Twitter’ın kapatıldığı, sosyal paylaşımların kısıtlandığı günümüzde firmalar da sosyal medyayı yavaş yavaş terk etmeye başladı. İşsizler ordusuna yenilerinin de katılması yakındır. Keşke sesimizi duyan, verdiği zararların toplumsal etkilerini anlayan yönetim birimlerimiz olsa.
Hayatımızı reklamlar, sosyal paylaşımlar değil elbette. Teknolojinin ve teknolojik aletlerin hayatımıza getirdiği yenilikler gözlerimizi kamaştırıyor ama aynı zamanda teknolojik işsizliği de beraberinde getiriyor. Bundan sadece 10 ya da 20 yıl önce hayalini kurduğumuz – filmlerde izlediğimiz teknoloji hayatımızı her alanına yön veriyor.
Çoğumuz telefonlarımıza gelen spam mesajlarından rahatsız, dikkat ettiniz mi bu aralar bankalar sürekli, kredi almamız konusunda bizi yüreklendiren, “gel paran hazır – nasıl olsa ödersin” mesajları yolluyor. Artık İnternet bankacılığı var, şubeye gidenlerin sayısı azaldı, çok yakında banka şubeleri de tarihe karışacak. Peki o kadar bankacı işsiz kalınca ne yapacak?

10 Yıl içerisinde uzaktan eğitimin yaygınlaşmasıyla birlikte günümüzdeki mevcut eğitim sistemi de bambaşka bir noktaya varacak. Aynı anda evleriden eğitim alabilecek öğrenciler için bu bir fırsat eşitliği, peki 10 yıl sonra bu kadar akademisyene ihtiyaç olacak mı?
Örnekler çoğaltılabilir ama yazım fazla uzar ve zaten sıkıcı bir konudan bahsederken, derin bir umutsuzluğa da kapılmanızı istemem.

Geçen gün izlediğim “I Lost My Job” Tom Hallat ve Dale Hallat tarafından yazılıp yönetilmiş. 36 Dakikalık süresiyle oldukça düşündürücü ve izlenmesi gerken bir belgesel bu. Muhteşem bir teknolojik dönüşümün yaşandığı çağımızda, elektronik araç ve gereçler insanların yerini alması ana konusu. Bildiğiniz gibi artık büyük fabrikaların çoğunda yüksek eğitimli mühendisler ve teknisyenlere son teknoloji ürünü cihazlar eşlik ediyor.
Belgesel, tüm sanayi ve iş kollarında teknolojinin yol açtığı teknolojik işsizliği ve bu sürecin hızlı gelişimini gözler önüne seriyor. Aynı zamanda bir geçiş yönü analiyizi çıkararak bu durumun önüne geçmek için toplum olarak yapabileceklerimiz konusunda da fikir sunuyor.
İnatla, “aydınlık ve güzel gelecek” temennisiyle, teknolojiye ve iletişime kapımızı kapamayalım. Sosyal medyadan umudunu kesen firmalara da biraz insaf ve sabır diliyorum. Hepimiz insanız, iyi günde kötü günde birbirimize destek olmalıyız.



