Panpa, Altıkırkbeş bünyesinde çıkarılan sanat-fikir-aksiyon dergisi. Eğlenceli makalelere ek olarak görsel malzeme olarak başarılı illüstrasyonlara yer verilmiş butik bir dergi.
“Başımızda otorite yumruğu olmayınca, haram süt emmişliğimiz ortaya çıktı” mottosuyla, bir İnci Sözlük teşebbüsü olduğunu sonradan öğrendiğim derginin ikincisi sayısını aldım ve inceledim.

Amatör ruhla çıkarılan Panpa 48 sayfadan oluşuyor ve dergi stantlarında bulunmuyor. Ben Suadiye DNR’ın kitap reyonundan 8 TL’ye aldım. Dergi tasarımı Erol Egemen’e teslim edilmiş baskı kalitesi etkileyici ve tasarımı oldukça sade.
Editörden köşesinde genel yayın yönetmeni Yusuf Ünal, ikinci sayıyı birinci sayıdan gelen yorumları dikkate alarak çıkardıklarını, pek çok yazar ve editörden olumlu geri bildirimle aldıklarını yazmış. Dergiyi alan ve okuyanların, yazdıkları, çizdikleri, çektikleri, topladıkları içerikleri basvuru@panpadergi.com adresine göndererek Panpa’nın bir parçası olmaya davet etmiş.

Sayfalar ilerledikçe akıcı ve eğlenceli bulduğum metinlerin üzerinden tekrar geçtim. Sanat, fikir adına basmakalıp (bazen gerekli) sözler söyleyen dergilerin aksine daha bireysel tespitlere ve eğlenceli anlatımlarla yer verildiğini görmeyi beklemiyordum. Mesela daha kapağı çevirdiğim an gördüğüm ilk reklam ilanı Oxford House College’da kocaman bir metin hatası vardı ve ben hala bunu şakadan mı yoksa ciddi ciddi dikkat çekmek için mi o şekilde kullanıldığında emin olamadım. Yani dergiyi okurken yazılanları hem ciddiye almak istiyorsunuz hem de 48 sayfalık bu geyiğe neden para verdim diye sorguluyorsunuz.
Erdem Elbir’in “Yola Şirk Koşmak” denemesini çok sevdim. Hangimizin evin bir köşesinde duran ve artık askılık vazifesi gören bir koşu bandı yok ki 🙂
Müzik bölümünde Kerem Savaş “Turkuaz Oje ve Bigudi” yazısında bireysel bir müzik kronolojisi çıkarmış. Keyifle okudum ve listesine göz atmaya karar verdim.

Gökhan Yüksel’in “Osman’la İmtihan”, Ziya Karakor’un “Batman”, Zuhat Öztarhan’ın “Bilinmesi Gerekenler Üzerine Deneme” bölümlerini sevdim.
Özgün Altıntayt’ın, “Bakımlı kadın yoktur; erkek araklamaya çalışan hatun vardır” köşesi ise samimiydi. En sevdiğim illüstrasyon ise Baysan Yüksel’e aitti.
Diğer sayfalar için ne diyeceğimi bilemiyorum, yarıda bırakmamak için zorlandığım da oldu, bu ne şimdi dediklerimde.

İşin benim için en tuhafı Panpa’yı İnci Sözlük teşebbüsü olduğunu bilmeden satın almam. Dergiyi okumayı bittikten sonra blogumda yazmaya karar verdim ve link bağlantıları için gugılladım. İlk karşıma çıkan http://inci.sozlukspot.com/ adresinde “Panpa dergisi falan almayın“ başlığı idi. Yani bir nevi inci inciye karşı durumu.
En nihayetinde Panpa ilk sayısını bulmaya, bir sonraki sayısını da beklemeye karar verdiğim bir dergi olmuş. Düşünenlerin emeğine sağlık, farklı bakış açılarına her zaman ihtiyaç var.



