Fransa – Kanada ortak yapımı Upside Down bilim kurgu ögeleri ile bezeli fantastik ve romantik bir film.
Brezilyalı Juan Diego Solanas’ın senaryosunu yazıp – yönettiği filmin baş rollerinde Kirsten Dunst ve Jim Sturgess yer alıyor. Sturgess Bulut Atlası ile büyük beğeni kazanmıştı.

Upside Down öncelikle bir aşk filmi ve tek bir güneşin etrafında dönen ikiz gezegenlerde geçiyor. Her biri kendi yer çekimine sahip bu iki gezegenden biri yokluk içindeyken diğeri bolluk ve zenginlik içerisinde. Bu gezegenlerde yukarı düşmek ve aşağı tırmanmak mümkün.
Bütün maddeler, her parça ait olduğu dünyanın yer çekim kuvvetine bağlı ve herhangi bir nesnenin çekimi diğer dünyadan gelen nesne ile dengeleniyor. Karşısındaki madde ile temas ettikten bir süre sonra ise ısınıp yanmaya başlıyor… Böyle bir yer çekimine sahip iki dünyada, insanlar iki ayrı gezegende yaşamalarına rağmen, birbirlerine uzanabilecek kadar yakınlar fakat birbirleri ile temas etmeleri yasak ve tehlikeli.
Dünyalar arasındaki bağlantıyı kurma yetkisi sadece Transworld’e ait ve zaten kısıtlı olan alt dünyanın enerji kaynaklarını kontrol ediyor.

Alt dünyada yayan yetim Adam çok sevdiği narlardan toplamak üzere bir gün uzaklara gidiyor, çok ama çok yükseğe tırmanıyor, o kadar ki bulutların ötesine geçiyor ve üst dünyada yaşayan ve ona göre ters duran Eden ile karşılaşıyor. Selamlaşmayla başlayan dostlukları yıllar içerisinde aşka dönüşüyor. Adam bir halat yardımıyla Eden’in alt dünyaya çekiyor ve böylelikle yüz yüze görüşebiliyorlar. Fazlaca vakit geçirdikleri bir gün alt dünyada yaşayanlara yakalanıyorlar. Kovalamaca sonunda Eden sert bir şekilde dünyasına düşüyor, Adam ise o tarihten sonra bir daha ondan haber alamıyor. Yakalandığı için evi yakılan ve teyzesinden ayrılmak zorunda kalan Adam bu olaydan tam on yıl sonra televizyonda Eden’ı görüyor ve ona ulaşabilmek için Transworld’e çalışmak için başvuruyor ve olaylar gelişiyor…

Gelelim değerlendirmeye; fantastik görüntüleri ve özgün konusuyla dikkat çeken filmin sanat yönetiminin çok başarılı olduğunu söylemek lazım. Bambaşka bir dünyada gözlerinizi açıyorsunuz, görüntüler büyüleyici. Alt ve üst dünyanın aynı karede bulunduğu sahneleri izlemek ise oldukça güç – bir süre sonra gerçekten konsantrasyon ve sabır istiyor. İzledikçe mantık hataları yakalamanız mümkün, sanki bir yerden sonra sahneler özensiz davranılmış izlenimi yaratıyor.

İlk yarım saati soluksuz izlerken gittikçe düşen tempo ile birlikte 90 küsür dakikalık filmi neredeyse 3 saat izliyormuş duygusuna kapılıp özellikle sonlara doğru artık bitmesini diliyorsunuz. Oyunculukların başarılı olmasına rağmen Kirsten Dunst ve Jim Sturgess’in enerjisinin uyumsuz olduğunu da söylemek mümkün. Sonuç olarak, yeterli sabrınız varsa ve farklı bir film izlemek istiyorsanız Upside Down’ı tavsiye ederim.



