosesini kamu otoriteleriyle birlikte şekillendirdiklerini söyledi.
“İnsan ‘bir iş yapayım, girişimci olayım’ diyerek girişimci olmuyor. Bir derdine, bir ihtiyacına çözüm bulduğunuz zaman kendinizi girişimci olarak görüyorsunuz.”
Gurvita’nın bu yıl dokuzuncu yılına girdiğini belirten Tanju, binlerce çocuğun Gurvita ürünleriyle büyüdüğünü, markanın gıda otoriteleri tarafından son 10 yılın en iyi gıda girişimlerinden biri olarak gösterildiğini söyledi. Yurt dışından da yoğun talep aldıklarını belirten Tanju, ilk ihracat adımını Dubai ile atacaklarını paylaştı.
Kadın girişimciliğinin yeni hikayesi daha görünür, daha teknolojik, daha küresel

Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması’nın bu yılki ödül töreni, kadın girişimciliğinin artık yalnızca belirli sektörlerle sınırlı bir alan olmadığını güçlü biçimde gösterdi. Fındık üretiminde dijital izlenebilirlikten nar kabuğundan biyomalzemeye, zeytinyağında negatif karbon ayak izinden endüstriyel su yönetim teknolojilerine ve gıda inovasyonuna kadar uzanan hikayeler, Türkiye’de kadın girişimciliğinin yeni kuşağını temsil etti.
Garanti BBVA, KAGİDER ve Ekonomist Dergisi’nin 19 yıldır sürdürdüğü yarışma, bu yıl bir kez daha kadınların iş dünyasında yarattığı ekonomik, sosyal ve çevresel değeri görünür kıldı. 20 yıl önce yüzde 5 seviyesinden başlayan kadın girişimcilik yolculuğu, bugün daha fazla kadının risk aldığı, teknoloji geliştirdiği, ihracata yöneldiği, sürdürülebilirlik ekseninde yeni iş modelleri kurduğu bir ekosisteme dönüşüyor. Kadın girişimciliği desteklendiğinde yalnızca şirketler büyümüyor; şehirler, sektörler, aileler ve gelecek de değişiyor.


