50 Yaş Cazibesi ve Sykfall!

1962 yılında başlayan büyük maceranın 50. yılında Bond; yeniden doğan, olgun ama baştan başlayacak kadar azimli ve biraz da ihtiyatlı.

Hatırlayacağınız üzere Casino Royal’in konusu ilk Bond kitabıyla ilişkiliydi ve James’in iç dünyasına yer veriyordu. Quantum Of Solace bir öykü anlatıyordu ama çok ortalardaydı. Skyfall’da ise öykü en başa dönüyor ve klasiğin kapılarını yenileyerek açıyor. Duygusallığın yerini artık sadakat ve aile ilişkileri almış.

Tarihinde üçüncü defa İstanbul’a misafir olan son Bond filminin gelelim konusuna.

Kapalıçarşı’da motor üzerinde kovalama sahnesiyle başlayan film, Adana’da tren üzerindeki kavga sahnesi ile devam ediyor. İngiliz ajanlarının gerçek kimliklerinin bulunduğu CD’yi taşıyan adamın mutlaka ortadan kaldırılmasını isteyen M, (Judi Dench) ajan Eve (Naomie Harris)’e ateş etmesini söylüyor. Eve ise tren üstünde kıyasıya kapışan adamlara ateş edince Bond (Daniel Craig) sulara gömülüyor. Biz Bond’un öldüğünü düşünürken Londra’da örgütün güvenilirliği ve geleceği bürokratlar tarafından sorgulanıyor. MI6’yı yeniden yapılandırmakla görevli Mallory’de (Ralph Fiennes) bu sorgulamada M’e zor anlar yaşatıyor.

Üstüne bir de çalıştıkları bina bombalanınca işler iyice sarpa sarıyor. Gömüldüğü sulardan kurtulan, viski ve bar kahramanlıklarıyla avunan ajanımız, televizyondan bombalama olayını izliyor. Soğukkanlı M ise Bond’un ölüm ilanını yazıp – imzalamışken, üstüne bombalama olayında kaybettiği çalışanlarının tabutlarıyla baş başa kalıyor. Eve gittiğinde karşısında Bond’u gören M’in kaşı bile kıpırdamıyor ama biz içten içe mutlu olduğunu biliyoruz 🙂 Göreve dönmek için bir dizi sınav ve kontrolden geçen Bond, Mallory’nin laf sokmalarına rağmen M’in onayıyla kaldığı yerden devam ediyor. Ajanların kimliğini açığa çıkarmaya çalışan adamın bir suikast için Şangay’da olacağı anlaşılınca Bond’un rotası da belli oluyor.

Teknoloji mucidi Q (Ben Wishaw) ile National Gallery’de buluşan Bond, parmak izi ile çalışan silahını ve minik telsizini de alarak yola koyuluyor (Demek ki bundan sonraki filmde bol bol yeni icatlar izleyeceğiz). Hedefteki adamı ortadan kaldırmasına rağmen CD’lere ulaşamayan Bond, en büyük düşmanlarının-ajanların kimliklerini açıklamaya başlayanın kendi içlerinden biri olduğunu anlıyor. E soğuk savaş bitti, teşkilat içinden biri düşman olmayacakta kim olacak 🙂 Sonrasında olaylar, olaylar…

İzledikten sonra aklımda kalanlara gelince;

  • Çok tempolu ve heyecanlı başlayan Skyfall’un gelenekselden klasiğe geçişi bir solukta izleniyor. İstanbul nihayet olduğu gibi yansıtılmış. Bildiğim kadarıyla Adana ve Ölüdeniz’de kullanılmış. Şangay’ı ise bambaşka bir dünya olarak izledim.. Londra bildiğimiz gibi ama İskoçya geçişi izlerken değil ama sonrasında bana cılız gözüktü.
  • Getirdiği yeniliklerin (öyküde başa dönülmesi) dışında, hikayenin bir parçası olan Aston Martin DB5’in klasik ve ikonik görüntüsüyle geri dönüşü hepimize ıslık çaldırdı. Pahalı efektlerin yerini klasik sinema, teknolojik silahların yerini av tüfeği, çivi, eskimiş dinamit ve av bıçağı alışını ise manidar buldum.
  • Sam Mendes’in de tiyatro kökenli bir yönetmen oluşu ikili sahnelerde iyice hissediliyordu. Silva (Javier Bardem) ve Bond’un ilk karşılaştıkları sahne daha iyi çekilemezdi sanırım.
  • Filmde izlediğimiz kızlar Bond kızı olmak için fazla silik ve sıradandı. Rolleri yok denecek kadar azalmış, flörtöz ima ve iki sahne dışında sevişme sahnesi de kullanılmamış. Bu klasik anlayışın yanında kocaman bir Bond kadını figürü temel alınmış. Filmde Bond’un patronu M’i (Judi Dench) ilk defa bu kadar kanlı/canlı bir figür olarak izliyoruz. Hala acımasız, asil, yalnız, kararlı, ajanlar üzerindeki en ve tek etkili kadın.
  • Oyunculuklarda Judi Dench ve Daniel Craig bildiğimiz gibi ama asıl müthiş oynayan Javier Bardem. Daniel Craig’den bol bol rol çalan Javier Bardem, Julian Assange’i andıran görüntüsüne rağmen şiir gibiydi. Ralph Fiennes ve Ben Wishaw’ı ise sevmedim. Özellikle Ben Wishaw biraz klavye nasıl kullanılır öğrenseydi iyi olurdu. Piyano çalar gibi klavye kullanan kimse kalmadı 😛 Bir de filmde asansör sahnesinde bir hata yakaladım. Bond sakat olan sağ kolunu boşta bırakırken – uzaktan izlediğimiz sahnede sağ eli ile asansöre tutunuyor, sol eli boşta kalıyordu.
  • Jenerik ve konsept süperdi ama filmin fragmanı kadar büyüleyici olan şey Adele’nin sesi… Gerçekten çok etkileyici ve tekrar dinlemekten bıkmayacağımız bir parça olmuş.

 

Sonuç olarak James Bond filmin başında diriliyor ve yeniden doğuyor. Seride Sykfall’ın getirdiği en büyük yenilik öykünün başa dönüşü. MI6 yı tehlikeye sürükleyen yaramaz çocuk Silva (Javier Bardem) annesinden hesap sorarken, annesine sınırsız bir güvenle bağlı diğer çocuk James Bond onu doğduğu eve götürüp korumaya çalışıyor. Ajanların, M’in ve örgütün karanlık dünyası sorgulanırken biz de keyifli bir film izliyoruz. Benim için Casino Royal’den bir adım geride, Quantum Of Solace’tan ise önde duran bir film olmuş, sevenleri kaçırmasın diyor Bond’u sevmeyenler için Skyfall’u başlangıç için iyi bir fırsat olarak görüyorum 🙂

 

 

Seriye ait şimdiye dek 6 farklı Bond (Sean Connery, George Lazenby, Roger Moore, Timothy Dalton, Pierce Brosnan ve Daniel Craig) ve 24 film izledik. Sırasıyla,

  • Dr No (1962)
  • Rusya’dan Sevgilerle (1963)
  • Altın Parmak (1964)
  • Yıldırım Harekatı (1965)
  • İnsan İki Kere Yaşar (1967)
  • Ölümsüz Elmaslar (1971)
  • Asla Asla Deme (1983)
  • Kraliçe’nin Hizmetinde (1969)
  • Yaşamak İçin Öldür (1973)
  • Altın Tabancalı Adam (1974)
  • Beni Seven Casus (1977)
  • Ay Harekatı (1979)
  • Yalnız Senin Gözlerin İçin (1981)
  • Ahtapot (1983)
  • Bir Cinayete Bakış (1985)
  • Yaşayan Gün Işıkları (1987)
  • Öldürme Yetkisi (1989)
  • Altın Göz (1995)
  • Yarın Asla Ölmez (1997)
  • Dünya Yetmez (1999)
  • Başka Gün Öl (2002)
  • Canım benim –> Casino Royal (2006)
  • Quantum Of Solace (2008)
  • Skyfall (2012)

 

Hepimizin favorisi vardır. Sean Connery benim için kuşkusuz efsane Bond’dur. Timothy Dalton’ı fazla ciddi, Pierce Brosnan’ı karakterden uzak, Daniel Craig’i ise Bond olmak için doğmuş bir aktör olarak görüyorum. Üstelik gittikçe rol üzerine daha bir oturuyor, demleniyor.

 

 

 

 

  4Yorum

  1. Avatar birthday gifts   •  

    Thank you a lot for sharing this with all people.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir