Yıldızlara Doğru Filmi Ad Astra

Last updated on Ekim 3rd, 2019 at 09:07 pm

Yıldızlara Doğru Filmi Ad Astra, bu Cuma vizyonda. Bir sinema bileti karşılığında uzayın derinliklerine götüren film hakkında merak edilenleri ve yorumumu yazımda bulabilirsiniz. 

Yıldızlara Doğru Filmi Ad Astra

Babasının izinden giderek astronot olan Roy McBride’ın gözünden izlediğimiz film, izleyicileri bir sinema bileti karşılığında uzayın derinliklerine götürürken, bir astronotun iç dünyasına dair detaylar ile yüzleştiriyor. Düz sayılabilecek bir kurguyla izlediğimiz film hem bilim kurgu hem de festival filmi sevenleri memnun edecektir. 

Gelelim filmimizin konusuna…

Yıldızlara Doğru Filmi Konusu 

Filmimiz yakın bir gelecekte, umut ve ihtilaf olarak anılan bir dönemde geçiyor. Zeki varlıkları bulmak için gözünü uzaya dikmiş olan ve bu uğurda projeler geliştiren bir devirdeyiz. 

Küçüklüğünden beri astronot olma hayali ile yaşayan Binbaşı Roy McBride (Brad Pitt) bu uğurda duygularını ve eşini Eve (Liv Tyler) bir kenara iten, gözü ve aklı hep uzayda olan biridir. Duygusal ve zihinsel olarak çok kontrollü olması işinde başarılı olması için gereklidir. 

Bir gün çalıştığı uluslararası uzay anteni köprüsünde gerçekleşen patlama sebebiyle uzaydan dünyaya savrulur. Çalışan herkesin kontrolsüz bir şekilde sağa sola dağıldığı o anda soğukkanlılık hayata tutunur ve dünyaya iner. Bu olaylara Akım Dalgası denen bir durumun sebep olduğu açıklanır. Etkisi tüm dünyada hissedilmiş ve elektrik kesintileri ile birlikte binlerce kişinin ölümüne sebep olmuştur. 

Aynı günün akşamı gizli ve özel bir toplantıya çağılır. Buradaki komutanlar kendisi ile gizli bir dosya bilgisini paylaşır. Patlamaların sebebi Neptün kaynaklı ışık patlamalarıdır. Ancak orada bulunuşunun sebebi hayatta kalması değil, yıllar önce öldüğü açıklanan babası Clifford McBride (Tommy Lee Jones) ve 29 yıl önce hayata geçen Lima projesi kaynaklıdır. Clifford McBride, tüm astronotlar arasında bir kahramandır. Uzayda zeki varlıklar bulmak amacıyla hayata geçen Lima projesinin başındadır. Pek çok gezegene ilk o ayak basmıştır. Roy’un en son 16 yaşında gördüğü ve 29 yaşında geldiğinde ise öldüğü açıklanan babasının hayatta olduğu düşünülmektedir. Öte yandan bu bölgeye gönderilen insansız hava araçlarından sonuç alınamamıştır. Komutanlar babası ile iletişim kurması ve neler olup bittiğini anlaması için Roy’u görevlendirmek ister. 

Roy, ömrünü bu projeye adayan, öldü bildiği babası ile ilgili bu haber karşısında tepkisiz kalır ve görevi kabul eder. Savaş bölgesi olarak anılan ve korsanların bol bulunduğu Ay’ın uzak tarafına doğru askeri birlik eşliğinde gerçekleşecek olan ilk yolculuğun ardından babasından en son mesaj alınan Mars uzay istasyonuna gidecek ve babası ile iletişim kurmaya çalışacaktır.

Yıldızlara Doğru Filmi Oyuncuları

Ad Astra filmi, Venedik Film Festivali’ndeki Altın Aslan ödülü için yarışmıştı. Filmin yönetmeni James Gray. Gray’in uzayın hiçlik ve boşluk duygusunu ta derinden yaşattığını ve parça parça pek çok sahneyi belleklerimize kazıdığını söylemekte fayda var. Filmin kurgusu uzaya bir gönderme gibi neredeyse düz ve oldukça yalın. Bu açıdan zaman zaman tempo sorunu yaşatıyor. Roy’un iç dünyası ile birlikte bir gezegenden diğerine sürüklenerek kendisine eşlik ediyoruz. Gray yalın bir yakın geleceğin tüm detaylarını düşünmüş, detaycı bir yönetmen. Bu açıdan unutulmaz sahneler eşliğinde adeta uzay deneyimi yaşıyormuş gibi hissettiriyor. Filmin derdi dünya değil. Tıpkı Roy gibi gözünü ve aklını uzaya dikmiş. Yoğun psikolojik derinlikte taşıyan senaryoda James Gray ve Ethan Gross’un imzası bulunuyor. 

Filmin senaryosu adeta Roy’un günlüğü gibi. Sosyal ilişkileri zayıf ve iç dünyası ile boğuşan Roy, sahnelerin çoğunda bizimle konuşuyor ve sırlarını açıklıyor gibi. Yetenekli bir astronot olduğu kadar, rölüm karşısında bile kılı kıpırdamayacak kadar empati ve duygu yoksunu olan Roy, hep biraz yorgun ve yerçekimi ile uyumlu. Sesindeki yalnızlık ve karamsarlık izleyenin içine geçiyor. Her ne kadar filmde bir oyuncu olarak en çok Tommy Lee Jones’u beğenmiş olsam bile, Brad Pitt’in bu ağır oyunculuğun altından başarıyla kalkmış olduğunu söylememde fayda var. Eve rolüyle Liv Tyler’ı çok çok az izliyor, Pruitt rolüyle Donald Sutherland’e şapka çıkarıyoruz. 

Babaların Günahlarının Cezasını Oğullar Çeker

Film bilim kurgu ögeleri açısından efsane. Filmin açılış sahnesi büyüleyici, izleyenler olarak Brad Pitt ile adeta dünyaya sürükleniyoruz. Burada bana bir parça First Man duygusu yaşattı ama ondan çok daha etkiliydi. Diğer tarafta ay adeta bir turist merkezi ve tartışmalı – tam sahiplenilememiş bir bölge. Turistik uçuşlar çok gerçekçi ve esasen günümüze çok uzak olmayan bir yapılanma içerisinde. Tıpkı bir uçak gibi hostes ve pilotların mekiğin girişinde yolcu karşıladığı ticari bir yapı haline dönüşmüş. Ayın uzak bölgesi tam hayal edildiği gibi, buradaki sahnelerin detayları kusursuz ve unutulacak gibi değil. 

Mars, Neptün ve diğerleri… Yönetmen adeta uzaya gitmek isteyenlere bir ilk deneyim yaşatıyor. Bilim kurgudan ziyade gerçek ve günümüze / duygularımıza yakın sahneler izliyoruz. Tasvirler çok gerçekçi ve yalın, yüzleşmemiz gereken insani problemleri de açığa çıkarıyor. 

James Gray’in çok samimi bir film ortaya koyduğunu ve tüm dünyanın zeki varlıkları keşfetme çabasında farklı bir bakış açısı getirdiğini söylemek mümkün. Yıldızlara doğru filmi aksiyonu bol ve heyecanlı bir film izlemek isteyenleri tam olarak tatmin etmeyecektir. Kurgusu karmaşık filmlere alışık olduğumuz bir dönemde belleklerimizde farklı bir tat bırakıyor, Gravity’e ise benzemiyor. 

Şimdiden hepinize iyi seyirler dilerim. 

Yıldızlara Doğru Filmi Fragmanı

Yıldızlara Doğru Filmi Yorumu

  1 Yorum

  1. Avatar Yücel Mezin   •  

    Ben ad astrayı beğendim bence harika olmuş brad pitti ve liv tyelerı görmek oyunculuklarını izlemek hoşuma gitti urgusal olarak da çok güzeldi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir