Cem Yılmaz, adımı başa koyup gösterisini sinema salonlarına taşımış, durur muyum hemen izledim.
İki saati aşan kahkaha tufanı, Cem Yılmaz’ın 2010 yılından beri yaptığı stand-up gösterisinin derlemesinden oluşuyor. Daha once de canlı performansını izlediğim Cem Yılmaz, deyim yerindeyse döktürüyor. Tehlikeli bir gösteri bu çünkü başından sonuna vücudunuzda gülerken kullandığınız tüm kaslarınıza kramp giriyor. Gündelik hayatta kanıksadığımız olayları ve detayları kendine has üslubu ve beden dili ile öyle bir anlatıyor ki zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz.

Gösterinin başında laf sokmaya başladığı ağabeyi Can Yılmaz, güldürü malzemesi ve yapımcı olarak yapıma katkıda bulunuyor. Sırf google araştırmalarında daha fazla rezil olmasın diye adını (ailemin en büyük çocuğuyum sonuçta, destek şart) yazmak istedim 🙂 Yönetmen koltuğunda ise Murat Dündar var.
Cem Yılmaz’ın gösterilerinde ön koltukta yer bulmanız oldukça zordur. Ya yer kalmaz, yer bulduğunuzda bütçeniz uymaz… Zordur gerçekten. Sinemada izlesek canlı gibi olmaz ama belki güler ve biraz gevşeriz derken, “haksızlık olmasın” ama canlı performans tadını yakaladık. Dev erkanda, değişen açılarla, tertemiz bir sesle takip ettiğimiz gösteri, sanki Cem Yılmaz’a daha fazla gülmemizi ve mimiklerini daha fazla yakalamamızı sağladı. Salonda tek boş koltuk yoktu ve gösteri canlıymış gibi yaptığı esprileri ara ara alkışlayıp – laf atmamak için kendimizi zor tuttuk.

Cem Yılmaz’ın mimikleri ve yaşı fiziken tam oturmuş. Beden dilini kullanırken bazen onu Robert De Niro’ya bazen Ali Ağaoğlu’na bazen de mahallemizdeki bir esnafa benzettim. Yıllar kendisine güzellikler katmış.
Güldürmek çok zor bir iş, hele de ağlanacak bu kadar çok şey yaşanırken güzel yurdumda Cem Yılmaz’ın kıymetini bilmek lazım. Gevşemek, dünyadan uzaklaşmak ve kahkahalar atmak için hemen biletinizi alın. Tekrar tekrar izlemek isteyeceksiniz… Gösteriyi izlemeden once su – mendil ve gülerken yumruklayıp dürtükleyebileceğiniz birini de edinin, çok işe yarıyor ☺ Şimdiden iyi seyirler.
Not : Gösterilerden sonra neden bu kadar çok güldüm deyip, olanları hatırlamaya çalışırsınız. Mehmet Yaşin’e hala çok gülüyorum ☺ buraya ekleyeyim, ileride işim yarar 😉



