Dünyanın radyoaktif çöplüğe döndüğü berbat bir gelecekte geçen film; karanlık, şiddetli ve oldukça kanlı sahnelerden oluşuyor.

1977’den itibaren İngilizlerin çizgi roman kahramanı olarak takip ettikleri Yargıç Dredd ikinci çevrimi ile vizyona girdi. İlk defa 1995 yılında Sylvester Stalone’un canlandırdığı Yargıç Dredd’e bu defa Karl Urban hayat vermiş.

Washington – Boston arasında 800 milyon kişi neredeyse üst üste yığılmış ve çoğu terk edilmiş bloklar halinde yükselen binalarda sefil koşullarda yaşamaktadır. Sokakta cinayet, soygun, şiddet gırla gitmektedir. Çetelerin yönetimindeki bu bloklardan birini kontrol eden yüzü mahvolmuş Ma-Ma (Lena Headey) kullananın beyin faaliyetlerini yavaşlatan bir uyuşturucu imal etmektedir. Ma-ma’nın çetesi bloklar arasında en güçlü ve acımasız olanıdır.

Sokaklarda yaşanan terörün engellenmesi için, hem polis, hem silahşor hem de cellatlık yapan yargıçlar görev almaktadır. Suça karşı zerre kadar acıması olmayan bu polis güçleri, suçlu potansiyeli gördükleri her insanı tutuklayıp – sorgulamadan infaz etmektedir. Yargıçların en namlısı Dredd, bir gün baş yargıçtan Ma-Ma’nın çetesinin bulunduğu blokta işlenen cinayeti araştırmakla görevlendirilir. Eğitmesi için yanına verilen yargıç adayı Cassandra’yı da yanına alan Dredd, dev Peach Trees Binası’na doğru yola koyulur. 200 katlı ve her yanının çete üyeleriyle sarıldığı bu binada, çocuk gibi görünen ama aslında düşünceleri okuyabilme yeteneğine sahip Cassandra ile kanlı yolculuklarına başlarlar.
Sonrasında tahmin edeceğiniz gibi 3D olarak kan gövdeyi götürüyor.

Detaylara gelince;
Pete Travis’in yönettiği filmin senaryosunu Carlos Ezquerra, John Wagner ve Alex Garland birlikte yazmış. Müzik Paul Leonard Morgan’a ait. Başrollerde ise Karl Urban, Olivia Thirlby ve Lena Headey (Game of Thrones’un Cersei’si) var. imdb puanı yüksek olmasına rağmen filmin karanlık havası, kahramanlar, dekor daha önce gördüğümüz şeyler. Uyuşturucu alınan sahnelerde kullanılan yavaş çekim etkili ama benzerlerini zaten izlemiştik. Çizgi romana sadık kalıp üstüne yaratıcı unsurları yerleştirmek elbette zor. Kolay izlenen bu filmi çok da kötülememek lazım ama bir yenilik bir heyecan vaat etmiyor.

Film boyunca kan ve şiddet bitmiyor ama bu da bir yerden sonra sıkıyor. Oyunculukların etkisiz olduğunu belirterek, heyecan ve vahşet dolu bu bilim kurgu – aksiyon filmini meraklılarına tavsiye ederim 🙂



