Geçtiğimiz hafta sonu hem arkadaşımız Şirzat Aytaç’ı ziyaret hem de temiz hava, bol güneş ve denize girmek için Antalya’ya taraflarındaydık.
İstanbul’a 50 Dakikalık uçak yolculuğuyla ulaştığımız bu güzel şehir, doğası, plajları ve güzel kızlarıyla meşhur.

Genellikle bu zamanlar çok sıcak olan Antalya, geleceğimizi biliyormuş gibi püfür püfür eserek karşıladı bizi. Meşhur portakal heykelini geçerken, yıllar önce geldiğim Antalya’nın ne kadar gelişmiş olduğunu görerek şaşırdım. Hemen gözüme kestirdiğim dairelerin fiyatlarını alacakmış gibi sormaya başladım… Hayal etmesi bedava nasıl olsa 🙂

Kısa süre sonra, adres tariflerimin başlangıç noktası olan saat kulesine ulaştık. Bilişim kongresine gidecekmiş gibi şık bir elbise, topuklu ayakkabı ve elimde yepisyeni ipad’im ile içimden söylensem bile az sonra ayaklarımı uzatacağımın hayali ile otele ilerledik.

Şirzat, benim aşırı titiz bir insan olduğumu düşünerek temizliği ve merkeze yakın oluşu sebebiyle Harput Pansiyon’u uygun görmüş. Burası dış mimarisi eski Türkevi olan, içerisi ise günümüz şartlarına göre restore edilmiş bir pansiyon. Sahibi Pala Dayınının bıyıkları benim saçım kadar var. Toz bulduğum takdirde bedava kalabileceğimizi öğrendiğim için en alakasız çerçeveleri bile hoplaya zıplaya kontrol ettim ama tek bir toz bile bulamadım. Antalya Kaleiçi’nde sırtınızı saat kulesine verip aşağıya yürüdükten 50 Metre sonra bu pansiyona ulaşıyorsunuz. Seksenlerden kalma dekorasyonunu mutlaka görün. O döneme ait olmayan sadece klima ve televizyon var. Kişi başı 50-55 TL’ye kalabilirsiniz, kahvaltı ücrete dahil değil.
Burada gece hayatı canlı müzik yapılan minik bar ve kafelerde yaşanıyor. Ben bu kadar çok şarkı söylenen bir yer daha önce görmedim. Geçtiğiniz her sokaktan gitar sesi ve şarkı söyleyenler eksik olmuyor. Fiyatlar makul, 8-10 TL’ye bira ve türevi içkileri bulabilirsiniz.

Akşam yemeği için en kolay ulaşabileceğiniz yer dönerciler çarşısı. Buradaki ikram geleneğinin İstanbul’da olmasını ne kadar isterdim. Bir çorba dahi içseniz, fırından çıkmış pide, haydari ve maydanozlu tereyağı ile karşılanıyorsunuz, yemek sonrası çay bedava. Fiyatlar gayet makul, iki kişi 30-40 TL’ye rahatlıkla doyarsınız. Yemeğin üstüne meşhur Hatay Künefesi yiyip – üstüne kahvenizi bile yudumlayabilirsiniz.

Kahvaltı konusu biraz sıkıntılı. Kahvaltı yapmak istediğinizi söylediğinizde panikliyorlar. Siz servisi beklerken gugıllayıp, tabağı nasıl hazırlarız diye araştırıyor olabilirler. Saat kulesine sırtınızı dönüp cadde yönünde ilerleyip sola doğru devam ederseniz Don Kişot Kafe’de leziz bir kahvaltı edebilirsiniz. Kişi başı 15 TL.
Merkezden sahile inmek için iki seçeneğiniz var. Taksi veya tramvay. Tramvay ücreti 1.75 TL, sabrım yok taksiyle giderim diyenlerdenseniz 15-20 TL arasında bir ödeme yapıyorsunuz.
Taksi şoförüne beach park’a gitmek istediğinizi söyleyip – numarasını belirtiyorsunuz.

Plaj yoluna indiğinizde, modern şehircilik anlayışını takdir etmemek mümkün değil. Sahil şeridinde numaralandırılmış beach club tarzı işletmeler bulunuyor. Biz 8 numaralı Cubana Beach’i tercih ettik, hem sakindi hem de müzikleri bize hitap ediyordu. 5 TL’ye şezlong kiraladığınızda şemsiyesi hediye. Yiyecek ve içecek fiyatları makul, 7-9 TL’ye burger, 5 TL’ye kola var ve oldukça lezzetli.

Konyaaltı bölgesinde deniz o kadar temiz ve güzel ki tarif etmek zor. Bu yıl girmekten en keyif aldığım denizi burada buldum. Ferahlatıyor ama üşütmüyor, şnorkelle dibe bakınca balıkları görmeniz mümkün. Mümkünse erken saatte sahile inmekte fayda var, saat birden sonra çarşaf gibi düz olan deniz biraz dalgalanıyor.
Mutlaka yapın;
Vaktiniz varsa Şirzat’a uğrayıp, sizi Harput Elazığ Çiğköfte’ye götürmesi için yalvarın. Adresini karışık olduğu için tarif edemiyorum, lezzeti ise anlatılamaz.

Dağlara doğru şık restoranlar ve alabalık çiftliklerinin olduğu söylendi ama biz kısıtlı zamanımız içerisinde bunu yapamadık.
Hediyelik için geleneksel Antalya Yenigün reçelleri süper fikir. Lezzetli, bol seçenekli – meyvesine göre fiyatları 7-12 TL arasında değişiyor. Bal kabağı ve bergamot kabuğu reçelini tavsiye ederim.
Modern heykelleri, renkli gösterilere sahne olan su havuzları ve muhteşem deniziyle bu güzel şehir sizleri bekliyor. Mükemmel bir Antalya tatili için ya Şirzat’a ulaşmanız, ya da blog yazımı okumanız şart.
Konukseverliği – tatlı sohbeti için ben gibi gülerken gözleri kaybolan arkadaşımız Şirzat Aytaç’a ve ortağı Deniz beye sonsuz teşekkürler.



